menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri

14 0
24.07.2026

24 TEMMUZ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ

Gazetecinin ağzını açması, hapis ve eziyet demek!

BİA MEDYA GÖZLEM | NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2026

Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik

Gazeteci Uğur Mumcu’nun aracının altına 24 Ocak 1993’te bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’in yargılanmasında, o yılların İçişleri Bakanı Mehmet Ağar tanık sıfatıyla dinlendi. 22 Eylül 2025’te dinlenen o yılların İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Mumcu “Bu davayla ilgili engellemeye sebep oldunuz mu?” sorusuna “Tam tersi bizim Uğur ile bir hukukumuz vardı” şeklinde yanıt verince Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, “Hayır, böyle bir şey yoktu” şeklinde karşılık vermişti. Yargı ve yetkili kurumların aklına, bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması 32 yıl sonra geldi. Davaya 14 Temmuz’da devam edilecek. 

Gazeteci ve barış insanı Hrant Dink 2007 yılında öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu, cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteci için koruma kararı almayan ve suikasti hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekim, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde Dink Ailesi avukatlarının yapmış oldukları başvurular bekliyor. Son olarak Dink Ailesi, katil Ogün Samast ile destekçileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’e açılan “örgüt adına suç işlemek” davası kapsamında 10 Ocak 2025’te verilen zamanaşımı kararına itiraz ettiğinde “suçtan doğrudan zarar görmediniz” gerekçesi ileri sürüldü.

Gazeteci cinayeti dosyaları

Hrant Dink cinayeti davası

Dink cinayetinin “örgüt” ayağında Dink Ailesi “zarar görmeyen”: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 2007’de işlenen gazeteci Hrant Dink cinayetinde, katil Ogün Samast ile destekçileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’e açılan “örgüt adına suç işlemek” davasının 10 Ocak 2025’te zamanaşımından düşürülmesiyle ilgili karara itiraz eden Dink Ailesini “suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen” olarak nitelendirip itiraz hakları bulunmadığına karar verdi. Hrant Dink 2007’de öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu, cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteciyi korumayan ve cinayet öncesi çoğalan tehditleri hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekim, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili Dink Ailesi avukatlarının başvuruları AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde bekliyor (1 Nisan).

Uğur Mumcu cinayeti davası

Mumcu’yu öldüren bombacı Demir 33 yıldır “kaçak”: Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ocak 1993’te gazeteci Uğur Mumcu’nun aracına bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’i gıyabında yargılamaya devam etti. 22 Eylül 2025’te görülen yargılamanın 13. duruşmasında Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, cinayetten 33 yıl sonra ilk kez, İstanbul Anadolu Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla dinlenmiş, Mumcu için “Uğur Bey ile sık sık görüşürdük” ve “Güldal Mumcu ile Mülkiye'den sınıf arkadaşıyız” demişti ancak cinayete dair soruşturmayı engellemediğini söylemişti. 9 Şubat’ta devam edilen dava, sanık Oğuz Demir ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazılması ve hakkında yakalama kararı olan Oğuz Demir’in yakalanmasının beklenilmesi için 14 Temmuz’a ertelendi (1 Nisan).

Gazetecilerin politik konjonktür gereği veya siyasi muktedirleri gündeme getirdikten sonra tutuklanmasına dönük kronik sorunlar, son üç aylık dönemde de, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, Aydınpost sitesi sahibi Yelis Ayaz ile magazin habercisi Bilal Özcan gibi habercilerle sürdü. Söz konusu habercilerle birlikte, daha önce tutuklanan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ da yakın zamanda tahliye edildiyse de, Kaos GL haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın NATO Zirvesi öncesi “örgüt operasyonu” bahanesiyle hapsedilmesi, temel gazetecilik haklarının konjonktür gereği çiğnenmesinin taze bir örneğini oluşturdu.

Ankara’da gazeteci Tar’a “NATO” hapsi: Ankara’da NATO Zirvesi öncesi düzenlenen operasyonlarda “örgüt üyeliği” iddiasıyla 23 Haziran’da gözaltına alınan Kaos GL haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar 25 Haziran’da tutuklandı. Gazeteci, daha önce de “HDK örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmış, hakkında açılan dava ise sürüyor. Kaos GL’nin aktardığına göre, Tar’a ifade işlemleri sırasında NATO’ya ilişkin herhangi bir soru yöneltilmedi. Bunun yerine, hükümetin 2025 yılı için ilân ettiği “Aile Yılı” politikalarına ilişkin açıklamaları soruldu. Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında ise, şüphelilerin “Türkiye’nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içinde terör eylemi gerçekleştirebilecekleri” iddiasına yer verildi (25 Haziran).

Aydın’da Ayaz’a tutuklama: Aydınpost haber sitesinin imtiyaz sahibi gazeteci Yelis Ayaz, haberinde bir AKP milletvekilinin oğlunun okula silahla girdiğini gündeme getirdiği için “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” iddiasıyla 15 Mayıs’ta tutuklandı (15 Mayıs).

Arı’ya “dezenformasyon” tutuklaması: Kamu kurumlarına ilişkin yolsuzluk ve diğer usulsüzlüklere ilişkin araştırma ve haberleriyle ilgili tanınan, iş kazaları ve deprem gibi kamu yararı olan dosyaları gündeme getiren BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde 21 Mart akşamı gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma gerekçe gösterilerek alıkonan gazeteci Ankara’ya getirildi ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle sorgulandı. Arı, yoğun tepkiyle karşılanan gözaltıdan sonra Ankara Savcılığı’nca dinlenmeden tutuklamaya sevk edildi; Sulh Ceza Hakimliği’nce de tutuklandı (21 Mart).

