Dünyanın kalbinde neler oluyor?
Uygarlığın ilk doğuşundan beri insanlık binlerce yıldır bilinmeyeni gökyüzünde aradı. Sümerlerden başlayarak ilk uygarlıklar yıldızlara bakarak takvimlerini hazırladı, denizciler yönlerini gökyüzüne göre buldu, filozoflar evrenin sırrını göklerde aradı. Bugün de teleskoplarımızı uzak galaksilere çeviriyor, Mars’ta yaşamın izlerini araştırıyor ve Ay’da kalıcı üsler kurmanın hesaplarını yapıyoruz. Fakat belki de en büyük bilinmezlerden biri başımızın üzerinde değil, ayaklarımızın yaklaşık 3 bin kilometre altında bulunuyor.
Dünya dışarıdan bakıldığında sakin, katı ve değişmez bir gezegen gibi görünür. Oysa üzerinde yaşadığımız ince kabuğun altında, gezegenimizin kalbinde devasa bir makine çalışmaktadır. Bu makinenin merkezinde çoğunlukla demir ve nikelden oluşan katı bir iç çekirdek, onun çevresinde ise sürekli hareket eden sıvı metalden oluşmuş dış çekirdek vardır. İşte bu sıvı metalin hareketi, Dünya’nın manyetik alanını meydana getiren doğal bir elektrik jeneratörü gibi çalışmaktadır.
Bu görünmeyen jeneratör olmasaydı, Dünya bugünkü Dünya olmayabilirdi. Çünkü gezegenimizin manyetik alanı, Güneş’ten sürekli gelen elektrik yüklü parçacıkların ve kozmik ışınımın önemli bir bölümünü saptıran devasa bir kalkan meydana getiriyor. Mars’ın bugün soğuk, kuru ve ince atmosferli bir gezegen olmasının nedenlerinden biri, küresel manyetik alanını büyük ölçüde kaybetmiş olmasıdır. Dünya’nın manyetik kalkanı ise yalnızca pusulaların kuzeyi göstermesini sağlamıyor; atmosferimizi, uydularımızı, haberleşme sistemlerimizi ve dolayısıyla teknolojik uygarlığımızı da koruyor.
Ancak son araştırmalar, bu dev jeneratörün sandığımız kadar düzenli çalışmadığını ortaya koyuyor. Edinburgh Üniversitesi ve İngiliz Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından yapılan, Avrupa Uzay Ajansı verilerine dayanan yeni bir çalışma, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinde son derece şaşırtıcı bir değişim tespit etti. Araştırmaya göre Pasifik Okyanusu’nun altında bulunan geniş bir sıvı metal akımı, 2010 yılı civarında yön değiştirdi. Daha önce zayıf biçimde batıya doğru hareket eden demir bakımından zengin akış, birdenbire kuvvetli biçimde doğuya yönelmeye başladı. Bu değişimin yalnızca birkaç yıl gibi jeolojik açıdan çok kısa bir sürede gerçekleşmesi bilim insanlarını şaşırtmış durumda.
Çünkü Dünya’nın derinliklerinde yaşanan olayların genellikle binlerce, hatta........
