menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kuşağın iç sesi: Ahmet Telli

12 0
18.07.2026

Bazı şairler okunmaz; yaşanır. Ahmet Telli, bizim kuşağımız için böyle bir şairdi. Onun dizeleri yalnızca kitap sayfalarında değildi; arkadaş sohbetlerinde, üniversite kantinlerinde, yasaklı yılların tedirginliğinde, ilk aşklarda, ilk ayrılıklarda ve en çok da gecenin ilerleyen saatlerinde insanın kendi kendine yaptığı konuşmalarda vardı.

Biz, Ahmet Telli’yi yalnızca okuyanlardan değildik; onunla büyüyenlerdik.

Yetmişli ve seksenli yılların gençliği, yalnızca siyasal kırılmaların değil, büyük hayallerin ve büyük hayal kırıklıklarının da kuşağıydı. Bir yanımız meydanlarda, bir yanımız kütüphanelerdeydi. Bir elimiz geleceğe uzanırken öteki elimiz kaybettiklerimizi yokluyordu. Ahmet Telli, tam da o aralıkta konuştu bize. Ne slogana sığdı ne de yalnızca aşka. Onun şiiri, aşkı memleket kadar ağır; memleketi de insan kalbi kadar kırılgan anlatmayı başardı.

Bu yüzden Ahmet Telli’yi okumak yalnızca şiir okumak değildi; biraz memleket, biraz aşk, biraz yenilgi, biraz da direnme biçimi öğrenmekti.

Şiirin büyük damarlarından beslendi. Nâzım Hikmet’in geniş ufku, Ahmed Arif’in toprağa sinmiş sesi, Attilâ İlhan’ın kentli melankolisi; dünya şiirinden Pablo Neruda’nın insana yaslanan sıcaklığı, Federico García Lorca’nın lirik trajedisi ve Yannis Ritsos’un direnen yalnızlığı, onun şiir evreninde uzaktan da olsa hissedilir. Ama Ahmet Telli hiçbir zaman bu büyük seslerin gölgesinde kalmadı. Etkilendiği........

© Bianet