Uludağ’ın tutukluluğu “söz verilmeden” uzatıldı: İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, 26. gündür Marmara Cezaevi’nde bulunan gazeteci Alican Uludağ’la ilgili aylık tutukluluk incelemesinde, cezaevinden SEGBİS karşısına çıkardığı gazeteciye söz vermeden ve itirazlarını kayda almadan, tutukluluğunu uzattı. Uludağ, “Bu hukuka aykırı tutukluluğa karşı itirazlarımı dile getirmek için günlerce hazırlık yaptım. SEGBİS ekranına baktığımda birçok cezaevinden onlarca tutuklu da hazır bekliyordu. Görevli hakimin bana söz vermesini beklerken bir anda tek tek isimler okuyarak ‘Tutukluluğun devamına…’ dedi. ‘Herhalde onlardan sonra beni dinler’ diye düşündüm. Hakim isimleri sayarken ‘Alican Uludağ tutukluluk halinin devamına...’ dedi. Söz alıp itiraz ettim. Savunmamı almadan tutukluluğunun devamına karar verdi (18 Mart).

Antalya’da tutuklanan Kemaneci’ye tahliye: Antalya Kemer’de çevreye dair ihlal iddialarını gündeme taşıdıktan sonra 26 Mart’ta gözaltına alınıp “halkı yanıltıcı bilgiyi yaydığı” iddiasıyla tutuklanan gazeteci Murat Kemaneci 6 Haziran’da tahliye edildi. Gazeteci, gözaltında sağlık sorunları yaşamasına karşın tutuklanarak Antalya’daki Döşemealtı L Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti (6 Haziran).

“Dezenformasyon”dan yargılanan İsmail Arı’ya tahliye: Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 75 gündür tutuklu BirGün gazetesi muhabiri gazeteci İsmail Arı’yı “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarından yargıladığı davanın ilk duruşmasında tahliye etti. Gazetecinin, çıplak arama girişimi gerekçesiyle Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube polisleri hakkında talep ettiği suç duyurusu da kabul edildi. Dava, 9 Ekim’e (saat 14:00) bırakıldı (5 Haziran).

Aydın’da Ayaz’a tahliye: Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi, bir haberi nedeniyle 15 Mayıs’tan beri tutuklu olan Aydınpost sitesi genel yayın yönetmeni Yelis Ayaz’ın tahliyesine karar verdi. Aydın’da bir milletvekili oğlunun okula silah geldiği iddiasını gündeme getirdiği için 17 gün tutuklu kalan gazeteci, 30 Haziran’da “dezenformasyon” ve “hakaret” iddiasıyla yargılanacak (1 Haziran).

Uludağ’a 90 gün sonra tahliye: “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla 90 gündür Silivri Cezaevi’nde tutulan gazeteci ve DW Türkçe muhabiri Uludağ ilk kez hâkim karşısına çıktı. Duruşmaya SEGBİS katılmak zorunda bırakılmasını hukuka aykırılık olarak eleştiren Uludağ, kaçma şüphesi iddiasıyla tutuklu bırakılmasını da “İki küçük çocuğum var, nereye kaçarım” diyerek tepki gösterdi. Bir gazeteci olarak ifade özgürlüğü hakkının gereğini yerine getirdiğini vurgulayan Uludağ, “Bu dava, Anayasa’da güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir" dedi. Duruşma savcısı, tutuklu bırakılması yönünde görüş bildirirken mahkeme, gazetecinin tahliye edilmesi yönünde karar aldı. Dava 18 Eylül’e (saat 10:30) bırakıldı (21 Mayıs).

Magazin habercisi Özcan’a tahliye: İntihar olarak gündeme gelen moda tasarımcısı Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin “cinayet” şüphesine dair değerlendirmeleri nedeniyle 16 Mart’ta tutuklanan magazin habercisi Bilal Özcan 16 Nisan’da Silivri Cezaevi’nden tahliye edildi. Gazeteci, Türk Ceza Kanunu’nun “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunu” düzenleyen 217/A maddesi kapsamında İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklanmıştı (16 Nisan).

Nisan - Haziran döneminde en az beş gazeteci gözaltına alınırken üçünün (Müberra Ünsal, Yusuf Çelik ve Doğa Tekneci) özgürlükten alıkonulmasının gerekçesi, LGBTİ Onur Haftası ve bağlantılı gündemi izlemeleri oldu. Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Sema Bingöl de, Ankara’da öldürülen Ethem Sarısülük’ün anıldığı eylemi takip ederken darpla gözaltına alındı.

İstanbul’da Ünsal’a gözaltı: İstanbul LGBTİ Onur Haftası’nda gerçekleştirilmek istenen eylemler sırasında gazeteci Müberra Ünsal da gözaltına alındı. TGS de, Ünsal'ın basın kartı olmasına rağmen gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, “LGBTİ 'ların barışçıl biçimde hak ve özgürlüklerini kullanmaları da, bu sürecin gazeteciler tarafından takip edilmesi de demokratik toplum ilkelerinin gereğidir” denildi (28 Haziran).

İki haberciye gözaltı: Bu yıl “Tahayyül” temasıyla düzenlenen 12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü, yasak kararlarına rağmen Kadıköy’de gerçekleştirildi. En az 10 hak savunucusu ile birlikte gazeteciler Yusuf Çelik ve Doğa Tekneci de gözaltına alındı. Trans Onur Yürüyüşü kapsamında LGBTİ‘ler Fener Kalamış Caddesi’nde bir araya gelerek nefret cinayetlerinde yaşamını yitiren transları andı (21 Haziran).

