menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adaletin bayram etmediği ülke

27 0
21.03.2026

Bir ülke varmış.

Eski Hayat Bilgisi kitaplarında; aynı anda dört mevsimin yaşandığı, bir ucunda denizleri, bir ucunda dağlarıyla büyüleyen, yerli malı kullanmanın önemi anlatılan, bereketli topraklarıyla övünülen cennet vatan olarak nitelendirilen bir ülke… Şehirleri kalabalık, sokakları canlı, nüfusu genç, tarihi derinmiş. Dışarıdan bakıldığında, anlatılacak ne çok güzelliği varmış. Ama o ülkenin bir de kaderi varmış. Ezelden beri, en çok da kendi içindeki hoyratlık kendi bereketini rahat bırakmazmış. Bittabi emperyalist denizlerden gelen rüzgârlar da, sık sık dalgaları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışırmış.

Ama o ülkede yaşayanlar zamanla bu güzellikleri anlatmaktan çok başka bir şey konuşur olmuş… Adaletin hali.

Aslında içten içe şunu da biliyorlarmış; o ülke hiçbir zaman tam anlamıyla bir hukuk devleti olmamış, daha çok kanunların varlığıyla ayakta duran bir yer olmuş. Ama şimdi o zayıf dayanak da sarsılmış. Hayat bütün canlılığıyla akarken insanların içinde sessizce büyüyen bir soru varmış: Bir gün adalete ihtiyaç duyduklarında gerçekten adil bir kapı açılacak mı?

İşte o soruyla birlikte, o güzel ülkenin hikâyesi de epeyce değişmeye başlamış.

Bu ülkede sıklıkla bakanlar değişirmiş. Esasen herkes farkındaymış, bakanların adı değişse de yönettikleri işlerin gidişatı hiç değişmezmiş; kararlar her zaman o emperyalist denizlerden gelen rüzgârların fısıldadıklarına uymak “zorundaymış.”

***

Ancak son yıllarda iyiden iyiye her şey yerinden oynamış gibiymiş. Eski zamanlardan bakınca, ülkede düzenin bu kadar da tersine döneceği kimsenin aklına gelmezmiş. Örneğin adaletin tecelli etmesinden........

© Birgün