Tesadüfen bulunan kozmik mermi izleri
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Geri dönüşüm dendiğinde ilk akla gelen şey her ne kadar pet şişeler olsa da aslında daha kozmik bir ölçekte düşünenler Rush grubunun Carl Sagan’dan esinlenerek yazdığı “Yıldızların tozundan yaratılmışım, Ve damarlarımda akar okyanuslar.” diye başlayan şarkısını hatırlayacaktır. Gökyüzünün durgun görünen karanlığı, aslında evrenin en muazzam geri dönüşüm fabrikalarına ev sahipliği yapıyor. Kanımızdaki demirden soluduğumuz oksijene, parmaklarımızın ucundaki karbondan kemiklerimizdeki kalsiyuma kadar bizi oluşturan her atom, milyarlarca yıl önce ömrünü tamamlamış yıldızların merkezindeki nükleer fırınlardan gelme. Ancak her ne kadar bu sürecin kaba hatlarını bilsek de astrofiziğin yıllardır yanıt aradığı en temel sorulardan biri de şu: Bir yıldız ölürken içindeki malzemeyi tam olarak nasıl uzaya fırlatıyor ve bu malzeme yeni gezegenlerin, yeni yaşamların harcı olmak üzere evrene nasıl dağılıyor?
Nature dergisinde yayımlanan Pieter van Dokkum ve ekibine ait yeni bir çalışma "Numerous bow shocks in the outer Helix Nebula", işte bu kozmik suç mahallini ilk kez bu kadar net ve canlı bir şekilde gözler önüne seriyor. Popüler kültürde Yüzüklerin Efendisi'ndeki imgeye benzetilerek "Sauron'un Gözü" ya da "Tanrı'nın Gözü" olarak anılan ünlü Helix Bulutsusu'nun (NGC 7293) karanlık dış çeperlerinde yapılan bu keşif, yıldız ölümünün düşündüğümüzden çok daha dinamik, kaotik ve büyüleyici bir süreç olduğunu işaret ediyor.
KOZMİK MERMİLER
Dünya’dan sadece 650 ışıkyılı uzaklıkta bulunarak bize en yakın ve en görkemli gezegenimsi bulutsulardan biri olan Helix Bulutsusu, Güneş benzeri bir yıldızın ömrünün sonuna geldiğinde dış katmanlarını uzaya savurmasıyla oluştu. Sıradan astrofizik modelleri, bu gaz atımının düzenli, pürüzsüz ve homojen bir küresel balon gibi genleştiğini varsaysa da yıldızlara bakmaktan çok, galaksilerin arasındaki ‘boşluğu’ incelemeye çalışan MOTHRA (Modular Optical Telephoto Hyperspectral Robotic Array) adı verilen yeni nesil aşırı hassas teleskop dizisiyle yapılan derin gökyüzü gözlemleri, bu tabloyu yıkma yönünde sağlam adımlar atıyor. MOTHRA sisteminde geleneksel teleskoplardaki gibi tek bir dev ayna veya mercek kullanmıyor. 1140 adet........