Bingöl’e şiddet ve gözaltı: İstanbul’da Gezi eylemlerinin 13. yılında, Ankara’da öldürülen Ethem Sarısülük’ün anıldığı eylemi takip eden Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Sema Bingöl, polis müdahalesini görüntülerken darp edilerek gözaltına alındı (1 Haziran).

Kılıç’a gözaltı: NEO TV’de görev yapan gazeteci Turgay Kılıç, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gazeteci aynı gün serbest bırakıldı (17 Nisan).

Saldırı, tehdit, engelleme

Son üç ayda en az beş haberci politik kişilik veya grupların saldırılarına veya fiziki müdahalelerine uğradı, biri de yaptığı yayın nedeniyle tehdit edildi. Ana muhalefet partisi CHP’ye dair mutlak butlan kararının açıklanmasının ardından CHP Genel Merkezi önünde yaşanan olaylarda görev yapan üç haberciye sert şekilde müdahale edilirken eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Now TV muhabirinin sorularına, mikrofonu iterek baş edebildi. Ayrıca bir polis, 1 Mayıs eylemlerini izleyen Kısa Dalga sitesinden Gülseren Özkan’ın gözüne yakın mesafeden göz yaşartıcı gaz sıktı. İzmir merkezli İz Gazete'nin ofis kapısına da mesai saatleri dışında matkapla zorlanarak zarar verildi. 

Gülenç’e baskı ve tehdit: Gazeteci Erhan Gülenç, iş insanı Rahmi Koç’un “Kürt Kadını”na atıf yapan tartışmalı fıkrasına dair görüntüleri yayımladığı için tehdit edildiğini duyurdu. Gülenç, bir yöneticinin videoyu kaldırması için kendisini arayarak baskı yaptığını açıkladı. Gazeteci, kamuoyunu ilgilendiren haberden geri adım atmayacağını ifade etti (7 Haziran).

İZ Gazete kapısına matkapla zarar verildi: İzmir merkezli İz Gazete'nin ofis kapısına mesai saatleri dışında matkapla zorlanarak zarar verildi. İz Gazete genel yayın yönetmeni Ümit Kartal, olaya ilişkin “Dün mesai saatleri dışında, gazetemizin kapısı zorlanmış. Sabah işe gelen arkadaşlarımızın çektiği fotoğraf bu. Görüntülerden matkap vb aletler kullanıldığı da anlaşılıyor. 10 yıllık gazetemize şimdiye kadar hiç ‘hırsızlık’ girişimi dahi olmadı. Dün de gazetemizin bulunduğu iş merkezinde bizim ofisimiz dışında hiçbir girişim yok. Arkadaşlarımız güvenlik kamerası görüntülerini inceliyor ve konuya dair şikayetimizi yaptık… Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da herhangi bir tehdit ve gözdağı girişimi doğru bildiğimizi söylerken bir adım geri atmamızı sağlayamaz! Gözümüzü budaktan, sözümüzü dudaktan sakınacak değiliz!” dedi. Soruşturma kapsamında ifade veren Erhan Ö. gazeteyi hedef almadığını ve daha önce su getirmek için uğradığı iş hanındaki ofislere zarar vermek istediğini açıklasa da olay günü sadece İz Gazete’ye saldırdığı tespit edildi (6 Haziran).

Ankara’da üç gazeteciye “butlan” şiddeti: Ana muhalefet partisi CHP’ye dair mutlak butlan kararının açıklanmasının ardından CHP Genel Merkezi önünde yaşanan olaylarda görev yapan CNN TÜRK muhabiri Murat Bekmezci fiziki müdahaleyle karşılaştı; TGRT Haber muhabiri Sait Kahraman ve kameraman Burak Taştan da tepkili kalabalığın fiziki saldırısına uğradı (24 Mayıs).

Aydın'da Topbaş’a saldırı: Aydın'da yerel bir haber sitesinin sahibi Süleyman Topbaş'a 2 Mayıs akşamı bir saldırı gerçekleştirildi. Eşiyle birlikte Atatürk Kent Meydanı’nda yürüyen gazetecinin, Ülkü Ocakları Aydın İl Başkanlığı yakınında kimliği belirsiz bir grupla sözlü tartışma yaşadıktan sonra darp edildiği açıklandı. Topbaş'ın saldırının ardından şikayetçi olduğu ve kaçan şüphelilerin kimliğinin belirlenmesi için çalışma başlatıldığı bildirildi (2 Mayıs).

Gazeteciye polisten “1 Mayıs” gazı: İstanbul Mecidiyeköy yakınında 1 Mayıs eylemlerini izleyen Kısa Dalga sitesinden Gülseren Özkan, bir polisin yakın mesafeden gözüne göz yaşartıcı gaz sıktığını duyurdu. Gazeteci, X hesabından, “Polis doğrudan gözümün içine gaz sıktı…” diye yazdı (1 Mayıs).

Soylu’dan Now TV muhabirine fiziki müdahale: Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli Valisi’nin tutuklanmasıyla genişleyen Gülistan Doku cinayeti soruşturmasıyla ilgili bir soru sormak isteyen NOW TV muhabiri Beril Ötkan’a fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. Sinirlenen Soylu, Ötkan’ın koluna vurarak, görüntü almasını engelleyen Soylu, "Kardeş izin aldın mı?" dedi (29 Nisan).

