Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyesi: Dili, temsili ve haber pratiğini dönüştürmek
Atölye BİA’nın Beyoğlu’ndaki ofisinde 29 Eylül’de düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyesi, Atölye BİA Koordinatörü Ceyda Sungur’un açılış ve çerçeve konuşmasının ardından başladı.
Atölyede katılımcılar toplumsal cinsiyet perspektifi ve feminist medyadan toplumsal cinsiyet odaklı haberciliğe, şiddeti yeniden üretmeden görsel kullanımından dava izlemeye kadar farklı başlıkları ele aldı. Günün sonunda ise program boyunca tartışılan ilkeler haber üretimi üzerinden değerlendirildi.
Atölyenin programı şöyleydi:
Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Bakmak ve Feminist Medya (Nazan Haydari)
Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Bakmak ve Feminist Medya (Nazan Haydari)
Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik (Evrim Kepenek)
Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik (Evrim Kepenek)
Şiddeti Yeniden Üretmeden Görsel Kullanımı (Özden Demir)
Şiddeti Yeniden Üretmeden Görsel Kullanımı (Özden Demir)
Dava İzleme (Evrim Kepenek)
Dava İzleme (Evrim Kepenek)
Toplumsal Cinsiyet Odaklı Haber Atölyesi (Evrim Kepenek)
Toplumsal Cinsiyet Odaklı Haber Atölyesi (Evrim Kepenek)
Bu gönderiyi Instagram'da görAtölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi
Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi
Haydari: "Bütün bu hiyerarşileri ve eşitsizlikleri yeniden üretiyoruz"
Atölyenin ilk oturumunda Prof. Dr. Nazan Haydari, "Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Bakmak ve Feminist Medya" başlığıyla katılımcılarla bir araya geldi. Haydari cinsiyet ve toplumsal cinsiyet, cinsel özcülük, biyolojik determinizm, heteronormativite ve ataerkillik kavramlarını ele aldı.
Judith Butler’ın performativite yaklaşımına da değinen Haydari, toplumsal cinsiyetin toplumsal ve tarihsel ilişkiler içinde şekillendiğini anlattı. Heteronormativite ve ataerkilliği ise güç, hiyerarşi ve eşitsizlik ilişkileri üzerinden değerlendirdi:
Bu baskı sistemlerinin bireysel, kişiler arası, kurumsal ve sosyokültürel düzeylerde bütün bu hiyerarşileri ve eşitsizlikleri yeniden ürettiğini görüyoruz. Kişiler arası düzeyde dil, eylemler ve iletişim kurma biçimimiz; kurumsal düzeyde yasalar, ekonomi, tıp, din, işe alım uygulamaları ve tabii ki medya ve haber üretimi bütün bunların içerisinde.
Bu baskı sistemlerinin bireysel, kişiler arası, kurumsal ve sosyokültürel düzeylerde bütün bu hiyerarşileri ve eşitsizlikleri yeniden ürettiğini görüyoruz. Kişiler arası düzeyde dil, eylemler ve iletişim kurma biçimimiz; kurumsal düzeyde yasalar, ekonomi, tıp, din, işe alım uygulamaları ve tabii ki medya ve haber üretimi bütün bunların içerisinde.
Katılımcılar, toplumsal cinsiyet odaklı bakışın gündelik hayattaki karşılıklarını da tartıştı. Kıyafetler, otomobil güvenlik sistemleri, kamusal alanlar ve mutfaklar üzerinden farklı örnekler ele alındı. Bu örneklerde erkek bedeninin ve deneyiminin varsayılan kabul edilmesinin yarattığı eşitsizlikler konuşuldu.
Haydari, oturumda feminist tarih yazımına da değindi. Aksu Bora’nın feminist mücadeleyi........
