menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bana müttefikini söyle...

21 0
17.07.2026

İran’a karşı üçüncü dalga saldırılar devam ediyor.

Sözlerine güvenilemeyen bir taraf olarak meşhur olan Trump yönetimindeki ABD’nin artık imzaladığı yazılı metinlere de güvenilmez oldu.

Maalesef, Ankara’da kılı kırk yararak ağırladığımız bu “müttefik” bizzat kendi eski devlet çalışanları deyimi ile “başka bir devlete hizmet eder” hale gelmiş.

Üstelik bu hizmet ettiği devlet ise bize karşı epey hasmane bir yaklaşımda..

Böyle bir durumda da o devletten yana mevzi alacakmış..

Bizzat istifa eden terörle mücadele direktörünün sözleri..

Bu misafirliği bir kenara bırakalım “müttefiklikte bir sıkıntı olduğunu bilmeyen kalmadı. Trump ise bunun tersini düşünüyor..

Çocukluğumuzdan beri bunu söylerler.

Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyim..

Yani kötü arkadaş edinme.. Kötü dost edinme.. Zaten kötüden dost olmaz.. Olmadığı gibi de güvenilmez. Müttefik de olmaz..

Bunu Amerika’nın en önemli uluslararası ilişkiler doktrin yazarlarından Kissinger söylemiştir. Amerika ile düşman olmak çok kötü. (Bugün İran, Rusya ve Çin’in yaşadığı) Dost olmak ise ölümcüldür.

Saddam Hüseyin’in yaşadığı, Almanya’nın, Kanada’nın, Danimarka’nın yaşadığı.. Türkiye’nin de yaşadıkları az buz değil.. Dönün bakın yakın tarihe ve bugün maruz kaldığımız düşman devletler için uygulanan CAATSA yaptırımlarına..

BİR FIKRA

Burada aklıma bir fıkra geldi. Anlatmadan geçemem.. Eski zamanlarda adamın birinin bir alacak davasında tanık ihtiyacı olmuş. Yalancı tanık kıraathanesi diye bilinen, parayla yalancı tanıklık yapan insanların bulunduğu yere gelmiş çekine çekine. Daha içeri girer girmez hemen “şahit lazımsa ben geleyim abi!..” diye koluna girmişler.. Bizimki boynu bükük adama yolu gösterirken adam hazırlık babında dava konusunu sormuş.. Bizimki “alacak davası.” demiş..

Yalancı şahitlik niyetlisi hemen cevabı yapıştırmış “Hala borcunu ödemedi mi namussuz?” Bizimki utana sıkıla “Ama borçlu olan biziz” demiş.

Yalancı şahitlik niyetlisi iyice sesini yükselterek : “Ben de onu diyorum ya abicim.. Bir borcu kaç defa ödeyeceksin, tefeci mi bunlar?” demez mi..

MUHAMMED MARANDİ’NİN RÖPORTAJI

Avustralya televizyonu Muhammed Marandi ile röportaj yapıyor.. Program yapımcısı hanımefendi hemen soruyu yapıştırıyor: “İran hangi hakla Hürmüz’ den geçişleri kontrol altına alıyor?”

Marandi bir akademisyen. Hayatını ülkesine adamış..16 yaşında eğitimini yarım bırakıp ülkesini Irak işgaline karşı savunmak için devrim muhafızları ordusuna gönüllü olarak katılmış. Savaştan sonra İngiliz dili, edebiyatı üzerine eğitim ve oryantalizm üzerine doktora. Merak ettim tez konusunu araştırdım.........

© Aydınlık