Hak arama ve cezasızlık 

Yargı ve yetkili kurumların aklına, araştırmacı gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştirip ölümüne neden olan bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması 32 yıl sonra geldi. Türkiye Ermenisi gazeteci Hrant Dink'in 2007'de öldürülmesiyle ilgili Trabzon’daki Pelitli Grubu ve “FETÖ adına cinayete yol veren güvenlik görevlileri” cezalandırılırken Dink’i eylem, program ve bildiriler yoluyla hedef göstererek cinayete zemin hazırlayanlara dokunulmadı. Çevre belgeselcisi Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenyurt’ta maruz kaldığı ölümcül saldırıyla ilgili davada, cinayetin mesleki faaliyetleriyle işlendiğine dair boyut henüz gözlemlenemedi. 

Ankara’da Yeniçağ gazetesi köşe yazarı Yavuz Selim Demirağ’ı 10 Mayıs 2019’da ağır şekilde darp edenlerin yeniden yargılanmasına 10 Eylül’de devam edilecek. Bursa’dan gazeteci Yaman Kaya’ya karşı 2023'te düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili, ertesi yıl “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat eden iki sanık, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanıyor. Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ettikten sonra tutuklanıp tahliye edilen sanık İsa Can Biler’in, duruşmaya zorla getirilmesine karar verildi. 

Evrensel’e saldırı davası: İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesi, Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde bulunan Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine yönelik 13 Ağustos gecesi 10 el ateş ederek silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle tetikçi İsa Can Biler'i yargılamaya devam etti. 25 Haziran’da süren davada, gazete avukatlarının talebi doğrultusunda, duruşmalara katılmayan sanık Biler’in zorla getirilmesine karar verdi. Gazete avukatlarından Serhat Özkan, “13 Ağustos’ta büromuz kurşunlandı. Bundan birkaç gün önce Habaş’la ilgili haber yapılmıştı. Takipsizlik itirazımızda da belirttiğimiz gibi sanıkların 200’ün üzerinde Kırkpınar soyadlı kişilerle görüşmesi bulunuyor. Bu kişilerin dinlenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. Davayı Evrensel çalışanlarının yanı sıra Emek Partisi İl Başkanı Elif Çuhadar, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve TGS İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu takip etti. Sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmeden mahkeme, İbrahim Halil Yapıcı’nın duruşmalardan vareste tutulması talebini kabul etti. Dava, 14 Eylül’e (13.30) bırakıldı (25 Haziran).

LeMan’a saldırıya davada şeriat sloganları: LeMan dergisinin 26 Haziran 2025 tarihli sayısında, Hz Muhammed’in çizildiği iddiasıyla derginin İstanbul Beyoğlu’ndaki bürosuna yönelik saldırıya açılan dava İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Dergi binasına saldırı çağrısı yapan İBDA-C’ye yakınlığıyla Büyük Doğu Akıncıları Derneği’nin İl Başkanı Alper Kaan Aykut’un “kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle yargılandığı dava öncesi Çağlayan Adliyesi’nde toplanan bir grup adliye içerisinde şeriat sloganları attı. Bunun üzerine gruba polis müdahale ederken arbede yaşandı (24 Haziran).

Bursa’da Kaya’ya saldırı davası yeniden: Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, 2023'te kent rantlarını duyuran Başka Gazete sitesi yayın yönetmeni ve gazeteci Yaman Kaya’ya karşı girişilen silahlı saldırıya ilişkin iki sanığı, İstinafın beraatları bozması üzerine, ‘kasten öldürmeye teşebbüs” gerekçesiyle yeniden yargılıyor. Elde edilen görüntülerin analizi ve HTS raporuna dair bilirkişi raporunu bekleyen dava 29 Eylül’e kaldı (17 Haziran).

Çevre habercisi Tosun’un öldürülmesiyle ilgili dava başladı: Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un, İstanbul Esenyurt’ta evine giderken 10 Ekim gecesi sokakta öldürülesiye dövülmesi ve 13 Ekim akşamı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirmesiyle ilgili sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'in yargılanmasına başlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun’a yönelik altı şiddet sahnesine yer verilen olaya ilişkin hazırladığı iddianamede iki tutuklu şüpheli hakkında “kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezası talep etmişti. İddianamede, 10 Ekim 2025 gecesi, 23.00 sularında Avcılar’da metrobüse binen Hakan Tosun ile yolculardan biri arasında tartışma yaşandığı ileri sürülüyor. Belgede, Metrobüs içinde olduğu iddia edilen bazı yolcuların ifadelerine yer verildi, Tosun’un Haramidere durağında yolcularca metrobüsten indirildiği kayda geçildi. Gazetecilik örgütleri, Tosun’a yönelik saldırının “gazetecilik faaliyetlerine yönelik cezalandırıcı bir boyutu” olup olmadığının açıkça ortaya çıkarılmasını talep ediyor. 6 Mayıs’ta başlayan davada 13 kişi tanık sıfatıyla ifade verirken “kasten insan öldürme” suçundan ve TCK 81/1 maddesi gereğince cezalandırılması istenen iki sanık cezaevinden SEGBİS üzerinden ifade verdi. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya 8 Temmuz’da devam edecek (6 Mayıs).

Demirağ’a saldırıdan yeniden yargılama: Yeniçağ gazetesi köşe yazarı Yavuz Selim Demirağ’a yönelik 10 Mayıs 2019’da Ankara’da girişilen ağır saldırıya dair davanın görülmesine, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nin yedi sanığa 2024’te verdiği 9’ar yıllık hapis cezaları İstinafta bozulunca yeniden başlandı. 30 Nisan’da yeniden görülmesine başlanan dava, duruşmaya gelmeyen bazı sanıklara zorla getirme kararı çıkarılması için 10 Eylül’e bırakıldı (30 Nisan).

