menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Altemperyalizm üzerine

59 0
07.03.2026

Altemperyalizm kavramını Brezilyalı sosyolog Ruy Mauro Marini, ülkesindeki askeri diktatörlüğün karakterini incelerken ortaya koymuştur. Ona göre altemperyalizm, “bağımlı kapitalizmin tekeller ve mali sermaye aşamasına erişmesiyle aldığı biçim”dir.¹

Marini’ye göre, 1964 askeri darbesiyle ordu, ekonomik-sosyal rejime büyük sermaye lehine müdahale ederek, işçi sınıfının süper-sömürüsünden elde edilen kaynakları bölgesel yayılmacılığa yöneltmiştir. Brezilya, ABD’nin Latin Amerika üzerindeki hegemonyasını kabul edip onun aktif savunuculuğunu yapıyor ama bölge üzerinde kendi nüfuzunu da ABD’ye kabul ettiriyordu. (Bu yolla, örneğin Paraguay neredeyse bir Brezilya yarı-sömürgesine dönüştürüldü.)

Altemperyalizm, bağımlı kapitalizmin tekeller aşamasına ulaşmasıyla doğan yayılmacı güdülerin genel emperyalist dünya paylaşımına değil, bölgesel güç paylaşımına itiraz olarak ortaya çıkmasıdır. Tekel, milliyetinden bağımsız olarak yayılmacıdır. Emperyalizm, orta ve ortaüst seviyedeki kapitalist ülkelerde bu dürtüyü tümüyle yok edemez ama onu bölgesel düzlemde sınırlayarak kontrol altına alabilir. Böylece Romanya’nın Moldava, Arnavutluk’un Kosova, Suudi Arabistan’ın Yemen, Mısır’ın Libya vb. üzerindeki yayılmacı politikalarını görüyoruz. Bağımlı kapitalist ülkelerin de kendilerine özgü, emperyalizmden görece özerk yayılmacı politikalarının varlığı açık, yadsınamaz bir olgudur.

Kapitalizmin genel krizi pastayı küçülttükçe, bölgesel yayılmacılık da keskinleşiyor. Bağımlı kapitalizm, emperyalist tekellere terk etmek durumunda kaldığı artıdeğer payını – ki her bir bağımlı ülkede üretilen artıdeğerin aslan payına denk düşüyor – bölgesel yayılmacılıkla ödünlenmeye çalışıyor. Bazısı bunu yapabiliyor, bazısı yapamıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Güney Yemen’de kendisine bağlı bir uydu devlet kurma çabasının Suudi........

© Artı Gerçek