menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’a yolculuk: Rüzgarın kanadında Zerdüşt’ü aramak

41 0
15.03.2026

Günlerdir ‘son dakika’ anonslarıyla bombardımana tutulan İran’daki ‘savaş’ gerçekliği, sahiciliğini kaybediyor. Yaşananlar, maddi gerçekliğimize olan uzaklık-yakınlık durumuna göre bizi dehşete düşürüyor ya da gerçekliğin sadece bir ayrıntısını görmemize neden oluyor. Savaşların emperyal yayılım-paylaşım olması yadsınarak propaganda yapılıyor.  Bu parçalanmışlığa karşı eleştirel sorgulama ise eksik gözüküyor.

Yüzyıldır süren paylaşım savaşları, Suriye’deki ABD–İsrail planından sonra İran’a yöneldi. Ortadoğu demokratik hakların zor elde edildiği ve çelişkilerle dolu bir bölge. İran ise 1979 İslami Devrimi’nden bu yana olumsuz anlamda köklü bir değişim geçirdi. İletişim gibi temel hakların bile kısıtlı olduğunu; kadınların özgürlük taleplerinin idamla cezalandırıldığını tanıklıkların ve alternatif medyanın paylaşımlarından görüyoruz.

2022 Eylül’ünde Mahsa Amini’nin öldürülmesinden bir yıl sonra, kendimce bir dayanışma göstermek ve uzun süredir aradığım isyankâr Zerdüşt’ü bulmak için dostum Baye Sor (Kızıl Rüzgâr) ile 8 Eylül 2023’te İran’a iki haftalık bir yolculuğa çıktım.

Öteki İran’a yolculuk

İran… Farklı halkların binlerce yıldır dini ve kültürel zenginlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Çok katmanlı, çok kültürlü. Dünyanın en eski medeniyetlerinden birine ev sahipliği yapıyor M.Ö. 3200 civarında Elamlarla başlayan medeniyet, 1979’daki İran İslam Devrimi ile başlayan mollalar dönemine kadar çok sayıda kültürle harmanlandı. Bu zenginliğin çağırdığı rüzgârın kanadında, Baye Sor ile “Zerdüşt’ü Aramak” olarak adlandırdığım yolculuğun daha başlamadan beni heyecanlandırması kaçınılmazdı.

Aslında Gürcistan ve Ermenistan üzerinden planladığım yolculuğu, Türkiye’nin Ermenistan ile yaşadığı sorunlar nedeniyle değiştirmek zorunda kaldım. Ermenistan kısmını atlayarak 8 Eylül 2023’te Ağrı Doğubayazıt’taki Gürbulak Sınır Kapısı’ndan İran’ın Bazargan Kapısı’na geçtim. Artık İran’daydım.

Önyargı ve güvenlikle ilgili kaygıların aksine gördüğüm İran’a hayran kaldığımı belirtmeliyim. Fars nüfusunun çoğunlukta olduğu, Azeriler ve Kürtlerin ikinci büyük nüfusu oluşturduğu İran, bu halkların beli alanlarda yoğunluğun oluştuğu yerlere bölünmüş gibi duruyor.

Yolumun ilk çıktığı Kazvin’deki Nizari-İsmaili devletinin başkenti, meşhur Alamut Kalesi hayal kırıklığı yaratsa da hâlâ ovaya bir kartal gibi konumlanışından etkilenmemek mümkün değildi. Çok zorlu bir yolda motoru zorlayarak vardığım kalede, Hasan Sabbah’ın

zamanın Selçuklu ve Abbasi devletlerine karşı........

© Bianet