Ekmek küçülürken
Ülkemizde her dört kişiden biri, beklenmedik bir harcamayı karşılayamıyor. Bir kombi arızası, bir diş tedavisi, bir okul masrafı… Küçük bir kriz milyonlarca haneyi borç batağına sürüklüyor. Buna da “istikrar” diyorlar!
Nüfusun yüzde 19,6’sı evini ısıtamıyor. Yüzde 27,9’u yetersiz izolasyon nedeniyle ısınma sorunu yaşıyor. Enerji yoksulluğu artık istisna değil, olağan bir hayat biçimi. Yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar ve çürümüş pencere çerçeveleriyle yaşıyor. Yüzde 58’i eskimiş mobilyasını yenileyemiyor. Dayanıklı tüketim çökmüş durumda. Orta sınıf her geçen gün eriyor. Alım gücü dibe vurmuş halde. Toplumun yüzde 22,1’i trafik ve sanayiden kaynaklı hava kirliliğine maruz kalıyor. Yoksulluk sadece gelir düşüklüğü değil ki! Duvarı küf kokan sağlıksız ev, akciğer kapasitesini düşüren kirli hava, battaniyeyle yaşanan soğuk oda, baklagilin bile hesapla alındığı eksik beslenme demek. Yoksulluk böyle bir şeydir; bedenin zayıflaması, zihnin yıpranması, hayat kalitesinin düşmesi demektir ve bedelini yine halkın ödediği…
BU YOKSULLUK BİR POLİTİKANIN SONUCUDUR
Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi BİSAM, Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ocak 2026 Dönem Raporu’nu açıkladı. Veriler durumu daha da çıplak hale getiriyor. Dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için........
