Baba Musk ve alternatif dünya
Bayram değil seyran değil, yatırımcı iş insanı Errol Graham Musk, Elon Musk’ın babası Dr. Doğu Perinçek’i ziyarete geldi..
Şaşırdınız değil mi?
Hiç şaşırmayın!
Türkiye’den bir siyaset ve hukuk insanının herhangi bir devlet temsili olmadan uluslararası alandaki saygınlığının bu kadar yüksek olmasına Doğu Bey’den alışkınız..
Dünyanın süper güçlerinin karar merkezlerinde, Moskova’da, Pekin’de onun adıyla kurulan heyetlerde büyük saygıyla karşılandık. Tahran’dan Kuzey Afrika’ya kadar diğer birçok merkezde yine aynı durum..
Tabii ilk başlarda sanıyorsunuz ki bu sadece Asya ve Orta Doğu’da bu şekilde..
Sonra bir bakıyorsunuz, ciddi miktarda Avrupa ve Amerika kıtasından da önemli insanlar var.. Güney Afrikalı iş insanı E. Graham Musk Rus siyasetçi Svetlana Viktorovna yardımı ile Doğu Perinçek ile görüşmek istemiş. Yanında dört büyük bilimsel proje..
Bilimsel projenin anlamı nedir? Tam olarak ne getirmiş?
Bunun anlamı şudur:
Bilimin şu ana kadar teoride ve pratikte eriştiği, daha fazla geliştirilebilir ama henüz endüstrileşmemiş konular..
Yani sahiplenirsek, ilk endüstrileştiren veya devlet gücüne katan olabiliriz..
DÜNYA’DAKİ KESKİN POLİTİK AYRIŞMA
Şimdi batıcı-fırsatçı cahiller hemen etiketleri bastırmaya başlayacaklar..
Hiçbir övgüye ihtiyacı olmayan kamu hukuku doktoru Doğu Perinçek methiyesi yazıyor diye bu önemli dış politika yazısını da yermeye çalışacaklar..
Hadi gelin heveslerini kursaklarında bırakalım.. Asıl meselenin ne olduğuna bakalım..
Zira bu ülkenin başına ne geliyorsa liyakatsizlik ve yüzeysellikten geliyor..
Geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na bir taslak geldi.. Taslağın özü günümüzde hâlâ köleliğin devamı olarak varlığını sürdüren insan kaçakçılığı sonucunda özellikle başta Afrika olmak üzere Dünya’nın birçok bölgesinden insanın köleleştirilmesine, kısacası köle ticaretine karşı bir taslak.. Öyle atınıza atlayın gelin falan da demiyor.. Kınayın!.. Sadece, köle ticaretini kınayın, diyor.. Ne kadar meşru, haklı ve tartışmasız bir konu değil mi?
Hayır, hiç beklediğiniz gibi sonuçlanmadı.. Eğer 1948 Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gibi oybirliği bekliyorduysanız..
Zira, bu oylama, günümüzde Gazze’de yaşanan soykırım ile belirginleşmeye başlayan ayrışmanın bir sonraki aşaması.. Avrupa merkezci tarih anlatısının eseri olan hegemonyacı söylem “Batı Avrupa- Kuzey Amerika Medeniyeti”nin gerçekte ne olduğunun görüldüğü son an oldu..
Evet şaşırmaya hazır olun..
Medeniyetin beşiği İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda ve sayamayacağımız hepsi sınıfta kaldı..
Köleliği kınama taslağına kabul vermediler..
Allah korusun ucu bize dokunur diye falan mı düşündüler acaba? Avustralya dahi bu durumda..
