menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOĞU TABLETLERİ 38. Tablet- Kerbelâ

18 0
20.06.2026

(Küresel Kerbela’ya direnen İslam dünyasının Muharrem Ayı kutlu olsun. Mazlumun yiğidi boldur… Birlik, beraberlik ile yıkılmayacak zalim duvarı yoktur.)

Ekmeğin ve suyun, ateşin ve al gülün

Aşkıyla sonsuzdur insan, ölümsüzdür ölümlü.

Yerlerin ve göklerin, nefsin ve nefesin,

Onuruyla yeğrektir insan, bilmeyen ne bilsin.

Bela rüzgârı sallar sert çadırlarımızı,

Çadırlarımız sarsılır, inancımız sarsılmaz,

İnancımızın direği sedir ağacındandır.

Duranın ve çürüyenin, akanın ve türeyenin

Zerreleri birbirinin içinde, birbirini yer,

Kötü yenilir, devrilir orada yeniden biter.

Direniriz tanyerinin bütün kadını, erkeği biz.

Yunduk bedenlerimizi öğlen güneşinin kumuyla,

Giyindik eğnimize Şam’da biçilen gömleği,

Sardık bebeğimize günışığını, yumak yumak.

Dışımız, hilebazın alev çemberidir,

İçimizde yeşil bir yağmur yağar, çise çise,

Fırat’ın suyu gibi çektik erliği, erdemliği içimize.

En iyi hatip kılıçtır diyor, Ömer İbni Saad,

En karanlık vadilerde konuştu silahlarımız.

Varsın, o saat kesilsin dimdik başlarımız,

Miras bıraktık kesilmemiş umudu neslimize,

Bölebilir mi zalimin hıncı, ipeğin inancını?

Elimize yüzümüze sıvanır, Murtaza’nın güneşi,

Yoksulluk en büyük ölümdür, diyen aslan,

Akşam ölürse bir, sabah doksan dokuz dirilir.

Sancağı diken ele iyi baksın mazlum olan,

Zülcenah giriyor melunun can kapısından içeri.

İçtik çöl denizini, yetmiş iki solukta biz.

Ey biziz görünüp de, hayduda elveren azaplı,

Ceplerine doldurdun ikbalin altın varak tozunu.

Önderin tözünü avuç avuç toprağa saçtın:

Zalime eğilenler, boyun eğdirir kendi halkına.

Başımı uçurun, ama kıymayın yadigârlara,

Kulak verin: Çöl uğulduyor atalarımızın avazıyla.

İşbirlikçinin aklı sağırdır, yüreği kördür,

Esen yelin kulağı var, duran taşın gözü vardır.

Çözülür kara örgüsünden ille de zülfüyâr,

Kerbela’da kırılan gül, Anadolu’da alevi açar.

94. Tablet, Hz. Ali

Ya Alim! Ya Alişan! Ya Alişah! Ey Ya Ali!

Alemin karanlık gününde güneş sunan Âli makam.

Neydi o, çeliğine Zemzem içirmiş adalet sunucu,

Kanımız çölde lebi derya olur, yerler gökler bir ulur.

Yoksullar su ekmek, kimsesizler ana baba bulur.

Soluk yazmalara sarmalar........

© Aydınlık