menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hrant Dink'siz 19 yıl: Buradayız ahparig!

15 1
20.01.2026

Agos’un kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 19. yılında, öldürüldüğü Şişli Osmanbey'deki Sebat Apartmanı'nın önünde anıldı.

2019’dan bu yana 18 ve 19 Ocak akşamları Sebat Apartmanı'na Hrant Dink anısına üretilen yansıtmalar eşlik ediyor. Bu yıl Ohannes Şaşkal'ın 'Aklın Yüreği' isimli videosu Sebat Apartmanı'na yansıtıldı.

Sabah saatlerinden itibaren de Halaskargazi Caddesi iki yönlü olarak anma için trafiğe kapatıldı. Soğuk hava ve kar yağışına rağmen kitleler saat 14.00 itibariyle ellerinde Hrant Dink dövizleriyle Sebat Apartmanı'nın önünü doldurmaya başladı.

Hrant Dink’in savunduğu değerleri ve mücadelesini yaşatmaya devam eden kitleler "Buradayız ahparig!", "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz", "Vazgeçmiyoruz ahparig", "Adalet istiyoruz", "Faşizme inat kardeşimsin Hrant" dövizleri taşıdı. "Biz bitti demeden bu dava bitmez", "Katiller halka hesap verecek", "Katilleri koruyan cinayete ortaktır", "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganı attı.

Hrant Dink'in arkadaşları'ndan Bülent Aydın, anma programını birçok dilde "Hrant'ın arkadaşları hoş geldiniz" diyerek açtı. Aydın, sözlerine adalet talebini yineleyerek devam etti.

"Kar altındayız, yağmur altında da olduk. 19 yılda her koşulda Hrant'ı andık. Acımız dinmedi, adalet yerini bulmadı, adalet arayışımız sürüyor. Çünkü bu karanlık cinayetin arkasındaki perde aralanmadı. Zamanın bir hükmü var ama tarihinde bir hükmü vardır. Vicdan denizinin dalgaları gibiyiz. Barışın ve adaletin bir gün gerçekleşeceğine, suyun çatlağını bulacağına dair umudumuz devam ediyor."

Aydın, 19 yıl boyunca anmaların hazırlanmasına destek olan Şişli Belediyesi emekçilerine de "Şişli Belediyesi'ni şu an kayyım yönetiyor. Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu." sözleriyle değindi. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Belediye Başkan Yardımcısı Erol Özdemir'in mektubu okundu. Mektuplarda adalet talebi, yüzleşme çağrısı ve dayanışma vurgusu öne çıktı.

Çiğdem Mater mektubunda "Umutsuz olmaya hakkımız yok" diyerek Dink’in katledilmesinin ardından geçen 19 yıla dönerek, yüzleşilmeyen suçlar, inkâr ve sessizlikle örülü bir toplumsal hafızaya işaret etti.

Osman Kavala, anmaya dokuzuncu kez katılamadığını hatırlatarak, Dink cinayetinin ardından büyüyen adalet mücadelesinin hâlâ yol gösterici olduğunu dile getirdi.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'a selam gönderildi. Batman'ın Kozluk ilçesi, Gümüşörgü Karakolu'nda askerlik yaparken şüpheli şekilde öldürülen Sevag Şahin Balıkçı anıldı.

Bir dakikalık sessiz saygı duruşunun ardından Agos gazetesinin 30. yılı olduğu hatırlatıldı. Bu yılın konuşmasını Agos emekçilerinden Leda Özber yaptı.

“Ben Leda Özber. Agos’ta aralıksız 30 yıldır emek veriyorum. Hrant Dink’in hepimizden koparılıp alınmasının 19., Agos gazetesinin kuruluşunun 30. yılındayız. Karışık duygular içinde hem koca bir kızgınlık ve burukluk hem de gururu bir arada yaşıyorum. Sizlere benim tanıdığım Hrant Dink’i ve Agos’u anlatmak istiyorum.

Tam 30 yıl önce, Baron Hrant, Anna Turay, Luiz Bakar, Diran Bakar, Harutyun Şeşetyan, Sarkis Seropyan, Sandy Zurikoğlu, Setrak Davuthan, Arus Yumul, Nıver Lazoğlu ve Harut Özer’le birlikte, bu gazeteyi kurmak için yola çıkmıştı. Anna Turay gazetecilik yapmıştı, bu alanda tecrübeliydi; Baron Hrant’ı gazeteci çevresiyle tanıştırıp ona destek olmaları için ön ayak oldu. Ustam Ümit Kıvanç’ın, Kemal Gökhan Gürses’in ve Ender Özkahraman’ın, şimdiki genel yayın yönetmenimiz Yetvart Danzikyan’ın yolları Agos’la bu sayede kesişti.

