menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyalizmi Mao’dan öğrenebiliriz

65 39
21.01.2026

Teori Dergisi’nin bayilerde olan Ocak sayısının başlığı: 21. Yüzyılda Bilimsel Sosyalizm ve Ütopyacı Sosyalizm.

Özellikle Bilimsel Sosyalizm mahallesinde ütopya pazarlayan dostların okumalarını dileriz. Teori’nin bu sayısı, 19. yüzyılda nefes almaya çabalayan, Türkiye’de değil Disneyland’da sosyalistlik gayretinde olan kardeşlerimizi 21. yüzyıl dünyasına ve Türkiyesine davet ediyor. Yazılar, dünya ölçeğinde birikimi yansıtıyor.

Bilimin kaynağı, maddenin hareketidir. Başka deyişle teorinin anası pratiktir. Pratik, teoriye uymak zorunda değildir; onun kendi doğası vardır. Ancak teori pratiğe uymak zorundadır. Teori, pratikten çıkartılır ve yine pratikte sınanır. Yaşanmamış bir pratiğin bilimsel teorisi olmaz.

Marx ve Engels, 19. yüzyılda yaşadılar. O çağın toplumsal pratiği kapitalizmdi. O çağda kapitalizmin ilişkilerinin bilimsel açıklaması yapılabilir, teorisi kurulabilirdi. Marx ve Engels, bunu yaptılar.

Daha önce Adam Smith ve Ricardo gibi büyük teorisyenler de kapitalizmi açıklamışlardı. Marx, onlardan fazla olarak işgücünün değeri teorisini üretti, en önemlisi kapitalizmde devrim teorisini kurdu ve programını yaptı. Kapitalizmin sermaye sınıfı ile işçi sınıfı arasındaki çelişmeleri proletarya iktidarıyla çözülecekti.

Marx, sosyalist toplumun bilimsel teorisini kuramazdı ve Tarihsel Materyalizmin kurucusu olarak böyle bir iddiası da olmadı. Çünkü yaşanan bir sosyalizmi inşa pratiği yoktu. Pratiği olmayınca, bilimsel bir teorisi de olamazdı. Marx’ın sosyalizme ilişkin programı vardı, o kadar!

Bu nedenle Marx’tan ancak kapitalizmin teorisini öğrenebiliriz, bir de 19. yüzyılda devrim teorisini öğrenebiliriz.

Marx’tan sonra kapitalizm yeni bir aşamaya girdi. Kapitalizmin merkezlerinde biriken sermaye dünyanın diğer alanlarına silah zoruyla ihraç edildi. Kapitalizmin bu yeni pratiğinin teorisini Hilferding Hobson ve Lenin gibi teorisyenler yaptılar. Bu yeni ilişkiler bütününün adına emperyalizm dediler.

Lenin, diğerlerinden fazla olarak emperyalizm döneminin devrim teorisini kurdu. Artık Marx dönemindeki gibi, devrim işçi sınıfı ile sermaye sınıfı arasındaki çelişmenin ürünü olmayacaktı. Devrim odağı, kapitalizmin merkezlerinden çevre ülkelere kaymıştı. Çünkü emperyalizm, çevre ülkelerden elde ettiği sömürüden pay vererek kendi ülkelerinin işçi sınıflarını yatıştırmıştı. Bu durumda sistemin çelişmeleri, kapitalizmin merkezlerinden çevre ülkelere........

© Aydınlık