Direnen ve kazanan maden işçisine açık mektup...
Epeydir unutulmuştu.İşçiyle, emekçiyle yan yana, omuz omuza, sırt sırta verip, aynı gökyüzü altında yola çıkmak.
Ekmeği, açlığı, yolu, yokuşu, güneşin altında, gölgede. Barikatın tam önünde, en önde, göz göze, Sendikacılık nasıl yapılır?Sendikaların Emek örgütü olduğu da unutulmuştu neredeyse. Basın açıklamaları, izin alınmış mitingler, varsa tek tek grevler, kaldıysa grev çadırlarına ayaküstü uğrayıp selfie çektirme ve Sosyal medyada paylaşma,öne çıkan eylem ve etkinlik olmuştu."İşçiler elele genel greve" Sloganı kimi zaman yerli yersiz de olsa sabit sloganlardan biriydi.
Uzun süredir akla bile gelmez oldu.Tarihin en sarsıcı yoksullaşması yaşanıyor, ücretler açlık sınırı altına düşmüş, Emekliler feryat ediyor, kriz kalıcı hatta kurumlaşmış hale gelmiş, çocuklar ve öğretmenler okullarda can veriyor, işsizlik had safhada, memlekete dair, geleceğe dair hayal kuramayan bir nesil büyüyor, iktidarda bir rahatlık, bir keyfilik sormayın...
Ve buna en önde tepki gösterecek bir çok muhalif parti, oda, dernek, sendikaların çoğu MIŞ gibi yapıyor.
Bu garip ve huzursuz DENGEnin hiç bozulmadan, rahatça, engelsiz devam etmesi hayatın olağan akışına uygun değildi.
Bir gün bir şey olacak ve topraktan, ateşten ve denizden bir itiraz çıkacaktı.
Diyalektik uzun zamandır NİCEL biriktiriyordu zaten.
Sarı baretli kavruk, aç, bilaç maden........
