Göçmen raporu: Sağlık hizmetine ulaşamıyor, şiddet gördüğünde başvuramıyor
*Göçmenler, sağlık ocağına gittiklerinde aylık 3 bin TL katkı payı ödemek zorundalar. Çünkü İstanbul’daki göçmen sağlık merkezi sayısı 33.
*Göçmen çocuklar, okullarda akran zorbalığı ile mücadele ediyorlar.
*Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması sonrasında şiddet gördüklerinde deport ediliriz korkusu ile polise başvuramıyorlar.
*Bir göçmen kadın, kürtaj olmak için göçmen sağlığı merkezine başvurduğunda, Türkiye'de kağıt üzerinde eşiyle evi görülmediği için "iffetsizlikle" suçlandı.
Bilgiler, “Geri Dönüş Baskısı Altında Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTİ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde Karşılaştıkları Engel ve İhlaller – İstanbul’da ‘Öteki’ Olmanın Panoraması: Sağlık, Adalet ve Eğitim Alanlarında Nitel Bir İnceleme” raporunan.
Göçmen Dayanışma Ağı, İstanbul’da yaşayan Suriyeli göçmen kadın, çocuk ve LGBTİ ’ların sağlık, adalet ve eğitim alanlarında karşılaştıkları sorunları ortaya koyan saha araştırması raporunu, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
Açıklamaya İHD’den Gülseren Yoleri, Göçmen Dayanışma Ağı’ndan Yılız Önen, Eylem Çağdaş, Özgün Özata katıldı.
“Geri Dönüş Baskısı Altında Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTİ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde Karşılaştıkları Engel ve İhlaller – İstanbul’da ‘Öteki’ Olmanın Panoraması: Sağlık, Adalet ve Eğitim Alanlarında Nitel Bir İnceleme” başlıklı rapor, İstanbul’da yaşayan Suriyeli göçmenlerin temel hizmetlere erişimde karşılaştıkları güncel sorunları ve yapısal engelleri inceliyor.
Saha çalışması kapsamında İstanbul’un farklı bölgelerinde yaklaşık 50 kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilirken, araştırmanın devam ettiği belirtildi. Raporda, özellikle 2024 yılı sonrasında değişen idari uygulamalar ve göç politikalarının, göçmenlerin gündelik yaşamları, haklara erişimi ve toplumsal uyum süreçleri üzerindeki etkileri ele alınıyor.
Göçmen Dayanışma Ağı’nın raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgün Özata, araştırmanın özellikle kadınlar, çocuklar ve LGBTİ bireyler gibi daha kırılgan grupların yaşadığı hak kayıplarına odaklandığını söyledi.
Özata, “Bu gruplar sosyal hayat içinde daha büyük zorluklarla karşılaşıyor ve ırkçı söylemlerin kolay hedefi haline geliyor” diyerek, araştırmada erkeklerle de görüşmeler yapıldığını ancak özellikle bu grupların yaşadığı sorunlara yoğunlaşıldığını belirtti.
Araştırmanın temel olarak sağlık, adalete erişim, kadınların korunması ve eğitim alanındaki hak kayıplarını incelediğini aktaran Özata, “İnsanların hayatını, kâğıt üzerinde okuduğumuz hak kayıplarının gündelik hayatta nasıl etkilediğini görmek istedik. Bunların aslında oldukça dramatik sonuçlara yol açtığını gözlemledik ve bunları paylaşmak istiyoruz” dedi.
“Gönüllü geri dönüş değil, güvencesizlik hali var”
Saha araştırmasına Ağustos 2025’te başladıklarını ve çalışmanın halen sürdüğünü belirten Özata, yaklaşık 50 kişiyle derinlemesine görüşmeler yaptıklarını söyledi.
Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun 3,7 milyondan 2,9 milyona gerilediğine dikkat çeken Özata, bu durumun resmi olarak “gönüllü geri dönüş” şeklinde ifade edildiğini ancak saha gözlemlerinin farklı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.
Özata, “Hem bizim gözlemlediğimiz hem de akademik çalışmaların ve sivil toplum örgütlerinin araştırmalarının gösterdiği şey şu: Aslında gönüllü bir geri dönüş yok” ifadelerini kullandı.
Göçmenlerin ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan büyük bir belirsizlik yaşadığını belirten Özata, özellikle kadın, çocuk ve LGBTİ bireylerin ayrımcı söylemlerin hedefi olabildiğini vurguladı.
“Sağlık hizmetlerine erişimde ciddi engeller var”
Özata, raporda sağlık alanındaki sorunlara özel olarak odaklandıklarını belirterek, geçmişte göçmenlerin Aile Sağlığı Merkezleri’nden yararlanabildiğini, gebelik takibi, aşılama ve kronik hastalık takiplerinin yapılabildiğini söyledi.
Ancak son dönemde getirilen katkı payı uygulamalarının sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırdığını ifade eden Özata, “Kişi başı yaklaşık 3 bin lira gibi bir ücretten söz ediliyor. Bu, insanların aile sağlığı merkezlerine gitmesinin önünde ciddi bir engel oluşturdu” dedi.
Göçmenlerin Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne........
