menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İç perde

37 9
20.08.2025

Jacques-Alain Miller bir yazısında aşk için şöyle demişti:

“Ben kimim sorusuna verilen yanıtı veya yanıtı barındıranı seviyoruz.”

Ayrılığın verdiği acı da bu sözde gizlidir aslında: Ben kimim sorusuyla yeniden baş başa kalmak. Kayıp sevdiklerimizi farklı durumlarda, farklı şekillerde, farklı ruh hallerinde, farklı yerlerde ve farklı bağlamlarda tekrar tekrar düşünmemizin nedeni de bu arayıştır. Parçaları birleştirip kim olduğumuzu yeniden hatırlamak isteriz. Yastan farklı olarak melankoli burada devreye girer: Gerçekte neyi kaybettiğini, yani kim olduğunu bilemedikçe yas da bitmez. Bu derinden acı veren umutsuzlukta özsaygı, sevilebilir ve değerli olma hissi kaybolur. Kayıp kişiyle özdeşleşen ego, kendisini terk edilmiş nesneye dönüştürüp sürekli yargılar.

Bugün en yakıcı soru bu değil mi: "Ben kimim?"

Geçmiş çağlarda da önemliydi ama şimdi cevabı iyice kaybolmuş durumda. Günümüz ruh hali ironi, melankoli ve karamsarlıktan ibaret. Bağımlılıkların bu denli artması da aslında melankoliden kaçış yolu. Çünkü kimse içine bakmak istemiyor. Baktığında ya bir boşluk görecek ya da karşılaşmak istemediği bir hakikat. Bu yüzden içe........

© Birgün