Yine bugünlerde bize gülücükler saçan Kanada da.. Yok artık diyeceksiniz.. Hiç demeyin.. Daha ilk planda ret oyu vererek ortaya atılan ABD-İsrail ittifakına şaşırdınız mı? Ama bence bunlara katılan Arjantin’e şaşırdınız değil mi? Brezilya nefreti akıl tutulması yaratmış.. Brezilya halkının gen çeşitliliği nedeniyle “asil Avrupalı” (!) olmadığı kölelerden devşirme millet olduğu şeklindeki sokak söylemini sindirebilen kamuoyunun geldiği nokta..
Bazen her Türkiye karşıtı salatalık görünce benim de tuzum var diye koşan Yunanistan’a çok benzetiyorum Arjantin’in bu tavrını.. Efsane Eva Peron ve Diego Maradona’nın ve nice güzel hümanist Arjantinlinin içi sızlıyor, kemikleri sızlıyor..
DÜNYA GERÇEK BİR ALTERNATİF ARAYIŞINDA
Coğrafya kaderdir..
Kendinizi bir Arjantinli veya bir Amerikalının yerine koyun..
Evet, Amerikan puritanizminin iki yüz yıl önce, iç savaş dönemi verdiği sözdü, köleliğin ve ayrımcılığın kaldırılması... Başarabildiler mi? Siyahi veya Hispanik ayrımcılığını bitirelim derken yanına Hollywood destekli İslam medeniyeti düşmanlığı eklendi.. Amerikalı akademisyenler, Dünya’nın birçok bölgesindeki Musevi kökenli önemli düşünürler, hepsi bugün gelinen noktadan üzüntüyle, lanetle söz ediyorlar..
Geçen yaz Karadeniz ve Doğu Akdeniz Güvenliği ile ilgili bir konferansta Amerikan Sosyalist siyasi hareketinin lideri Jackson Hinkle gelmiş ve Doğu Perinçek ile buluşmuştu..
Almanya’dan, İtalya’dan akademisyenler, düşünürler gelmişti..
Yani bu dünya düzenine isyan eden, alternatif arayan herkes uluslararası karşılığı olan bir noktada birleşmek istiyor. Bunun için de elleri dolu, paylaşarak geliyorlar..
Gerçek bir alternatif arayışı var.. Dünyada üreten insanlar, çocuklarının geleceğini mevcut sistemde göremiyorlar..
Doğu Perinçek aslında sadece bir yol açıyor..
Mesele günlük iç siyasetin çok üzerinde..
Pekin’den Moskova’ya, Semerkant’tan Rio’ya kadar herkes bizi, biz Türkleri birleşme noktası olarak görüyor.
Türk Devletleri Teşkilatı yolun başında bizi görüyor, İslam medeniyetleri de öyle..
Sadabat Paktı’nı bugün kuruyoruz desek, koşarak gelecekler..
Orta ve Güney Amerika’da çok farklı değil..
Afrika bizimle yürümeye dünden razı, bütün gücüyle..
Somali sahilini karasını birlikte koruyoruz..
Bizim yapmamız gereken ise çok basit: İlkeli, güçlü bir duruş sergilemek..
NE YAPMALIYIZ?
Bizden ilham, liderlik, paylaşım bekleyen uluslararası üretici güçleri kucaklamamız gerekiyor.. Her şartta onlarla, onlara liderlik edebilecek konumda olduğumuzu göstermeliyiz..
Bunu yaptığımız zaman Türkiye’de ne ekonomik problem, ne gençlerde aidiyet sorunu, ne de iç-dış politikada gerilim siyaseti yaşarız..
Güven verirseniz üretici, düşünür gelir..
Fırsat eşitliği ve liyakat sağlarsanız gençleri ve aileleri daha çok kazanırsınız..
Şeffaf olur ve yanlış yapana siyasi nepotizm ile sahip çıkmazsanız herkes saygı gösterir..
Böyle bir merkez olduğunuzda uluslararası saldırganlık size yan gözle bakamaz..
Böyle bir Türkiye’de kim kaybeder?
Tam da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği noktaya geldik..
Dünya durdu..
Biz devam edelim..
