Soğuk güneş
Bugün hava güneşli olsa da soğuk. Deniz durgun ama sanki bir fırtınayla yarılacak gibi gergin. Bahar gelmeye isteksiz sanki. Düşünmenin acı verici bir süreç olduğundan bahseden Bion’u hatırladım. Acıya tahammül etme kapasitesi azaldıkça, düşünce yerini kesinliklere ve saldırganlığa bırakıyordu. Zihin, ancak dayanılması zor bir eksiklikle karşılaştığında çalışmaya başlıyordu: Yokluk, belirsizlik, suçluluk ya da kayıp…
Düşünmek özellikle bugün daha da acı verici. İran’da bir okula isabet eden füze nedeniyle yüzden fazla kız çocuğunun öldüğü haberini okumuştum gazetede. Sonra bu haber de başka gelen görüntülerin ve bilgilerin akışında kaybolup gidecekti muhtemelen. Savaşlar artık cephede değil, vitrinlerde, yani ekranlarda yaşanıp bitiyor sanki. Saldıranların “önleyici”, “orantılı”, “cerrahi” gibi kelimelerle acıyı görünmezleştiren, duyguları süzen açıklamaları, stratejik yorumlar ve analizlerle geçiştiriliyor pek çok şey. Kelime makyajı sadece propaganda değil; bir tür duygu anestezisi işlevi görüyor. Bu konuda öyle ustalaşıldı ki, kimsenin dili bile sürçmüyor.
***
Savaşlara dair tanıklıklarda, siperlerdeki insanların diğer taraftakilerin yüzlerini görebildiklerinde silahlarını ateşlemedikleri yer alıyordu. Günümüz modern savaşları ise kişinin düşmanının gözüne bakma imkânını ortadan kaldırıyor. Bir uçaktan atılan bomba, fırlatılan füze, uzaktan kumanda edilen bir hava aracı, göz göze gelmenin uyandıracağı ortak insanlık duygusunu devre dışı bırakıyor bütünüyle. Şehirlerin üzerinden geçen füzelerin havai fişeklerden farkı kalmıyor.
Tüketim kültürü, kahve, televizyon, uyuşturan rutinler, insanı dünyanın ve düşünmenin acısından uzaklaştırıyor. Uzun zamandır bir........
