menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hoşça kalın!

42 0
12.05.2026

Sevgili okurlarım, bu bir veda yazısı olacak.

Yaklaşık on beş yıl süren köşe yazarlığımı artık bitirmek istiyorum. Ben gazeteci değilim, edebiyatçıyım, bundan sonra tümüyle kendimi edebiyata vermek istiyorum.

Ergenekon davaları günlerinde başladım Aydınlık’ta yazmaya. O akıl almaz, saçma sapan davalar sürerken olmam gereken yerde oldum. On beş yıldan beri bu köşede ağırlıklı olarak dil konularında yazdım. Artık bu konularda söyleyeceğim çok şey kalmadığını düşünüyorum. Biliyorum, “Dil yanlışları bitmez, size her zaman yazacak konu bulunur.” diyenler olacaktır.

Evet, dil yanlışları bitmez; ancak ben dikkat ettiyseniz yazılarımda dil dediğimiz dizgeyi doğru anlamayı, özellikle dil-kural ilişkisini bilmeyi, dil yanlışlarının gerisindeki nedenler üzerinde durmayı, dil yanlışlarını göstermekten daha önemli sayıyorum, yazılarımda bunu hep öne çıkarmaya çalıştım. Bu tutumumu kitaplarımda da görürsünüz. Tek tek dil yanlışlarını göstermek bataklığı kurutmadan sineklerle savaşmaya benzer, hep bu bilinçle yazdım. Bir iki dilbilgisi (gramer) kitabı okuyarak dili kavrayamazsınız, neyin yanlış olduğunu söylemek her zaman kolay değildir; çünkü çok karışık ve büyülü bir dizgedir dil. Bir dilin yazılmış yüz kuralı varsa yazılamamış bin kuralı var. Klasik gramer kitaplarında yazılanlarla dil sorunlarını anlayamazsınız. Dilbilim bilmeden klasik gramer bilgileriyle dil konularında yazmak, konuşmak tehlikelidir. Şu günlerde sosyal medyada videolar dolaşıyor. “Sizler” demeyecekmişiz, “siz” dememiz gerekirmiş. “Teşekkürler” de demeyecekmişiz, “teşekkür ederim” demeliymişiz. Ah işte, dil dediğimiz büyülü dizgeyi anlamamış zaptiyeler... Dil, onu konuşanların yaratıcılığına açık bir alandır. Yaşayan dillerin sınırı yoktur, var sandığımız o sınırlara doğru yazarlar önde, hepimiz yürüyoruz, biz yürüdükçe de o sınırlar bizden uzaklaşıyor. Yaşayan diller belli sınırlar içinde kalmaz. Herkes bilmeden kullandığı dilin, anadilinin üstüne bir şeyler koyar, sınırlarını zorlar. Bu yüzden gelişir ve değişir diller. Dil toplumsal, söz bireyseldir, dilimizi........

© Aydınlık