ABD artık maskeyi iyice attı
Şili’de Allende’nin devrilmesi
Türkiye’de 12 Eylül…
Bunlar sadece ikisi.
Daha birçok ülkede aynı yolu izlediler.
Darbeler gerçekleştirdiler.
“ABD’nin çocuklarını” iktidarlara getirdiler.
ABD’nin bu tavrı iyice ayyuka çıktı.
Darbeler sonrası…
O ülkelerde ABD karşıtlığı yükseldi.
Kitlesel tepkiler arttı.
ABD ilk başlarda durumdan memnundu.
İstediklerini yaptırıyorlardı.
Ama uzun vadede…
Amerikan çıkarları zarar görmeye başladı.
ÇIKIŞ ARAYIŞI
Gelen raporlar hiç iyi değildi.
Dalga dalga yayılan ABD düşmanlığı…
Önü kesilmeliydi.
ABD’deki düşünce kuruluşları…
ABD devletinin ideologları…
Bu duruma çare bulmakla görevlendirildi.
Uzun uğraşlar sonra karar verildi.
Artık darbeler ikinci plana itilecekti.
Demokrasi, insan hakları…
Din özgürlüğü öne çıkarılacaktı.
Yeni proje 1980’de uygulamaya kondu.
Adını da yeni Başkan Ronald Reagan koydu:
“Project Democracy”
SİVİL TOPLUMCULUK
Projeyle birlikte…
Her ülkede “sivil toplum örgütleri” kuruldu.
Hani derler ya “mantar gibi” …
Aynen öyle oldu.
Örümcek ağı gibi her yeri ördüler.
Finansmanını da ABD sağladı.
Bir kısmını doğrudan…
Bir kısmını da Avrupa’daki küçük ülkeler üzerinden aktardılar.
CIA’nın doğrudan işin içinde olduğunu…
Süreci onun yönettiğini gizlemeyi amaçladılar.
UNUTTURMA
ABD işkencecileri eğitiyordu.
Zalim diktatörleri ayakta tutuyordu.
Hızlı bir propaganda yürüttüler.
“İşkence karşıtı…
İnsan hakları savunucusu…
Demokrasi aşığı Amerika.” algısını pompaladılar.
PHILIP AGEE
Bir kez daha anımsayalım.
Philip Agee isminde bir Amerikalı.
CIA’da çalışıyordu.
CIA’dan ayrıldı ve bir kitap yazdı.
“Project Democracy” planını şöyle anlattı:
“Liberal demokrasi ve çoğunluk denen şey…
Sonuçta amaçlarımız için bir araçtı.
‘Özgür seçimler’…
Bizim desteklediğimiz adaylar için gizliden parayla müdahale etmemiz…
Onları seçtirmemizdi.
Basın özgürlüğü…
Bizim hazırladığımız materyalleri, kendisi yazmış gibi yayınlayan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demekti.
Sosyal ve ekonomik adalet…
Halkla ilişkilerde hoş kavramlardı…
Hepsi o kadar.
Seçilmiş bir hükümet…
ABD’nin ekonomik ve siyasi çıkarlarını tehdit etmeye başlarsa görevden uzaklaştırılmalıydı.”
Hepsi nasıl da tanıdık değil mi?
TOM BARRACK
Bütün bunları niye yazdım.
ABD artık “demokrasi” (!) maskesini iyice atmış gibi.
ABD Ankara Büyükelçisi…
Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack.
Trump’a çok yakın bir isim.
Antalya Diplomasi Formunda konuştu.
Özetle şunları söyledi:
“Monarşiler Körfez ülkelerinde başarılı oldu.
Çok işe yaradı.
Arap Baharı buharlaştı.
Bölgede işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri.”
Yoruma gerek var mı?
NE OLDU?
Peki Irak’ta Saddam güçlü lider değil miydi?
Devirmek için 1 milyon Iraklı neden öldürüldü?
Libya’da Kaddafi, Suriye’de Esad…
Güçlü liderler değiller miydi?
Niye devirmek için her yolu kullandınız?
ABD isteklerine “evet” dersen iyisin…
“Hayır” dersen kötüsün.
Daha açık ifadeyle…
Esas olan ABD çıkarları…
Bazen “demokrasi maskesi” ile…
Bazen de darbelerle, monarşilerle…
Ama artık bu filmin sonuna gelindi.
Asya’dan esen rüzgar…
Tüm dünyayı etkiliyor.
