menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın bölgesel ekonomisini kurabilecek miyiz?

7 0
30.07.2026

Kürt meselesinde tarihi bir aşamanın yaşandığı bir haftanın içinden geçiyoruz. Her ne kadar içeriği tam olarak kamuoyuna yansımamışsa da Adalet Bakanı ve AKP sözcülerince de TBMM’ye sunulacağı ifade edilen yasa tasarısı ile “PKK’lilerin ülkeye döneceği ve silahlı şiddet sarmalından çıkılacak bir geleceğin şafağında olduğumuz” ifade ediliyor.

Çatışmasız, terörsüz ve benim de bir yazımda “JİTEM'siz Türkiye” olarak ifade ettiğim bu sürecin yıllar önce tamamlanması ve ülkenin sosyo-ekonomik sorunlarına odaklanması gerekiyordu.

'JİTEM'siz Türkiye' mümkün olacak mı?

Ancak Kürt meselesinde çözümsüzlüğünün ekonomik dışsallığını ve alternatif maliyetini hesaplayabilecek bir mekanizmayı kurmak ne kadar mümkündür? Hem sorunun büyüklüğü hem de araştırmacıların ve siyasetçilerin tutumu bu sorunun doğru yanıtlanabilmesi için kritik önemdedir.

Türkiye’de araştırma kurumları ve üniversiteler bu bağlamda henüz objektif araştırma koşullarına sahip değildir. Barışı konuştuğumuz bu mevsimde Barış Akademisyeni yüzlerce onurlu insanın işe iade edilmemiş olması bile bu koşulsuzluğu ispatlamak için yeterlidir.

Öte yandan hala güncel olan yayla yasakları, özel güvenlik bölgeleri uygulaması, kayyım rejimleri, köy boşaltmaları, zorla göçertme, geçici köy koruculuğu, güvenlik bürokrasisine (MİT, Emniyet, askeriye, diplomasi) yapılan bütçe harcamaları, paramiliter gruplara ödenen örtülü bütçe ve ödenekler Kürt meselesinde çözümsüzlük ekonomisinin açık maliyetleridir. Barış ikliminde bunların tümünün değişmesi gereklidir. Bunlara ilave olarak yıllardır sürdürülen yapay/yandaş teşvik politikalarından tutalım, kayıt dışı ekonomi ve vergi politikalarına varana kadar birçok örtük maliyet de mevcuttur. Bu kapsamda Kürt meselesinde çözümsüzlüğün yol açtığı vergi kaybı ve kamu yatırımının tespiti için çok kapsamlı araştırmalar da henüz yapılabilmiş değildir. 

Kamu hizmetleri sunumunda hala bölgesel ayrımcılığa/eşitsizliğe işaret eden yüzlerce veri sunulabilir ve bu verilerin bölgede yaşayan Kürt halkına ve kişisel olarak bireylere çıkardığı maliyeti hesaplayabilecek bir mekanizma da yoktur. Örneğin Türkiye geneli bir doktor başına 389 hasta düşerken Muş’ta bu sayı 791, Hakkari’de 706’dır. Bölgede doktor olmanın da hasta olmanın da daha ağır bir yükü/maliyeti olduğu bu tablodan okunabilir. Bölge insanının Türkiye metropollerine doğru hastane göçünün maliyeti özel bir araştırma konusudur. Bölgede yaşayan bir kişi iseniz hastalık durumunda yol ve konaklama gideri maliyetiniz,........

© Bianet