menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran Savaşı'nın düşündürdükleri…

21 0
latest

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"ni Türkiye kabul ettiğinden beri akademisyenlerin ortak görüşü, ülkemizin "hukuk devleti" olmaktan çıktığıdır… Nitekim yapılan tüm araştırmalarda "halkın yargıya olan güveninin %23’lere" düştüğü görülmektedir… Hak, hukuk, adalet ve demokrasi olmayınca ekonomi çöktü, işsiz ve aç kalan bir ülke hâline döndük…

∗∗∗

"İBB İmamoğlu Davası", hukuksuzluğun en somut örneği… Mahkemeden yansıyan açıklamalara bakılınca, sonu başından belli olan bir yargılama gösterisi yapılıyor… 4000 sayfayı aşkın iddianame sonrasında, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere savunma yapan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın açıklamalarından anlaşıldı ki iddianamede havuz medyasının yönlendirmeye çalıştığı gibi ciddi bir belge yok; olan tanık ifadeleri de çekilince suç da yok… Davanın, masumiyet karinesi unutularak algıyı yönlendirmek ve iktidarın koltuğunu muhafaza etmek adına açıldığı anlaşılıyor… Muhtemelen nisan ayında açıklanacak ara kararda, siyasi baskı olmazsa bu başkanların tutuksuz yargılanmasına karar verilebilecek… Aynı durum son günlerde anayasanın verdiği görevini kullanan basın mensupları için de geçerli… 9 gündür neden tutuklu olduğunu bilmeden cezaevinde yatan BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı, "Uğur Mumcu’nun yolundan gidiyorum" diyerek yaklaşık bir aydır tutuklu olan DW’nin yargı muhabiri Alican Uludağ ile aylardır tutuklu olan duayen gazeteci, TELE1’in kurucusu ve yorumcusu Merdan Yanardağ’a yapılan hukuk dışı uygulamalar, devletin "hukukun üstünlüğünü sahiplenen" niteliğinden çıkarıldığının açık göstergesi…

∗∗∗

Pazar günü, bu duruma tepki gösteren ve anayasal haklarını kullanmak isteyen bine yakın gazeteci Kadıköy’de toplandılar ama polis kuşatması altında eylemlerini tam olarak yapamadılar… Çünkü ülkemizi yönetenler, Anayasa'nın yurttaşlara verdiği hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelliyor, adeta anayasal düzenden uzaklaşmış bir yönetim sergiliyorlar…

16 Nisan 2017'de yapılan ve AGİT tarafından hileli olduğu ilan edilen referandumla değişen rejime karşı olan milyonlarca yurttaş, "yetti artık" diyerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kuşadası’ndaki 101. mitinginde yine haykırdı ve erken seçim istedi… İktidar halk desteğini kaybettiğinin farkında, hemen miting sonrası Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle Özel hakkında soruşturma başlattı… Bilinmeli ki halk artık bu sindirme ve baskı uygulamalarından korkmuyor…

∗∗∗

ABD’de "dünyayı kana boyayan Trump’a" karşı 9 milyon insan, 50 eyalet ve 3200 yerleşim biriminde eylem yaptı ve "No Kings" ("Krallara Hayır") protestolarıyla tepkilerini kitlesel isyana dönüştürdü…

Protestocular; savaşın ekonomik yükünden (artan enerji fiyatları gibi) ve olası uzun süreli çatışmalar nedeniyle ölümlerin artacağı kaygısından duydukları endişeyi dile getirdiler…

∗∗∗

Bilinmeli ki ABD halkı, Trump’la birlikte derin bir kutuplaşma yaşıyor… Trump’ın dengesiz ve kural dışı siyaset yapma biçimi, bu ayrışmayı körüklüyor… Savaşı isteyen bir zorba olarak nitelendirilen Trump’ın dış politikadaki her adımı, iç siyasette de sert tepkilere neden oluyor… İran Savaşı, bu bölünmenin en net örneklerinden biri oldu... Yapılan anketlere göre Amerikalıların çoğunluğu İran’a yönelik askeri operasyonları desteklemiyor ve özellikle kara harekâtına ciddi biçimde karşı çıkıyor…

Bu durum, Trump’ın başlattığı savaşın toplumda meşruiyet sorunu yaşadığını gösteriyor...

∗∗∗

Protestolar Amerikalılar için yalnızca savaş karşıtlığını değil, aynı zamanda Trump’ın "otoriterleşmesi" korkusunu da yansıtıyor... Göstericiler, Trump’ın Kongre onayı olmadan askeri adımlar atmasını anayasal düzene aykırı buluyor… Bu nedenle İran Savaşı, ABD için sadece dış politika olarak görülmüyor; aynı zamanda içeride demokrasi ve yönetim biçimi tartışmasına dönüşüyor… ABD halkı Vietnam Savaşı'ndaki 60 bin askerini ve milyarlarca dolar değerindeki kayıplarını unutmamış… Üstelik "komünizm karşısındaki emperyalizmin bozgununu" yaşamanın kötü anısı, hâlâ akıllarında… Vietnam’a karşı yenilmenin kaybettirdiği prestij ve dünya liderliğinden düşmesinin maliyetini siyasilerin üstlenmediğini de çok iyi biliyor… Yeniden aynı travmayı yaşamak istemiyor…

Tüm verilere bakılınca, gelecekle ilgili belirsizlik hâli ve İran Savaşı, Trump yönetimine karşı duyulan tepkiyi artırıyor! Bu durum Amerika’nın hem iç siyasette hem de küresel rolünde kırılmalar yaşayacağı bir sürece girdiğini gösteriyor…

Trump’ın yanlış ve aşağılayıcı politikası karşısında AB’nin ABD’den uzaklaşarak kendi içinde bütünleşmesi ve "Münih Güvenlik Konferansı'nda" ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun saçmalayan konuşması sonrasında "Almanya ve Japonya’nın da nükleer silaha sahip olacaklarını" açıklaması, sadece ABD için değil, dünya için de yeni bir tehlikenin önümüze geldiğini gösteriyor…

Dünya bu hâldeyken biz maalesef, hukuk devleti olmaktan çıktığımızı söylüyoruz... Oysa Türkiye’nin dünyada etkin olabilmesi, hukukun üstünlüğüne ve laik demokrasiye inanan bir iktidarla yönetilmesiyle mümkündür… Çare erken seçimdir!!!


© Birgün