Soruşturmalar, açılan / süren ceza davaları, kararlar

(Rapor, Türkiye’de gazetecilere uygulanmış yasal prosedürlerinin tamamını kapsamayıp, örnekleriyle sadece medya özgürlüğüne hedef alan ihlallere dair eğilim ve ağırlık konusunda fikir vermeyi amaçlamaktadır)

Son üç ayda savcılıklar en az dört gazeteci hakkında, “casusluk”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Örgüt propagandası” şüphesiyle soruşturma başlattı. Ayrıca, Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Onlar TV'deki “Karga Kahvaltısını Yapmadan” programındaki ifadeleri nedeniyle BirGün gazetesi yazarı Timur Soykan hakkında suç duyurusunda bulunacak.

Kılıçdaroğlu’ndan Soykan için suç duyurusu: Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Onlar TV'de yayınlanan “Karga Kahvaltısını Yapmadan” adlı programında Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili önemli bir iddiayı kamuoyu gündemine taşıyan BirGün gazetesi yazarı Timur Soykan hakkında suç duyurusunda bulunacak. Kılıçdaroğlu'nun 5-6 ay önce bir belediye başkanı ile yaptığı görüşmeye dair kısa bir not paylaşan Soykan, Kılıçdaroğlu'nun bu isimden Ekrem İmamoğlu'nun da yargılandığı İBB davasında itirafçı olmasını istediğini savunmuştu. Şikayet duyurusundan sonra açıklama yapan Soykan, “Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı, Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok” ifadelerini kullandı (4 Haziran).

Aydın’a e-posta ihbarıyla “casusluk” soruşturması! Onlar TV moderatörü ve gazeteci Şule Aydın, kendisini “Ahmet Türkeş” olarak tanıtan bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. İhbarda Aydın hakkında “ajanlık”, “casusluk”, “karapara aklama” ve “suç örgütü faaliyeti” gibi hiçbir somut delile dayanmayan ağır suçlamalar yöneltildi. Konuya Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde eğilen Barış Pehlivan, söz konusu e-postada, Aydın’ın “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Cumhurbaşkanı’nı, yargı mensuplarını ve Emniyet güçlerini hedef alan aşağılayıcı, alaycı, küçümseyici ve provokatif ifadeler kullandığı” ileri sürüldü. İhbarcı, Aydın hakkında “cumhurbaşkanına hakaret”, “devletin kurumlarını aşağılama”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “casusluk” suçlarından işlem yapılmasını istedi. Aydın'ın avukatı Gamze Pamuk, dosyada somut delil bulunmadığını vurgulayarak "Bir gazeteci, kimliği ve dayanağı belirsiz bir ihbarla nasıl şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı?" diye sordu (20 Mayıs).

Özbek ve Başcan’a “Cumhurbaşkanı” soruşturması: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, BirGün internet sitesinin sorumlu müdürü Sefer Selçuk Özbek ile gazetenin sorumlu müdürü Gökay Başcan’a “Cumhurbaşkanına hakaret” şüphesiyle soruşturma açtı. Soruşturma, BirGün’ün 24 Ağustos 2025 tarihli sayısında çıkan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart operasyonları sonrası üniversite öğrencilerine yönelik başlatılan soruşturmalar, burs kesintileri ve yurttan çıkarma uygulamaları işleyen habere dayandırıldı. Haberde ayrıca ODTÜ Mezunlar Derneği ve Sol Genç’in açıklamalarından alıntılar bulunuyordu. Soruşturmaya gerekçe gösterilen ifadelerin de bu açıklamalardan yapılan doğrudan aktarımlar olduğu öğrenildi. Gazeteciler Başsavcılık Basın Suçları Bürosu’nda avukatları Tolgay Güvercin eşliğinde ifade verdi (20 Mayıs).

Güneş’e sosyal medya paylaşımından soruşturma: Yeni Yaşam gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü Ahmet Güneş hakkında, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dair haberleri sosyal medya hesabından paylaştığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Güneş, soruşturma kapsamında 4 Mayıs’ta avukatıyla birlikte İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne giderek ifade verdi. “Örgüt propagandası” iddiasıyla suçlanan Güneş, X hesabından Suriye’de Ahmed eş-Şara hükümetinin Kürtlere yönelik saldırılarına ilişkin saldırılara dair paylaştığı haberlerin kendisine gösterildiğini söyledi (5 Mayıs).

Açılan ve süren davalar 

Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu temelinde ve hapis tehdidiyle yargılandı.

Terkoğlu’ya “askeri turp” davası: Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu, 21 Nisan 2025 tarihli “Hava Kuvvetlerinde turbun büyüğü” başlıklı yazısı nedeniyle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Haber, İstanbul Yeşilyurt’ta bulunan geniş askeri Hava Harp Okulu biriminin ranta açılması riskiyle birlikte İzmir’e taşınmasını gündeme getiriyordu. Yargılamaya 25 Haziran’da devam edildi (25 Haziran).

Cizre’de Oruç’a dava: Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Cizre’nin Nur Mahallesinde Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik hak ihlallerini protesto eden gençlerin eylemini takip ederken darp edilerek gözaltına alınıp 17 Ocak’ta tutuklanan Ajansa Welat (Ajans Ülke) muhabiri Nedim Oruç’u yargılamaya ikinci duruşmayla devam etti. 25 Haziran’da görülen duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen meslektaşları Emrullah Acar ile Neslihan Kardaş, Oruç’un gazetecilik kapsamında hareket ettiğini bildirdi. Mahkeme, esas hakkında mütalaasını hazırlaması için dosyanın duruşma savcısına aktarılmasına karar verdi. İddianamede, bir dergi üzerindeki parmak izinin Oruç’la eşleştiğine dair tespit, sosyal medya paylaşımları ve videolar, Cizre’deki eylemlere katıldığı iddiasına ilişkin görüntüler ile dijital materyallerde bulunan fotoğraf ve kayıtlara da yer veriliyordu. Dava, 26 Eylül’e bırakıldı (25 Haziran).

