Halk köleliği seçer mi?
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Evet, seçebilir. Sorular şöyledir; önemli tarihsel dönemeçlerde toplumların tercihleri ve takındıkları tutum her zaman doğrudan ve iyi olandan yana mıdır? Halk her zaman haklının yanında mıdır? Kalabalıklarda ya da daha doğru bir yaklaşımla toplumun çoğunluğunda Allah vergisi bir doğru ve haklı olma hali mi vardır? Bu soruların öznesini işçiler, emekçiler ve ezilenler diye daraltsak bile, yanıtımız "hayır" olacaktır. Tarihsel sosyolojik gerçeklik budur. Çok sayıda somut olay ve olguyla doğrulanmış bir gerçekliktir hem de.
Tersine toplumların çoğunluğu "felsefi" bakımdan tarihin doğru tarafında durmadıkları gibi, genellikle haklıdan ve iyiden yana da değildir.
Kitlelerin ancak devrim dönemlerinde yaratıcı ve dönüştürücü güçleri açığa çıkar. Toplumlar ancak devrimci patlama dönemeçlerinde yaratıcı yıkıcılık ve kuruculuklarını ortaya koyar. Görkemli, kahredici, değiştirici, ilerici ve aydınlanmacı ve eşitlikçi ve özgürlükçü olurlar. Dünyanın ve toplumların "ilerleme" dinamosu da bu dönemlerdir. Ancak toplumların uzun tarihsel akışları içinde bu devrimci sıçrama ve atılım dönemleri kısa sürer. Toplumsal yaşamın uzun kesitleri/dönemleri ise durağan ve felsefi anlamda (hızlı ve radikal değişimlere kapalı olmak bakımından) muhafazakârdır. Daha tedrici ve zamana yayılan bir değişim ve ilerleme yaşanır.
Değişimin hızı ve ritmi düşer. Tarihin katarı çok yavaş ilerler. Devrimcilik bu nedenle seçkin, asilik aynı nedenle soylu ve özel bir insanlık hali ve tavrıdır. Ve bu nedenle devrimciler tarihin her evresinde, her değişim atılımının öncesinde (başlangıçta) azınlıktır. Yine aynı nedenle büyük tarihsel atılım, ilerleme ve dönüşümün öncüleri onlardır.
'KADERE' MÜDAHALE!
Peki bu "kadere" müdahale edilip değiştirilebilir mi? Bu sorunun yanıtı 'evet'tir. Ancak, daha önce şu gerçeği saptamalıyız; baskı, sindirme, devletin şiddet aygıtlarının harekete geçirilmesi ve devlet/iktidar terörü gibi etkenler boyun eğme ya da teslimiyeti zorlayan unsurlar olmakla birlikte, dünyada hiçbir rejim salt zorla iktidarını sürdüremez. Asgari bir toplumsal desteğe, sürekli tazelenecek bir rıza ve onaya ihtiyaç duyar. Dünyanın en kötü yönetimi bile sabahtan çöpleri toplamak, yiyecek tedarikini sağlamak, okulları açık tutmak ve belli ölçüde güvenliği tesis etmek zorundadır. Hitler'i halk seçti.
Sürekli istikrarsızlık, kargaşa, kaos ortamı, şiddet, güvenlik duygusunun yitimi ve ulusal kriz dönemleri gibi toplumsal-tarihsel durumlar her zaman devrimci tepkiler doğurmayabilir. Böyle tarihsel dönemeç ve hallerde toplumların/ülkelerin kaderini belirleyecek olan devrimci öznelerin izleyeceği doğru tutumdur. Bu nedenle kriz dönemleri, yakın ve uzak dünya tarihinde de görüldüğü gibi, çoğu kez otoriter yönetimlere kapı aralar. Bazen bu kapı sultanist bir rejimden faşist diktatörlüğe kadar uzanan bir genişlikte açılabilir.
Dolayısıyla, tarihsel kötülüğü önlemenin yolu, yukarıda da işaret edildiği gibi, bilinçli ve iradi bir müdahalede bulunmaktır. Böyle bir örgütlü güce ve kapasiteye sahip olmaktır. Ancak, devrim süreçleri determinist olduğu kadar voluntarist bir seyir de izler. Ama bazen sonuç alınsa da, kimi kez tarihsel kötülüklerin önüne geçilemeyebilir. Bazen tarih başka türlü olamayacağı için bu (istenmeyen) sonuçları yaratır.
Hayat gariptir! Zengin, çeşitlilik içinde, çelişki ve çatışmalı bir işleyişe sahiptir. Sürprizlere açıktır. Kişilerin olduğu gibi toplumların da psikolojileri vardır. Toplumların psikolojileri anlaşılamaz ise, tarihin işleyiş yasaları da tam olarak kavranamaz. Bu psikolojinin de yönetilmesi gereklidir.
A. HERZEN'İN MİRASI
İngiliz tarihçi Edward Hallet Carr (1892-1982), toplumların kimi tarihsel dönemeçlerde baskıcı ve totaliter rejimlere destek vermek, yani bir anlamda köleliği kabulleniş şeklinde ortaya çıkan "psikolojik hastalığı" ilk gören kişinin Rus gazeteci Aleksandr Herzen olduğunu belirtir. Aynı zamanda devrimci bir entelektüel olan Herzen (1812-1870) Erich Fromm'un ünlü "Özgürlükten Kaçış" kitabında faşizmin psikolojik temeli olarak........
