menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tam temas

38 0
13.05.2026

Yakında insanlar yorgunluktan sokak ortasında düşmeye başlayacaklar diye korkuyorum.

Belki başlamışlardır da biz bunu normal hayat sanıyoruzdur. Şöyle bir sahne geliyor bazen gözümün önüne: Herkes yorgunluktan olduğu yere yığılmış. Metrolar, otobüsler durmuş; sokaklar yere yığılmış insanlarla dolu. Azıcık enerjisi olan birtakım insanlar, yorgunluktan düşenlere kahve taşıyor, hatta damardan ilaç veriliyor. Yorgunluktan ölüm oranları hızla artıyor. Yorgunluktan ölmek üzere olan birine spiker soruyor: "Ne oldu?”

“Bilmiyorum, her zamanki gibi işe gitmek için metroya binmiştim. Geç saate kadar art arda dizi izlemiş, dizi ilerlerken çocuğun okul masraflarını düşünmüş, eşimle eksilen duygusal bağ üzerine kafa yormuş, işten çıkarılmalar başladığı için işe daha erken gitme planı yapıyordum. Bir yandan da ülkedeki ve dünyadaki felaketleri, haksızlıkları düşünüp…”

Adamın göz kapakları kapanırken spiker bağırıyor: “Çabuk kahve getirin, antidepresan da… Adam gidiyor.”

***

Zihinsel yorgunluk, modern hayatın alışılmış bir yönü. Ancak insan, çoğu zaman bütün psişik enerjisini tükettiğinde ne kadar yorulduğunu fark ediyor. Fiziksel yorgunluk dinlenince geçiyor. Ama düşünmek de yoruyor insanı, düşünememek de. Baharın canlandırıcılığı bile yorucu gelebiliyor birçok kişiye. “Kendim dahil her........

© Birgün