menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sebte’de kıyıya vuran Avrupa…

1 0
previous day

Yakın zamanda İspanya’nın Sebte kıyısında dünyaca tanıklık ettiğimiz trajedi bir “göç hareketi” diye geçiştirilemeyecek kadar düşündürücü. İnsanlar daha iyi bir hayat umuduyla Cebelitarık sularında akıntıya, boğulma ihtimaline, sınırdaki şiddete ve geri gönderilme korkusuna rağmen yurtlarını terk edip saatlerce yüzerek karşı kıyıya ulaşmaya çalıştı… Hiç kimse bunu macera olsun diye yapmaz. İnsanları kendi ülkesinde kalmaktan daha tehlikeli böylesi bir yolu seçmeye mecbur eden o umutsuzluğun, o çaresizliğin boyutunu tahayyül edebiliyor musunuz?

Avrupa ise bu tabloda her zamanki gibi sonuçla ilgilendi, sebeple değil. Kaç kişi geçti, kaçı geri döndü, sınır nasıl kapatılacak, asker sayısı artırılacak mı? “Bu insanlar neden kendi hayatlarını böylesine büyük bir riske atıyor?” sorusunun Avrupa yakasında yine bir yankısı, karşılığı olmadı.

Sebte sıradan bir sınır değil. Afrika kıtasında, İspanya’ya bağlı, Avrupa Birliği’nin dış hattında duran, özerk statülü bir şehir. Bir yanında Avrupa pasaportunun sağladığı güven, diğer yanında işsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik var. Aradaki mesafe haritadan “kısa” görünse de, söz konusu iki yakada eşitsiz hayatlar arasındaki mesafe ise çok daha derin.

Üstelik söz gelimi bu eşitsizlik bugünün meselesi de değil. İspanya ve Fransa’nın Kuzey Afrika’daki sömürge düzeni yalnızca siyasi egemenlik kurmadı; ekonomiyi, ticareti ve toplumsal yapıyı da Avrupa’nın çıkarlarına göre biçimlendirdi. Sömürgecilik görünürde “resmen” (!) sona erdi; ama bağımlılık ilişkileri başka biçimlerde sürdü. Avrupa sermayesi bölgenin ucuz emeğinden, turizminden ve........

© Anayurt