menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fallus düştüğünde

25 0
06.07.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü mezuniyet töreninde, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden de mezun olan Hasan Özdağ, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen "akademisyeni" “refüze etti”. Bu reddediliş, aynı zamanda bölüm başkan yardımcısı unvanı da verilmiş olan YRB’nin bir tür hırçınlık atağı geçirmesine neden oldu. Şahıs, sosyal medya hesabından “Törene katılıyorsanız seremoninin işleyişi nasılsa ona uyacaksınız. Yoksa gidip diplomanızı sekreterlikten alabilirsiniz. Ben orada kendimi değil Felsefe Bölümü'nü temsil ediyorum, sizin showunuzun bir parçası olamam.” açıklamasını bahşetti. Bu lütufkarlığı ne sıradan bir kibir kusması ne de “tüy dikme”; inanıyordur açıklamasına! Aynı hafta, egemen ideolojinin kutsal dokunulmazlık zırhını stand-up sahnesinde delen Deniz Göktaş tutuklandı. Anlaşıldığı kadarıyla emniyet ters kelepçelemeli gözdağı sahnesi için epey emek harcamış, en az beş kez mizansen tekrarlanmış. Yine de üretebildikleri “simgesel” görselin niteliği vasattan öteye geçememiş.

Her iki olay da aynı şeyi gösteriyor: Toplumsal alanın, kurumsal ruhsallığın ve iktidarın iç içe geçtiği bir kırılma anını! Türkçenin yalın gerçekçiliğiyle söylersek, kaba tabirle, geçen hafta iktidar “..ik gibi ortada kalma" halindeydi.

Diploma töreni olayı, tepeden inme unvanlarla kuşatılmış bir egonun kamusal alanda yaşadığı narsisistik bir kırılganlık gibi görünebilir. Liyakat zinciri kırılıp makamlar birer ödül gibi dağıtıldığında, o koltuğa oturan kişilerde büyüsel bir düşünce filizlenebiliyor. Unvanı üstüne geçiren, unvanın gerektirdiği bilgi, deneyim ve saygınlığa da kendiliğinden sahip olduğunu sanıyor. Cerrahi deneyimi kısıtlı birinin sırf profesör kadrosuna atandı diye en ağır ameliyatı yapabileceğine inanmasıyla, bir felsefe kürsüsüne oturtulanın tüm kurumsal saygınlığı şahsında topladığını varsayması aynı kökten besleniyor. Gücün, bilgiyi ve haklılığı otomatik olarak doğurduğuna inanılan bir tür akıl tutulması. Türkiye’nin son çeyrek yüzyıllık........

© Birgün