Tar’ın “HDK” davasında adli kontrol ısrarı: Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, dört ay tutukluluktan sonra 30 Mayıs 2025’te tahliye edilen gazeteci Yıldız Tar ve yazar İbrahim Elçi’yi “HDK örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. 24 Haziran’da süren yargılamaya Tar, NATO Zirvesi öncesi bu kez “TKP/ML örgütüne yönelik” operasyonda 23 Haziran’da gözaltına alındığından katılamadı. Duruşma sonunda mahkeme, adli kontrollerin kaldırılması yönünde savunma avukatlarının dile getirdikleri talepleri reddetti. Dava 24 Kasım’a bırakıldı (24 Haziran).

Değer ve Akın’ın TMK davası: Mardin Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Temmuz 2024 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesine yakın bir eve düzenlenen operasyonda işkence yaşandığına yönelik iddiaları gündeme getiren JINNEWS sitesi haber müdürü Öznur Değer ile Yeni Yaşam Gazetesi eski Yazı İşleri Müdürü Osman Akın’ı yargılamaya devam etti. Kızıltepe Jandarma Komutanının adının geçmesi nedeniyle Değer ve Akın, “terörle mücadele görev alan görevlileri hedef yapmak” iddiasıyla yargılanıyor. Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyadaki eksik delillerin toplanmasına karar verdi. Yargılamaya 6 Ekim’de devam edilecek (16 Haziran).

Gök’ün “üyelik ve propaganda” davası: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök'ü açık tanık Ümit Akbıyık'ın beyanları üzerinden “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. 16 Haziran’da görülen kısa duruşmada, yargılamanın Gök’ün Yargıtay’da bulunan dosyasının sonucunun beklenmesi için 22 Eylül’e bırakılmasına karar verildi. Davanın başında ifadesi alınan ve Ortadoğu’daki çatışmalı ortama dikkat çekerek, yurtdışı yasağından dolayı mesleğini yapamaz durumda olduğunu söyleyen Gök, “K8Ç4B3L1T5” adlı gizli tanık ifadeleriyle hazırlanan ve bu dosyayla birleştirilen iddianameye karşı savunma yapmıştı. Gazeteci, hem gizli tanık hem de açık tanıklarla işin dönüp dolaşıp polisçe öldürülen Kemal Kurkut'un fotoğraflarını çekmesine geldiğini söylemişti. Davanın başından beri gazeteciye uygulanan yurtdışı yasağı 26 Şubat 2026’da kaldırılmıştı. Yargılama 22 Eylül’e kaldı (16 Haziran).

Soykan’a “darbe ve sandık” davası: İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, sosyal medya paylaşımları nedeniyle “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “suç işlemeye alenen tahrik etme” suçlamalarıyla karşılaşan gazeteci Timur Soykan’ı yargılamaya devam etti. 16 Haziran’da duruşma savcısı, gazetecinin cezalandırılması yönünde mütalaa sundu. Daha önce ifade veren gazeteci, “suç işlemeye alenen tahrik etme” suçlamasına da yanıt olarak, “Tweetlerimde halkın haklarının koruması gerektiğini ifade ettim. Bunun nasıl bir şekilde suça teşvik olduğunu anlamış değilim. Suçlamaları kabul etmiyorum, düşüncelerimin arkasındayım” dedi. Soykan, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin gözaltına alınması üzerine yaptığı paylaşımda, “Darbe sürüyor. Halkın iradesi gasp ediliyor. Sandığın manası kalmıyor” ifadelerini kullanmıştı. 27 Ekim 2025’te açılan davada mahkeme, Timur Soykan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına da hükmetti. Dava, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların hazırlanması için 10 Temmuz’a bırakıldı (16 Haziran).

Dört gazeteciye “bilirkişi” davası: İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun basın toplantısıyla ismini açıkladığı bilirkişi ile Barış Pehlivan’ın yaptığı telefon yayınıyla ilgili yargılamaya devam etti. 12 Haziran’da görülen davanın altıncı duruşmasında mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı duruşma savcısına aktardı. 13 Ocak 2026’da yurtdışı yasağına ilişkin adli kontrolleri kaldırılan Barış Pehlivan, Kürşat Oğuz Suat Toktaş ve Seda Selek “kayda alınan konuşmaları yayımlamak” ve “kişiler arasındaki konuşmaları kaydetmek” iddialarıyla yargılanıyor. Dava 20 Kasım’a kaldı (12 Haziran).

“Dezenformasyon”dan yargılanan İsmail Arı’ya tahliye: Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 75 gündür tutuklu BirGün gazetesi muhabiri gazeteci İsmail Arı’yı “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarından yargıladığı davanın ilk duruşmasında tahliye etti. Meslektaşlarından yoğun destek gören Arı, duruşmada gazetecilik yapmaması için hapsedildiğini açıkladı. Ankara Başsavcılığı, suçlamalara gerekçe olarak Arı’nın YouTube programındaki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımlarını göstermişti. İddianamede, 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hakkında hapis cezası istenen Arı’nın BirGün TV’de katıldığı programda Erdoğan ailesinin 20 vakfın yönetiminde bulunması ve bu vakıflara aktarılan kamu kaynaklarına ilişkin ifadelerinin ‘yanıltıcı bilgi’ niteliğinde olduğu öne sürüldü. İsmail Arı, bayramda Tokat'ta gözaltına alınmasıyla ilgili “Usulsüz bir şekilde telefon baz sinyalime bakıldığını düşünüyorum” diyerek suç duyurusu talebinde bulunmuştu. Arı, kendisine çıplak arama yapmak isteyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube polisleri hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını istediğini belirtmişti. Arı'nın suç duyurusu talepleri de kabul edildi. Dava, 9 Ekim’e (saat 14:00) bırakıldı (5 Haziran).

