'BOMBALARIN KARBONU'
COP31 Antalya’da Konuşulması Gereken Büyük Çelişki
2026 yılı Kasım ayında dünyanın gözü Antalya’da olacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, küresel ısınmanın insanlık için oluşturduğu en büyük tehdide karşı yeni kararların alınacağı bir platform olarak planlanıyor. Bilim insanları, hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri iklim krizinin çözüm yollarını tartışmak üzere Türkiye’de bir araya gelecek.
Ancak Antalya’da yapılacak bu zirvenin gündemine girmesi gereken çok önemli bir gerçek var: Savaşlar ve iklim değişikliği arasındaki derin çelişki.
Bir yandan ülkeler karbon emisyonlarını azaltma sözü verirken, diğer yandan dünyanın birçok bölgesinde devam eden savaşlar atmosfere devasa miktarda sera gazı salmaktadır. Üstelik bu emisyonların büyük bir bölümü uluslararası iklim politikalarının hesaplamalarına bile dahil edilmemektedir. Bu durum yalnızca bilimsel bir eksiklik değil, aynı zamanda ciddi bir politik ve etik sorundur.
Bölgemizde yaşanan gelişmeler sonrasında bugün artık şu soruyu açıkça sormak zorundayız:Paris İklim Anlaşması ile karbon emisyonlarını azaltma sözü veren ülkeler, savaş sırasında atmosfere saldıkları karbonun sorumluluğunu neden üstlenmemektedir?
Savaşın Görünmeyen Karbonu
Modern savaşlar yalnızca insan hayatını değil, gezegenin iklim sistemini de etkileyen büyük çevresel olaylardır. Bombaların patlaması, şehirlerin yanması, petrol tesislerinin vurulması, askeri uçakların ve donanmaların yoğun yakıt tüketimi, hepsi birlikte dev bir karbon ayak izi oluşturur.
Bir savaş uçağının tek bir operasyon uçuşunda birkaç ton jet yakıtı tükettiği bilinmektedir. Bu yakıtın yanması sonucunda atmosfere onlarca ton karbondioksit salınmaktadır. Bir hava operasyonunda onlarca uçağın görev yaptığı düşünülürse ortaya çıkan emisyon miktarı kısa sürede binlerce tona ulaşabilmektedir.
Savaş yalnızca askeri operasyonlardan ibaret değildir. Bombalanan şehirlerde çıkan yangınlar, yıkılan binalar, patlayan yakıt depoları ve zarar gören sanayi tesisleri atmosfere çok daha büyük miktarda karbon ve kirletici gaz bırakır.
Özellikle petrol depoları ve rafinerilerin hedef alındığı saldırılar, haftalarca sürebilen yangınlara yol açabilir. Bu yangınlardan çıkan siyah karbon partikülleri atmosferde güneş ışığını emerek küresel ısınmayı hızlandıran en güçlü iklim zorlayıcılarından biridir.
Tarih bize bunun en dramatik örneklerinden birini göstermiştir. 1991 Körfez Savaşı sırasında Kuveyt’te ateşe verilen petrol kuyuları........
