menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kiralık yürek

41 0
25.02.2026

Gülhane civarında yağmura yakalanmış, saçak altındaki bir çay ocağında sokağı izliyordum. Yağmurdan kaçan insanlar çocuksu bir heyecan ve hüzünle karışık bir duyguyla nereye gittiklerini sanki bilmiyorlarmış gibi hızlı adımlarla önümden geçiyorlardı.

Necati Tosuner’in ölüm haberini yeni öğrenmiştim. Taze bir lise öğrencisiyken babamın kütüphanesinden alıp okuduğum ‘Kambur” adlı kitabı aklıma geldi. Şöyle yazmıştı kitapta: “Evet, sevinelim Kamburum. Yüreğimizi hiçbir şeye kiralamadık. Paraya, pula ve ezip de başkalarını keyiflenmeye, kiralamadık yüreğimizi. Varsın birbirleriyle yarışsın insanlar, kiralamakta ve kiralanmakta.” Bu şehirdeki en sevdiği şeyin yağmur olduğunu da yazmıştı.

Yağmuru ve sokağı izlerken aklıma nedense İlhami Algör’ün ‘Rüzgâr Yokuş Failatün Failün’ kitabındaki “Duygu denilen şeyi bu kadar kenara itmeyin demeye çalışıyorum. Duygular hayatın pazar günü değil” sözleri geldi. Kitap, İlhami Algör’ün otuz yıl önce yazdığı ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’ adlı kitabının yazarıyla, yani kendisinin 30 yıl önceki haliyle karşılaşmasını, aralarında geçen sohbeti anlatıyor. Nâzım Hikmet’in ‘Saman Sarısı’ şiirinde kırk yıl önceki kendisiyle karşılaştığı sahne geldi sonra aklıma: “oralarda on dokuz yaşıma rastladım / birbirimizi birde tanıdık / oysa birbirimizin yüzünü görmüşlüğümüz yoktu fotoğraflarımızı bile…” Devamında “gözünde türkülerin boyu kilometre kilometre ölümün boyu bir karış / ve haberi yok başına........

© Birgün