Kanlı dönüşümün miladı: 7 Ekim
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
“Netanyahu ve ABD, birlikte Ortadoğu’yu şekillendirmeye soyundular. Bu programın bir adı da vardı: Operation Timber Sycamore. General Wesley Clark 2011’de Pentagon’a 5 yılda çıkarılacak 7 savaşın listesini verdi. Suriye savaşı, İsrail’in kışkırttığı 6 savaştan biri; Lübnan, Irak, Libya, Somali, Sudan. Bir de Yemen var. Bunlardan sadece biri, İsrail’in şiddetle istediği İran-ABD savaşı henüz çıkarılamadı. Bu savaşların hiçbiri kaçınılmaz değildi, tercih edildi. Hepsi rejim değiştirme operasyonları fikrinden doğdu."
Bu itiraflar ve ifşa BM Yetkilisi ve Genel Sekreter Danışmanı Prof. Jeffrey Sachs’e ait. Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Sachs’ın konuşmasından kısa süre sonra İsrail’in istediği İran-ABD savaşı da başlatılacaktı.
On yıllar boyunca Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan ABD ve İsrail’in önüne istenilen fırsat 7 Ekim 2023 tarihinde çıkacaktı. 2006’dan bu yana Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas’a bağlı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın İsrail’e düzenlediği saldırılar Ortadoğu tarihinin en büyük kırılmalarından birine vesile olacaktı. “Aksa Tufanı” operasyonunda çoğu sivil 1.200 İsrailli, 1.600 civarında da Filistinli hayatını kaybetti. 250 İsrailli de rehin alınarak Gazze’ye götürüldü. Eylemin öncülüğünü Hamas yapsa da Ortak Operasyon Odası’nda 14 Filistinli direniş örgütü vardı.
Saldırı tüm dünyada büyük şok etkisi yarattı. İsrail, ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti, ardından da tarihin gördüğü en acımasız katliamlarından birine yol açacak olan “Demir Kılıç Operasyonu”nu başlattı.
7 Ekim saldırısını fırsata çeviren İsrail, Ortadoğu’da inşa etmek istediği “yeni düzen” için düğmeye bastı. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adım adım işleme sokulurken 7 Ekim sonrası üçüncü ve en kanlı aşamaya da geçildi. Saldırı gününe kadar ülkesinde bir yılı aşkın süre boyunca milyonların katıldığı protesto hareketleriyle sarsılan Başbakan Binyamin Netanyahu saldırı sonrası -tıpkı W. Bush’un 11 Eylül 2001’de yaptığı gibi- yurttaşlara ülkenin bekası için ulusal güvenliğe yaklaşımını değiştirmesi gerektiğinin propagandası yaptı.
PARADİGMALAR DEĞİŞİRKEN
Bu tarihten itibaren de güvenlik paradigmaları değişti, yeni ulusal güvenlik stratejisi hayata geçirildi. ABD gibi İsrail de güvenliği sınırdan değil sınır ötesinden başlattı. İsrail de ABD’nin okyanus ötesinden gelip Afganistan’ı, Irak’ı, Somali’yi, Libya’yı vurması gibi çevre ülkeleri bombaladı. Lübnan, Suriye, Irak, İran, Yemen, Katar bu süreçte hedef alındı.
“Savaştayız” diyen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun talimatıyla İsrail ordusu havadan ve karadan Gazze’yi ayrım gözetmeksizin bombaladı. 8 Ekim’de hava operasyonları ile başlayan saldırılar 27 Ekim'de kara harekâtına dönüştü. Ve sonrasında iki yıl sürecek olan “etnik temizlik” harekâtı başladı.
Gazze Şeridi’ne yaklaşık 750 gün boyunca ölüm kusan İsrail, en az 80 bin Filistinliyi katletti, yüz binlercesini yerinden, yurdundan etti. Gazze’deki fiili işgalini genişletti, Filistinlileri deniz kenarında dar bir bölgeye hapsetti.
HAMAS NEDEN SALDIRDI?
İsrail’in saldırılardan haberdar olduğu, Tel Aviv’in uzun süredir hesapladığı, “kanlı dönüşüm” için tıpkı 11 Eylül saldırıları gibi bir bahane aradığına dair senaryolar hala gündemde. Senaryolar bir tarafa Aksa Tufanı, İsrail’in Gazze Şeridi’ni dev bir açık hava toplama kampına dönüştüren kuşatmasına verilmiş bir yanıttı. Filistinliler İsrail’in kolonyalist mülksüzleştirme saldırılarına karşı can havliyle bir mücadeleye girişmek zorunda kaldılar. Bu bir varlık meselesiydi.
Tel Aviv on yıllarca Gazze’yi bir açık hava hapishanesine çevirirken Filistinlilerin yaşam hakkını yok ediyordu. Trump ürünü Abraham Anlaşmaları ile varlık koşullarını tamamen yitireceklerini gören Hamas, son bir adım olarak Aksa Tufanı ile kurulan denklemi bozmak istedi.
Gilbert Achcar’a göre yaşananlar Filistinlilerin “Büyük Felaket” olarak tanımladığı Nakba’nın ikinci aşamasından başka bir şey değil. Gözü dönmüş siyonist yönetimin saldırıları Filistinlilerin 1948’de olduğu gibi yerlerinden sürülmesi girişimiydi.
7 Ekim saldırısı İsrail’in Filistin’i Filsitinsizleştirme hayallerini gerçek kılmanın vesilesi yapıldı. Hamas’ı Gazze’den silme bahanesi altında Filistinli nüfus “seyreltilmeye” yani azaltılmaya çalışıldı. Öyle de oldu.
Achcar’a göre, tanık olduğumuz şey Hamas’ı yok etme bahanesiyle Nakba’dan bu yana etnik temizlikle toprak fethini birleştiren, Gazzelileri yerinden etmeyi amaçlayan ikinci turun peşrevidir. Yani 1948’in devamıdır İsrail’in bu saldırıları.
LÜBNAN’DAN........
