menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Araba devrilirken gülmek: Deniz Göktaş mizahı ve karnaval alanı

29 0
04.07.2026

Modern dünyada politika, kendi ciddiyet zırhına bürünmüş, steril ve yukarıdan aşağıya dikte edilen bir anlatı alanı olarak kurgulanır. İktidar, doğası gereği asimetriktir; yöneten ile yönetilen arasındaki mesafe, kurumsal ritüellerle sürekli yeniden üretilir. İşte tam bu noktada komedi, sahneye yıkıcı ve özgürleştirici bir unsur olarak girer. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye stand-up sahnesinde Deniz Göktaş’ın ortaya koyduğu performans, mizahın sadece bir eğlence sektörü aparatı değil, tam anlamıyla “politik bir eşitlenme” pratiği olarak okunabileceğini gösterdi. Göktaş’ın gösterisi ve sonrasında gelişen tartışmalar, toplumsal muhalefetin ve sivil cesaretin estetik bir biçimde nasıl yeniden inşa edilebileceğine dair güçlü ipuçları barındırıyor.

Mekaniklik, öküzün isyanı ve karnaval alanı

Bu politik tavrın teorik zeminini anlamak için Henri Bergson, Mikhail Bakhtin ve mizahı egemen tarihi altüst eden bir güç olarak gören Barry Sanders’ın rehberliğine başvurmak gerekir. Bergson, klasik yapıtı Gülme’de komiğin temeline “canlılığın karşısında mekaniklik” fikrini yerleştirir. Ona göre toplum; katılaşmış, esnekliğini kaybetmiş, otomatikleşmiş davranışları kahkahayla cezalandırarak hayata ve esnekliğe geri çağırır. Kendi söylemlerinin mutlaklığına inanan, jestleri ve retorikleri kemikleşmiş siyasi figürler, Bergsoncu anlamda komiğin en saf nesneleridir.

Barry Sanders ise Kahkahanın Zaferi adlı yapıtında bu fikri yapısökümcü bir üst aşamaya taşır ve mizahın doğasındaki o evcilleştirilemez gücü “öküzün arabayı devirmesi” metaforuyla açıklar. Sanders’ın teorisinde araba, muktedirlerin toplumu belli bir hiyerarşik disiplin içinde yürütmek için inşa ettiği o tıkır tıkır işleyen, rasyonel ve buyurgan devlet mekanizmasını temsil eder. Öküz ise o yükü sırtlanmaya zorlanan sokağın, halkın ve bastırılmış olanın ta kendisidir. Düzen, arabanın hep belirlenen bürokratik rotada gitmesini beklerken mizah, tam da o ağırbaşlı gidişatın ortasında öküzün aniden huysuzlanması, uysallığı reddetmesi ve arabayı içindekilerle birlikte çamura devirmesidir. Sanders’a göre kahkaha, resmî anlatıyı unufak eden gayriresmî bir yıkıcı tarih yazımıdır.

Mizahın bu yıkıcı tarih yazımı, Rus düşünür Mikhail Bakhtin’in “karnavalesk” kuramıyla kurumsal bir meşruiyet kazanır. Bakhtin, Orta Çağ feodalitesinin o katı, dogmatik ve korku dolu atmosferinde halkın nefes alabildiği yegâne alanın karnavallar olduğunu söyler. Karnaval pazarında resmî hiyerarşiler, unvanlar ve sınıfsal mesafeler tamamen askıya alınır. Kralın soytarı, soytarının kral tacı giydiği bu ters yüz oluş, her türlü dikey gücü yatay bir düzleme çeker. Bakhtin’e göre karnavalın özü, grotesk bir kurtuluş ve mukaddes olanın dünyevileştirilmesidir. Kahkaha, sarayın ve kilisenin o insanı ezen ciddiyet pelerinini yırtar; geçici de........

© Bianet