menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Feminist bir eylem olarak bahçecilik

17 0
29.06.2026

Yeşil parmaklı anneme ve halasına…

Bir bahçenin cinsiyetlendirilmiş bir alan olabileceği ve bahçeciliğin de cinsiyetlendirilmiş bir uğraşı olabileceği aklınıza gelir miydi?

Bahçecilik bir bitkinin estetik ya da gıda amaçlı yetiştirilmesiyle ilgili olduğundan cinsiyetçi basmakalıp yargılar bizi “Bahçecilik kadın işidir” önermesine götürebilir. Bu önermeye dayanan bazı aceleci feministler, evin uzantısı olan bahçenin geleneksel olarak kadınlarla ilişkilendirilen bakım verme ve besleme rollerini güçlendirdiği iddiasından hareketle bahçeciliğin kadınları aşağı çeken bir pratik olduğunu savunabilir. Ben ise bu savın tam karşısında duruyorum. Bence bahçeler bir kadının kendisini ifade ettiği ve gerçekleştirdiği yerler olabilir. Bu savımı iki aile anlatısı ile savunmaya geçmeden önce ilgilenenler için kısa bir teorik baz sunmak isterim.

Öncelikle, küçük ölçekli bir zirai faaliyet olan bahçeciliğin sebzeden meyveye, çiçek ve süs bitkilerinden aromatik ve tıbbi bitkilere kadar geniş bir yelpazede ürünü kapsaması nedeniyle tarımdan ayrıldığını belirtmek gerekir[1].  Yine tarımdan ayrı olarak bahçecilik -profesyonel olabileceği gibi- hobi olarak da uygulanabilir. Bu açıdan sınıfsal bir niteliği vardır; hobi olarak bir bahçe ile ilgilenmek günümüz toplumlarında oldukça pahalı bir aktivite aslında.

Covid’den bu yana dünya genelinde bahçelere ve bahçeciliğe ilginin arttığı malumumuz. Kapanmalar sırasında bahçeli bir ev hayali her şeyden çok dile getirilir oldu. Bahçenin yalnızca bir gıda kaynağı olarak değil bir terapi aracı ve sosyalleşme alanı olarak da oynadığı roller ön plana çıktı[2].  Bahçeciliğin artık özenilen bir etkinlik hatta bir lüks olduğunu söyleyebiliriz.

Sınıfsal statü sembolü olarak görebileceğimiz bahçeciliğin, cinsiyetçilikten de etkilendiği iddia edilebilir. Tıbbi amaçlarla ot ve bitki toplayan kadınların cadı olarak damgalanıp dışlandığı batı dünyasında ot ve bitkileri aynı amaçla çalışan din “adamlarına” ve doktorlara soylu statüsü verildiğini hatırlayalım[3].  Tarihsel olarak erkeği avcılıkla kadını da bakımla ilişkilendiren zihniyet bahçecilikte sebze-meyve yetiştiriciliğini erkeğe,  çiçek yetiştiriciliğini de kadını yakıştırmıştır[4]. Sömürgecilik döneminde sömürge topraklarında bir fatih ruhuyla bitki keşfine çıkan erkeklerle beraber seyahat eden kadınların yeni gördükleri çiçekleri sadece resmedebildiği ve nakşedebildiği düşünülmüştür; bu nedenle yeni bitkiler ve çiçekler bulan birçok kadın buluşlarıyla ilgili olarak botanik camiasından kabul almak için mahlas kullanarak yayın yapmıştır[5].

18. ve 19. YY Batı Avrupası bahçecilikte karmaşık bir görünüm arz eder. Kâşif ruhunu koruyan bazı botanikçi erkekler iddialarını sürdürürken bazı kadınlar da zamanla bu alanda daha güçlü bir söz sahibi olur; erkeklerin adım adım endüstriyel ve kamusal alana çekildiği bu dönemde kadınlar ev ve evin uzantısı olarak bahçelere itilir[6]. 

Tabiri caizse, sanayide ve kamusal hayatta daha “büyük” işlerle uğraşan erkekler artık “çiçekle böcekle” uğraşmayı bırakır. İşte bu safhada bahçecilik gözden düşen bir faaliyet olarak kadınlara “reva görülmüş” gibi duruyor. O dönemde, kadınların bahçeciliği, bahçe ve bitkiler konusunda sahip oldukları bilgi birikimi görmezden gelinerek basit bir çiçek sevdası gibi yansıtılmış olabilir. Sanayi Devrimi’nin yarattığı bu kırılım belki de bahçeciliğin “kadınsı” bir faaliyet olarak kodlanmasına zemin hazırlamıştır.

Aradan geçen yıllar içerisinde, bahçeler bedensel ve ruhsal sağlık açısından popülerlik kazanmışken bahçelerin tamamen cinsiyet nötr bir hâle geldiğini söylemek fazla iyimser olur. Örneğin, internette “Mr. Plant Geek” adıyla blog yazarlığı yapan erkek bir bahçeci bahçesinin “kadınsı” bulunduğuna dikkat çekerek bahçeciliğin etrafındaki cinsiyetçilik halesini kırma gereği duymuştur, hem de 2018’de[7].  Ataerkil zihniyet pek çok alanda olduğu gibi bahçecilik alanında da hem kadınları hem erkekleri çeşitli........

© Bianet