Dört haberciye “Gösteri” davası: İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23. İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü’nü takip ederken 30 Haziran 2025’te gözaltına alınan bianet haber sitesi editörü Evrim Gündüz, eski Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik, gazeteci Nur Kaya ve fotoğrafçı Cansu Yıldıran’ın da aralarında bulunduğu 53 kişiyi 2911 Sayılı Kanun uyarınca ve “toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılıyor. 5 Haziran’da süren yargılamada mahkeme, ifadesi henüz alınmayan iki sanığın dinlenmesi için davayı 4 Aralık’a (10.30) bıraktı (5 Haziran).

Karafazlı ve Öksüz’e “gizlilik” davası: Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe’nin makam odasını yenilemesi ve kendisine özel tuvalet yaptırmasına ilişkin haberi kamuoyuna duyuran ÇGD Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı ile gazeteci Şenol Öksüz'ü “haberleşmenin gizliliğini ihlal” iddiasıyla yargılamaya başladı. Suçundan 3'er yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. Üç yıl hapisle yargılanan gazetecilerden Karafazlı, adliye önünde yaptığı açıklamada, “Rize İl Milli Eğitim Müdürünün makamında yaptığı özel tuvaletle ilgili haber yapmıştık. Bu haberle ilgili yargılanıyoruz. Bizlere açıkça 'siz bu tür haberler yapmayın' diyorlar. Milli Eğitim Müdürü'nün makam odasına özel bir tuvalet, oturma grupları ve çay ocakları duyumunu aldık ve haberleştirdik. Bu haberle ilgili müdürün bize yaptığı açıklamaların bir kısmını kendisine dinlettiğimiz için 'özel yaşamın gizliliğini ihlalden' bize dava açtı” dedi (4 Haziran).

Fatoş Erdoğan’a “suça tahrik” davası: İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Gürsel Tekin’in kayyım atanması üzerine CHP’lilerin başkanlık binasına çağrı yapması sonrası yaşanan olaylarla ilgili haber yapan gazeteci Fatoş Erdoğan’ı 20 kişiyle birlikte “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Erdoğan’ın, CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde 8 Eylül’de yaşananları aktardığı haber ve video paylaşımlarıyla aktardığı için “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla beş yıl hapis istemiyle yargılanıyor. 5 Kasım 2025’te görülen duruşmada Erdoğan, gazetecilik görevini yerine getirirken yaralandığını ifade ederek vücudundaki morlukların tespit edildiği fotoğrafları heyete göstermiş, “Burada gerçekten yargılanması gereken ben miyim?” diye de sormuştu. P24’e göre Mahkeme, sanıklara uygulanan adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasına karar verdi. Sanıkların duruşmaya katılma zorunluluğunu kaldıran mahkeme, davayı 21 Ekim’e (saat 9:30) erteledi (3 Haziran). 

İki gazetecinin “Saraçhane” davası: İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Saraçhane’de 19 Mart’ta başlayan eylemleri haberleştirken gözaltına alınan Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA Ajansı muhabiri Elif Bayburt’u 2911 Sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılamaya devam etti. İlk duruşmada gazeteci Demirel, ifadesinde, “Dosyadaki fotoğrafı ben alanda haber yaparken sivil polis çekti. Benzer delillerle yargılamak gazetecileri korkutma amaçlıdır” demişti. Bayburt da, fotoğrafta basın kartının açıkça görüldüğünü ifade ederek mevcut yargılamanın eylemleri haberleştirenler için bir gözdağı verme amacı olduğunu söylemişti. Son duruşması 15 Mayıs’ta görülen dava 18 Eylül’e bırakıldı (15 Mayıs).

Yanardağ’a “siyasi casusluk” davasında tahliye çıkmadı: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, casus olduğu iddia edilen Hüseyin Gün ve tutuklu TELE1'in genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ı “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılamaya 11 Mayıs’ta başladı. TGC, TGS, RSF, Gazeteciler Cemiyeti dahil birçok gazetecilik meslek örgütü ve haberci, Yanardağ’a destek için Silivri’deki duruşma salonunda yerini aldı. Üçüncü günde duruşma savcısı, İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluğunun devamını talep etti. Tutuklu gazeteci, tutukluluğunun devamının istenmesine karşılık” “Bu iddianame; gazetecileri, muhalifleri, cumhuriyetçileri, solcuları ve iktidarı eleştiren herkesi ‘casusluk’ gibi ağır suçlamalarla ilişkilendirmeye çalışan bir anlayışın ürünüdür” dedi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklamaların devamına karar verdi. Ayrıca, dosyayla ilgili MİT ve BTK ile de yazışacak olan mahkeme, tanık dinlenmesine de karar verdi. TELE1’e atanan kayyımın kaldırılmasına “yetki bizde değil” dedi. Yanardağ, 24 Ekim 2025’te gözaltına alınıp üç gün sonra da tutuklanmıştı. Başsavcılık, “örgüt lideri” olarak nitelendirdiği İmamoğlu'nun, “'İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' olarak CHP’yi yasa dışı yöntemlerle ele geçirdiği, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak ve bu amaç doğrultusunda malî nitelikli suçları işlemek için, başta İstanbul'daki vatandaşların kişisel verilerinin yabancı ülke istihbarat birimlerine aktararak casusluk suçu işlediği” iddia edilmişti. Dava 6 Temmuz’a kaldı (11-13 Mayıs).

