Sarı Atlı’dan Kaplan'a aydınlık bir kasaba: Saratlı
Cuma Kaplan, Aksaray’ın Gülağaç ilçesine bağlı, iki yeraltı şehri, açılmamış çok sayıda mağarası ve M.Ö.’ye uzanan geçmişiyle Kapadokya havası taşıyan Saratlı kasabasının 2024’te Sol Parti’den seçilen belediye başkanı.
Dinamik, çalışkan, genç biri! Genç demem, kendimle kıyasladığımdan. Yoksa nüfus kâğıdında ne yazar bilmem. Kısa özgeçmişinde “1963 yılında Saratlı’da evlenmiş” yazıyor. Buradan yaş tahmini yapabilirim ama ben doğduktan üç yıl sonra evlenmiş birini böyle çakı gibi görünce, mahcup olmamak için o hesaba hiç girmedim.
Sol Parti seçimi kazandığından beri Saratlı’yı merak ediyordum. En önemli iki sorunu; fırın olmadığından ekmeğin dışarıdan getirilişi ve bir park yapımı diye duymuştum.
O fırın yapılmış, hemen arkasına da insanların gelip oturacağı temiz bir pastane/kafe.
Saratlı’ya ilk gelişim. İlk dikkatimi çeken sokakların temizliği. Kasabanın aydınlanma, eğitim ve bilim aşkı da Erol Cığırlı’nın kasabayı anlatan Saratlı haa! Romanının sayfalarından yansıyor. Bir solukta okunan romandan, Saratlılıların okullarını kendi olanaklarıyla el birliğiyle yaptıklarını ve bir öğretmen gönderin diye Aksaray’ın, Ankara’nın yollarını aşındırdıklarını öğreniyorsunuz.
Yetim Mehmet, Köy Enstitüsü’nden mezun olup Mehmet Öğretmen olarak ilk atandığı köy Saratlı’ya geldiğinde hem Alevi kültürü hem de böylesi engin bir eğitim aşkıyla da ilk kez karşılaşıyor. Saratlı’nın aydınlanma ve bilime dönük yüzü de Köy Enstitüleri’nin Anadolu’yu besleyen pınarıyla tanışıyor.
Benim Saratlı’yla tanışmam Salı günü, İlhan Cihaner’le birlikte konuştuğumuz “Yol Ayrımındaki Türkiye’nin Geleceği” paneli sayesinde oldu. İnsanların kapı ağzında ayakta durduğu, Aksaray, Niğde ve Kayseri’den de gelenlerin olduğu tıklım tıklım dolu bir salona konuştuk.
Belediye, fırının yanında 13 dükkânlı bir de çarşı oluşturuyor. İnşaatların bir kısmı bitmiş, diğerleri bitmek üzere. Eczane açılmış. Biz Cuma Başkan’la fırın/kafe’de sohbet ediyoruz. Aşırı güler yüzüyle çaylarımızı verirken “Hakkımızda iyi şeyler yazarsınız, değil mi?” diyor. Cuma Başkan’ı Mehmet Öğretmen’i dinler gibi dinliyorum:
“Benim başkanlıktaki tek amacım öğrenci okutmak. İlkokul, ortaokul, lise... toplamda 450 öğrencimiz var. Aralarında Aksaray’a Fen Lisesi’ne gidenler de var. 28 de üniversiteli öğrenci. Aksaray’a giden öğrencileri her gün ücretsiz götürüp getiriyoruz. 28 üniversite öğrencimizin de hepsine burs veriyoruz.”
Cuma Başkan yapılacak işleri sayarken de Mehmet Öğretmen oluyor: “En büyük eksik kütüphane. Kütüphane yapılacak. Onu yapmadan bırakmam. Bir de tiyatro salonu.”
Cemevi’nde tiyatro kursları verilen, Saratlı haa! romanının oyunlaştırılarak yöre halkıyla sahnelenmesi planlanan bir yer burası.
Sol Parti mimarlarla, mühendislerle destek oluyor. Cuma Başkan’ın kasabaya ekonomik katkı sağlayacak en büyük hedefi de seracılık. Sol Parti sözcüsü İsmail Tombul, ziraat mühendisleri ile konuştuklarını ve bilimsel bir seracılık için çalıştıklarını söylüyor.
Cuma Başkan’ın sera ve fırın konusuna yaklaşımından etkilendiğimi itiraf edeyim: “Belediyenin 27 çalışanı var. 2 milyon 200 bin aylık gelir, 1 milyon 800 bin de personel gideri. 4,5 milyon borç vardı. Hepsini ödedik, şimdi bir kuruş borç yok. 27 çalışandan 4’ünü fırına kaydırdık. Ekmeği 10 liradan satıyoruz, günde 1000 ekmek satılıyor ve 4 kişinin maaşını fırın karşılıyor. Sera projesi gerçekleştiğinde 8 kişiyi de oraya kaydıracağız. O zaman mali açıdan çok rahatlayacağız.”
Saratlı, 2000 nüfuslu bir kasaba, en az o kadarı da yurt dışında. Rivayete göre; adını köye ilk yerleşen kişiden almış. Bu kişinin bir sarı atı varmış ve çevrede yaşayanlar "Sarı atlı geldi, sarı atlı gitti" derlermiş. Böylece Sarı Atlı olan köyün adı sonra Saratlı olarak kayıtlara geçmiş.
Sarı Atlı’nın kurduğu köy, şimdi Sol Partili Kaplan’ın belediye başkanlığında aydınlanmacı geleneğini geleceğe taşıyacağının ipuçlarını veriyor.
Ben de bir sonraki Saratlı seyahatimi iple çekiyorum!
