Hiçbirimiz güvende değiliz
Artık yeter! Acımızı da öfkemizi de anlatacak tek söz yok artık. Eğitimin bir gelecek umudu olmaktan çıkarıldığı, yarattıkları tüm sorunların müsebbibi olarak öğretmenlerin hedef gösterildiği, okulların, ülkemizin çetelere, tarikatlara mecbur bırakıldığı bir ülke yarattılar.
İbrahim Oktugan öğretmenin, Fatma Nur Çelik öğretmenin, Siverek’te, Maraş’ta meslektaşlarımızın, öğrencilerimizin okullarda yaşamını kaybettiği, yaralandığı günleri yaşıyoruz. Hemen her haftaya okullarda şiddet olayları ile başlıyoruz.
***
Hiçbirimiz güvende değiliz duygusu artık tüm öğretmenlerin, öğrencilerin ortak duygusu.
Öğretmenleri, öğretmenlik mesleğini hedef gösteren dil, eğitim politikaları 24 yılın her anında sürdürüldü. Öğretmenleri eğitimde yarattıkları yıkımın sorumlusu ilan ettiler. Öğretmenlik mesleğinin bu denli değersizleştirildiği, itibarsızlaştırıldığı hiçbir dönem yaşanmadı.
Kamuda, özelde ücretli, sözleşmeli, güvencesiz çalıştırılmak temel istihdam biçimi haline getirildi. Liyakatin yerini siyasal kadrolaşma aldı. Kamusal eğitime, öğretmenlere, öğretmen atamalarına ayrılmayan kaynaklar, özel okul patronlarına, şirketleşmiş tarikatlara aktarıldı. Kamudan fonlanıyorlar, öğretmen maaşları bütçeye yük, ataması yapılmayan öğretmenler ilgi çekmek için intihar ediyorlar, kamu öğretmen istihdam yeri değil türevinden onlarca cümle ile kurulan ihbar hatlarıyla öğretmenler, öğretmenlik mesleği hedef tahtası haline getirildi.
***
Çocukların, gençlerin eğitimle bir gelecek yaratma umudunu ellerinden aldılar. Eğitimde yıkımın asli sorumluları çocuklarını yurtiçi ve yurtdışında en pahalı okullarda okutanlar eğitimde eşitsizliğin devasa boyuta ulaştığı bir ülke yarattılar. Yoksulluk, eşitsizlik artışıyla eşit, parasız, nitelikli, bilimsel eğitim tahribatıyla, sınav merkezli eğitim sistemiyle okul terkleri, devamsızlık, akademik başarı düşüklüğü her geçen yıl arttı. Okulla, okul aidiyeti ile bağı kopan çocuklar çocuk yaşta iş cinayetleriyle, yaralanmalarla, çocuk emeği sömürüsü, istismarla karşı karşıya bırakıldı. Kamusal eğitim kaybedildikçe çocukların, gençlerin ülkemizde cirit atan suç örgütlerine, tarikatlara mecbur bırakıldığı bir düzen yaratıldı.
Diplomanın, liyakatin yerini torpil aldı. Bin bir emekle okuyan çocuklar, gençler; siyasi kayırmalar, kopya skandalları, sahte diplomalar hatta tercihlerin bile çalındığı, değiştirildiği bir ülke gerçeğiyle yaşamak zorunda bırakıldı.
Salgında, depremde öğretmenler olarak haykırdık. Bu dünyanın her yerinde saha araştırmalarına dayanan bilimsel bir gerçekti. Eşit, laik, bilimsel, parasız, nitelikli eğitim hakkında tahribat devam ederse çocuklar ya çocuk yaşta işçilikle, çocuk yaşta evlilikle; ya da suç örgütlerine, köktenci yapılara mecbur bırakılan bir karanlıkla karşı karşıya kalacak dedik.
***
Kamusal, laik, bilimsel eğitime yeterli bütçe diye sokaklardaydık. Eğitim haktır, ayrıcalık olamaz dedik. Okullara başta güvenlik, temizlik emekçilerinin kadrolu istihdamı, yeterli öğretmen atamaları, ücretsiz okul yemeği için bütçe dedik. Özellikle salgın ve deprem sonrası her okula mutlaka psikolojik ve danışman öğretmen atanmalı dedik. Laik, bilimsel, karma, nitelikli eğitim tüm çocukların hakkıdır eğitimde kamusal, bilimsel eğitimi reddeden uygulamalara son verin dedik. Bilimsel, nitelikli eğitime parayla satın alınarak ulaşıldığı bir ülke çocuklar, gençler için geleceksizliktir dedik. Öğretmenlerin haklarını kaybettiği her gün çocuklar kaybeder, ülke kaybeder; öğretmenlerin haklarını, öğretmenlik mesleğini hedef gösteren dile, politikalara son verin dedik.
Öğretmenlerin sesine, haykırışına kulaklarını kapattılar. Bu sesi duymama politik tercihti. Şimdi bu tercihin sonuçlarını hep birlikte büyük acılar yaşayarak ve “hiçbirimiz güvende değiliz” kaygısıyla yaşıyoruz.
Öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin sokaklardaki haykırışı yaşamlarımıza sahip çıkmanın haykırışıdır.
Okulların, öğrencilerin, öğretmenlerin güvende olmadığı bir ülkede hiçbirimiz güvende değiliz.
