menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şu Sırrı Süreyya hiç durmuyor!

81 0
17.04.2025

“Her şey birdenbire oldu.”

Ajanslar, televizyon altyazıları, sosyal medya birdenbire duyurdu: Sırrı Süreyya Önder hastaneye kaldırıldı. Onu “barış” için Ankara’dan İmralı’ya, oradan Edirne’ye, Kandıra’ya, İstanbul’a, yine Ankara’ya mekik dokurcasına koşarken, girdiği her fotoğraf karesindeki dinç ve (birçok çevrenin öfkesine de yol açan) güleç halini görenler için hiç beklenmedik bir haberdi bu. Kısa sürede öğrenildi ki zaten ciddi rahatsızlıkları vardı, kanser terapisi görmüştü, bedeni, kalbi, damarları çok hırpalanmıştı, sadece son yıllarda da değil, daha çocukken giriştiği hayat ve gençken giriştiği politik mücadelede de.

“Her şey birden bire oldu.”

Birdenbire sinemacı olarak ortaya çıktı. Kimse bilmiyor, tanımıyordu ya “Beynelmilel”i izleyenler için bu gelen kuşkusuz sinemacıydı. Birdenbire yazar olarak ortaya çıktı. Kimse kalemle ilişkisini bilmiyordu ya önce Birgün’de, sonra Radikal’deki ilk metinlerini okuyanlar için bu gelen kuşkusuz yazardı.

Politik sahnede de birdenbire belirdi, bu iş öyle tek seansta görülecek bir filme, bir nefeste okunacak yazıya benzemiyordu. Üstelik tutmuş BDP’den aday olmuştu. Çalışma isterdi. Sabır isterdi. Dirayet isterdi. Belagat isterdi. Akıl isterdi. Vicdan isterdi. Cesaret isterdi, seçtiği partiyi düşününce.

Birdenbire olan hiçbir şey birdenbire değildir, Orhan Veli’nin şiirinden biliyoruz: Gün ışığının, gökyüzünün, mavinin, topraktan tüten dumanın, filizin, tomurcuğun ve yemişin milyon yıllara varan uzun mu uzun bir geçmişi, tarihi vardır, şair gözüne birdenbire belirseler de, tıpkı aynı şiirdeki aşk gibi, sevinç gibi.

YOKSUL İLİN VE AİLENİN ZENGİN KÜLTÜRÜ

Ekonomisi yoksul Adıyaman’da kültürü zengin bir ailede doğdu. Azınlık içinde azınlıktı: Kürt nüfusu yüksek ilin Türklerinden, Kızılbaş nüfusu yüksek ilin Sünnilerindendi. Kürtlüğe de Kızılbaşlığa da hep muhabbeti oldu, arkadaşı Kahtalı Miçe’den Kürtçe şarkılar dinliyor, Davut Sulari deyişlerini ezberden söylüyordu. Baba Sait Önder politik biriydi, sendikal mücadele yürütüyordu, Türkiye İşçi Partisi il başkanıydı.

Sırrı Süreyya sekiz yaşındayken yetimlik makamına oturdu. Sosyalist babası onu ve üç kardeşine miras olarak kitaplarını ve mücadelesini bırakıp gitmişti. “Anne tarafından Nurcu”ydu; dini imamlık yapabilecek kadar iyi öğrendi ama babanın hatırasıyla “işçi çocuk” olmanın gösterdiği gerçekler aklını ve kalbini sosyalizme yöneltti. Çalışarak büyüdü, bir “işçi çocuk” oldu yani. Hem ailenin geçimi için çalıştı hem aklını diri tutmak için çalıştı. İlk işi fotoğrafçı çıraklığı yıllar sonraki sinemacılığının temellerini atan görsel melekelerini biçimlendirmiş olmalı. Tarım işçiliği de yaptı. Lise yıllarında “Sıtma Savaş ve Eradikasyon Merkezi”ndeki çalışması kamu yararına iş yapmanın ilk tecrübelerini sağladı, “mevsimlik işçi”leri yakından tanıdı.

MARAŞ KATLİAMINI KINAYAN GÖZALTINDAKİ GENÇ

Lise talebesiyken ilk gözaltını yaşadı, Maraş pogromunda Alevilere kıyılmasını protesto eden gençler arasındaydı, bir süre tutuklu kaldı. Lise bitti, Ankara Siyasal’a kayıt yaptırdı. Artık bir Mülkiyeliydi. İki yıl sonra 12 Eylül’de tekrar gözaltına alındı.

Derin Araştırma Laboratuvarı’nda, meşhur adıyla DAL’da, yani 12 Eylül faşizminin temel bilimi olan işkencenin merkez mekanında 105 gün eziyet gördü; bugün hastanede iyi haberinin gelmesi için dua edenlerin sadece bir kısmı bedeninin o günlerde aldığı ağır darbelerle yıpratıldığını iyi bilir, dönemin devrimci sosyalist on binlerce genci gibi. Tutuklandı. Yedi yıl hapis cezası aldı. Kötü muamele ve işkenceleriyle ünlü Ulucanlar, Mamak ve Haymana mapushanelerinde kaldı. Ulucanlar yıllar sonra müze olduğunda adı ve biyografisi Nazım Hikmet, Behice Boran, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, ve Hüseyin İnan gibi efsane sosyalistler gibi, ranzasının başına asıldı; ama yıllar sonra, 2019’da Kandıra cezaevinde yattığı sırada bu bilgi panosu kaldırıldı, yerine AK Partili Selçuk Özdağ’ın bilgileri asıldı. “Kürtlerle birlikte siyaset yapma”nın cezası olarak “demokrasi ve........

© Artı Gerçek