Derdini Türkçe anlatıp geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen bir gazete kurulacaktı. Benim için Baron Hrant’ın teklifi ve yeni yeni oluşmaya başlayan, hareketli bir ortamda çalışmak istememle başladı her şey. Kısa bir süre içinde, kendimi önce dizgicilik, daha sonra sayfa mizanpajı yaparken ve etrafımda çok değerli insanlarla çalışırken buldum. Usta-çırak ilişkisi içinde yürüyordu işler. Agos sayesinde sayısız insan tanıdım, çok şey öğrendim. Çalıştığımız mekân adeta bir enstitüydü. Hiçbir kitapta bulamayacağınız bilgileriyle ayaklı kütüphane Sarkis Seropyan, okulda edebiyat derslerinde eserlerini okuduğumuz yazar Yervant Gobelyan, Ermeni dili uzmanı Rupen Maşoyan, hayatını tiyatro sahnelerine adamış, yaşayan tarih Hagop Ayvaz… Ve onların etrafında, kimi gazetecilik okuyan, kimi benim gibi gazeteciliğe hevesli, kabına sığmayan, bir şeyler üretebilecekleri, kendi sözlerini söyleyebilecekleri mecralar arayan, muhafazakâr toplumun klişelerine pek uymayan ‘Hay’ gençler.

Baron Hrant’ın başını çektiği yazı işleri kadrosunda, çeşitli dönemlerde Sarkis Seropyan, Yervant Gobelyan, Sevan Değirmenciyan, Diran ve Dzovinar Lokmagözyan, Maral Dink, Lusyen Kopar (Ermenice bölümü), Sandy Zurikyan, Karin Karakaşlı, Jaklin Çelik, Bilge Ceren Şekerciler, Talin Büyükkürkçiyan, Lora Baytar, Mayda Saris (kültür-sanat), ikinci ustam Nuran Ağan (sayfa tasarımı), Serda Arslan, Elmon Ersaraç, Lerna Asurluoğlu, Belinda Karaca, Talin Sarraf, Sevan Ataoğlu, Bimen Zartar, Aris Nalcı, Arman Tayran, Aznif Cünün, Cahit Demir, Ardemis Şahman, Seta Çalış, Aksel Çidem, Haycan Dink, Sarkis Güreh, Arev Suna, Romina Kavak, Serena Ölmezoğlu, Vanya Uluç, Nareg Reisyan, Sevan Kazancı, Baruyr Kuyumciyan (toplum haberleri / muhabir / fotoğraf), Linda Zartaroğlu (dizgi / sayfa tasarımı) uzunca bir dönem bir arada çalışıp yankı uyandıran sayfalara emek verdik. Hepimiz gazetecilik öğreniyorduk.

Bu ekibin lokomotifi Baron Hrant’tı. Bulunduğu her ortama enerji katardı. Çalışırken de duygularını dolu dolu yaşar, öfkesini de sevincini de kendine has üslubuyla, sonuna kadar gösterirdi. Habere hazırlıksız giden muhabire ayakkabısını fırlatmışlığı da vardı, yanlış haber giren editörü çalışma sandalyesiyle gazetenin kapısının dışına kadar götürmüşlüğü de. Benim çok önemli bulduğum bir yönü de, kadın mücadelesini her zaman desteklediği gibi, Agos’ta da kadınların belirleyici rol oynadığı bir yapı oluşturmuş olmasıdır. Muhabirinden aşçısına, muhasebecisinden yazı işleri müdürüne, grafikerinden köşe yazarına pek çok kadın, emekleriyle hem çalışma ortamına hem de yayınlarımıza rengini verdi. Agos, ben dahil birçok kadının hayatını şekillendirdi, kimimiz için çalışma hayatında bir durak, kimimiz için adeta ev oldu.

Agos’un yayın hayatına başladığı dönemde internet yaygın değildi, bilgiye ulaşmak güçtü. Ermeni tarihine ve kültürüne ilişkin, Türkçe telif ile çeviri kitapların ve makalelerin sayısı çok azdı. O yüzden Baron Hrant herkese yardımcı olmak istiyor, buna çok önem veriyordu. Geçmişini sorgulayan, bir zamanlar ailesinin Ermeni olduğunu öğrenen, Ermeni kimliğini, kültürünü tanımak isteyen birçok kişi onu ziyarete geliyordu.

90’lı yılların sonuna geldiğimizde, artık sadece gazete yayımlamıyor, Baron Hrant’ın öncülüğünde Ermeni toplumu, tarihi, kültürü ve sanatıyla ilgilenen akademisyenlerle, araştırmacılarla ve öğrencilerle yakından ilgileniyorduk. 1915 ve sonrasında yaşananlar nedeniyle ayrı düştüğü akrabalarını arayanlarla da... Dayanışma merkezi gibiydik. Baron Hrant, barış dilini kullanan ve farklılıklarla bir arada yaşamı savunan herkese destek veren küçük Agos topluluğunun lideriydi.

1993 yılında yayın hayatına başlayan, kurucuları arasında Hrant Dink’in de bulunduğu Aras Yayıncılık, kardeş kurumumuz gibiydi. Burada, geçen yıl kaybettiğimiz, herkesin “Tomo ahpariği”, Aras’a hayat verenlerden Yetvart Tovmasyan’ı da anmak isterim. O da tıpkı Baron Hrant gibi........

© Bianet