İsveçli gazetecinin “PKK” davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Havalimanı’nda 27 Mart 2025’te gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan, 30 Nisan 2025’te de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından mahkum edilip tahliye edilen İsveçli gazeteci Joakim Medin’i gıyabında “PKK üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Mahkeme, tahliye edildikten sonra ülkesine geri döndüğünden beri gıyabında yargılanan Medin’in ülkesinden ifadesinin alınması için istinabe evrakının dönüşünün beklenmesine karar verdi. Gazeteciyi, 30 Nisan 2025’te Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk suçlamadan ertelemeli 11 ay 20 gün hapse mahkum etmişti. Dava 1 Ekim’e kaldı (7 Mayıs).

LeMan’ın “düşmanlık” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, LeMan dergisinde 26 Haziran'da yayımlanan bir karikatürde “Hazreti Muhammed’in çizildiği” iddiasıyla tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen beş dergi yetkili ve temsilcisini yargılamaya devam etti. 5 Mayıs’ta görülen duruşma sonunda mahkeme, dergi yayın yönetmeni Tuncay Akgün’ün yurtdışından ifade vermesi yönündeki talebini kabul etti. Mahkeme, derginin karikatüristi Doğan Pehlevan’e yönelik yurtdışı çıkış yasağını kaldırdı. İddianamede şüphelilerden sorumlu yazı işleri müdürleri Zafer Aknar ile Aslan Özdemir, müessese müdürü Ali Yavuz ve grafiker Cebrail Okçu ile hakkında yakalama kararı bulunan derginin genel yayın yönetmeni Mehmet Tuncay Akgün’e “yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlaması yöneltiliyor ve haklarında 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. RSF, CPJ, MLSA ve P24 temsilcilerinin de izlediği dava 13 Ekim’e kaldı (5 Mayıs).

Dokuz gazetecinin sanık olduğu “İnal” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Barış Terkoğlu’nun Barış Pehlivan ile birlikte kaleme aldığı “Metastaz 2: Cendere” kitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı M. Doğan İnal hakkında yer alan iddialara ilişkin dokuz gazeteciyi yargılamaya devam etti. 30 Nisan’da görülen duruşmada, duruşma savcısının esas hakkında mütalaasını hazırlaması için 27 Ekim’e kadar süre verildi. Dosyada ilk önce, 3 Aralık 2020’de çıkan söyleşiden Independent Türkçe sitesi yayın yönetmeni Nevzat Çiçek, site muhabiri Can Bursalı ve söyleşi veren Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan “hakaret” ve "iftira” iddiasıyla yargılanıyordu. Ancak dava ilerledikçe, diğer benzer dosyaların birleştirilmesi sonucu gazeteciler Doğan Akın, Gökmen Karadağ, Fatih Portakal, Can Özçelik ve Ayşenur Arslan da sanık oldu. Dosyanın birleştirilmesiyle dosyanın son sanığı olarak eklenen gazeteci Portakal, 28 Kasım 2024’te verdiği ifadede gazeteci olduğunu, Terkoğlu ile yazdıkları “Metastaz 2: Cendere” kitabını ve Cumhuriyet gazetesinde çıkan yazısını konuştuklarını açıkladı; “Eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bildiğimi düşünüyorum” demişti (30 Nisan).

Beş gazeteci ve çevirmenin “örgüte yardım” davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan haber ve makaleler nedeniyle 26 Kasım 2024’te İstanbul’da gözaltına alınan beş gazeteci, bir çevirmen ve bir sosyoloğu “örgüte yardım” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ancak daha sonra İstanbul’a aktardığı soruşturmada, bianet editörü Tuğçe Yılmaz, gazeteciler Erdoğan Alayumat, Suzan Demir, Taylan Abatan, Gülcan Dereli ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” (TCK 220/7) ile suçlanıyor. Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ın PKK’nin yayın organı olduğunu iddia eden savcı yazarlara yapılan telif ödemelerini suçlamaya delil olarak gösterdi. Ayrıca MASAK raporları, banka transfer kayıtları, sosyal medya paylaşımları iddianameye delil olarak girmişti. Yargılama, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunun beklenmesi için 17 Eylül’e (10:20) bırakıldı (28 Nisan).

Gazeteci Öztürk’ün “direnme” davası Temmuz’a kaldı: İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi, Boğaziçi Üniversitesi protestolarını izlerken gözaltına alındıktan sonra 14 öğrenciyle birlikte T24 haber sitesi muhabiri Can Öztürk’ü “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla yargılamaya devam etti. MLSA’nın üstlendiği gazetecinin davasında mahkeme, duruşmada dinlenen iki müştekinin davaya katılma talebini kabul etti. Sanık avukatlarının bilirkişi raporu alınması yönündeki talebi, olaya ilişkin tüm görüntülerin istenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi talepleri ise reddedildi. Yargılama 3 Temmuz’a (09.30) kaldı (27 Nisan).

Bağış’a Validen “dezenformasyon” davası: Ankara Batı 15. Asliye Ceza Mahkemesi, Batman Valisi Ekrem Canalp ile ilgili yaptığı haber nedeniyle Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’ın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “hakaret” iddiasıyla yargılandığı davada gazetecinin talimatla ifadesini aldı. Gazetecinin, Nefes Gazetesi’nde yayımlanan “19 milyonluk iş yaptırdı tek kuruş ödemedi” başlıklı haber nedeniyle hapsi isteniyor.........

© Bianet