Savaşta hayatta kalma rehberi
Ne yazık ki bazı savaşlara tanıklık ettim. İşim gereği; Irak’ta, Afganistan’da, Yugoslavya’da, Azerbaycan/Karabağ’da… Ölenler, örselenenler yalnızca cephede birbirlerini vuranlar olmuyor. Hayatta kalabilmek savaşın etkilediği her yerde, herkes için zor. İlla da kadınlar ve çocuklar için.
Daha önce yazdım. Uzun süre rüyalarıma giren en korkunç savaş manzarası; Kabil’de bir roket saldırısında ölen 10 yaşındaki oğlunun hastanenin altında bir odaya “doldurulmuş” cesetler arasındaki cesedine donuk gözlerle bakan anneydi, çok daha kanlı olaylara tanıklık etmeme karşın.
Bir anneyi, evladının cansız bedeni karşısında, donuk gözlerle dikilip ve onu nasıl alıp götüreceğini (parasızlıktan) düşünmek zorunda bırakan nasıl bir canavar olabilir?
Bütün felaketler gibi, savaşta da sizi en fazla kahreden şey çaresizlik! Bazen bir dilim ekmeğe, bir patatese, bir parça sargı bezine muhtaç eden çaresizlik!
Düşünsenize; yüzen bir ada gibi, üzerlerinde 100 kadar bombardıman uçağı ile dünyanın en büyük savaş gemileri dolaşıyor etrafınızda. Uçan bir ada gibi, 15 km yüksekte, karnında 32 ton bombayla dünyanın en büyük bombardıman uçakları dolaşıyor tepenizde.
Onların kusacağı ölüme, ölümden beter çaresizliğe nasıl........
