menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özel sektör öğretmenliği neden güvencesiz bir çalışma rejimine dönüştü?

22 0
24.06.2026

Öğretmenler, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla Ankara’da 10 gündür açlık grevini sürdürüyor.

Direnişin merkezinde, özel okul öğretmenlerinin yıllardır biriken güvencesizlik, düşük ücret ve belirsiz sözleşme koşulları yer alırken, öğretmenler taleplerinin karşılanmaması halinde eylemi sonlandırmayacaklarını vurguluyor.

Açlık grevinin geleceğine ilişkin kritik başlığın ise TBMM’de yapılacak görüşmeler.

Öğretmenlerin işaret ettiği en önemli siyasi muhatap, TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu.

Komisyon, eğitim alanındaki yasal düzenlemeleri belirleyen ve Öğretmenlik Meslek Kanunu dahil olmak üzere öğretmenlerin çalışma koşullarını doğrudan etkileyen kararları görüşen en üst ihtisas organı olarak biliniyor.

Öğretmenler, komisyonun toplanması ve taban maaşın yeniden düzenlenmesi, belirsiz süreli sözleşmeye geçilmesi ve iş güvencesinin yasal güvence altına alınması yönünde adım atılması halinde açlık grevinin sonlandırılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’de özel okul öğretmenleri daha insanca bir yaşam için günlerdir açlık grevi çadırında beklerken, kimi zaman “maaşlar fena değil” denilerek görünmez kılınan gerçekler ise hem sahadan hem de araştırmalardan gelen verilerle bambaşka bir tabloyu işaret ediyor.

Yurttaşlık Derneği (hYd) ve Dissensus Araştırma’nın ILO desteğiyle yürüttüğü “Özel Eğitim Sektöründe Adalet: Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Koşulları ve Mücadelesi” başlıklı araştırma, Türkiye’de özel okul öğretmenlerinin çalışma yaşamına dair görmezden gelinmesi zor bulgular ortaya koyuyor.

Nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı çalışmada, öğretmenlerin iş güvencesinden ücret politikalarına, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden sosyal haklara kadar uzanan geniş bir alanda sistematik sorunlarla karşı karşıya olduğu tespit ediliyor.

Özel okul öğretmenliği yüksek güvencesizlik üzerine kurulu

Araştırmanın en temel bulgusu, özel sektör eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin büyük ölçüde iş güvencesinden yoksun bir çalışma rejimi içinde bulunması.

Anket verilerine göre öğretmenlerin ,4’ü her yıl yenilenen belirli süreli sözleşmelerle çalışıyor. Yalnızca %1,3’ü belirsiz süreli (kalıcı) iş sözleşmesine sahip. Bu oran, özel okul öğretmenliğinde “kalıcılık” kavramının neredeyse istisna haline geldiğini gösteriyor.

Öğretmenlerin yarısından fazlası sözleşmelerinin yenilenmemesi konusunda ciddi endişe taşıdığını belirtirken, yaklaşık Q,9’u kurumların gerekçe göstermeden iş akdini sonlandırabildiğini ifade ediyor.

Nitel görüşmelerde bu durum çok daha çarpıcı bir dille anlatılıyor. Öğretmenler sözleşme yenilememenin fiilen bir “işten çıkarma yöntemi” olarak kullanıldığını söylüyor. Bir öğretmenin ifadesi bu tabloyu özetliyor:

“Sözleşmen bitiyor ve yenilenmiyor deniyor ama bu aslında doğrudan işten çıkarılma.”

Araştırma, bu yapının bireysel tercihlerden bağımsız olduğunu, sektörel ölçekte yerleşmiş bir “iş gücü rejimi” haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu rejim içinde öğretmenler sürekli iş kaybı riskiyle çalışıyor; bu da yalnızca ekonomik değil, mesleki motivasyonu ve kurumsal........

© Bianet