Halk denetleyemezse çürüme kaçınılmaz olur!
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Ülkemiz parlamenter sistemden uzaklaşıp ucube bir rejimle idare edildiğinden beri “yolsuzluklar cenneti” oldu!
Siyaset, tarikat ve mafyanın tasallutu altında kaldı...
Yani, ahlak ve değerler kayboldu, yurttaş dayanışmasını yitirdi, adı, sınırları, yurttaşları, başkenti tartışılan bir ülke konumuna geldi.
Şimdi önemli büyük bir sınavla karşı karşıya...
***
Türkiye son yirmi yılda yalnızca ekonomik krizlerle değil, siyaset, kamu kaynakları, tarikat-cemaat yapılanmaları, mafya ve organize suç ilişkileriyle de ağır bir sınavdan geçiyor...
Deniz Feneri’nden 17–25 Aralık’a, FETÖ’nün ekonomik yapılanmasından Çiftlik Bank ve Thodex’e, Seçil Erzan dosyasından kamu ihaleleri ve belediyelere yönelik soruşturmalardan fon dolandırıcılığına kadar uzanan tablo, tek tek kişi isimlerinden daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: “Devlet bu yolsuzlukları neden denetleyemiyor?”
***
2018 yılı, bu açıdan kritik bir dönüm noktasıdır...
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin” yürürlüğe girmesiyle birlikte “yasama, yargı ve yürütme yetkisi” Cumhurbaşkanında toplandı...
Böyle bir sistemde “denetim mekanizmalarının” bağımsızlığı daha da önem kazanır... Çünkü güç merkezileştikçe, gücü denetleyen ve dengeleyen kurumlarının yaptırımları daha da kuvvetli olmalıdır...
Aksi halde yurttaş ve toplum, tüm gücü elinde tutan iktidarın esiri haline dönüşür...
Ülkede tek belirleyici güç artık “o kişidir”...
***
2018 sonrasında sistemde başka bir alarm daha yükseldi:” uyuşturucu ve uluslararası organize suç örgütleri”...
UNODC,(Birleşmiş Milletler uyuşturucu ve suç ofisi) verilerine göre; “Türkiye’de 2014–2021 arasında yakalanan kokain miktarı yaklaşık........
