Kötülüğün sıradanlaştığı yer
Hafta sonu Ekşi Sözlük’te gündemdeki bir başlığı karıştırmamla karşıma çıkan bir görüntü günlerdir aklımdan çıkmıyor. Genç bir kadın, bir evin içinde, ayağındaki botlarla bir kaplumbağanın üzerine tekrar tekrar basıyor. Yanında biri onu kaydediyor. İzleyen bir kaç gündür aynı başlıktan olayı özellikle takip ettim bir yaptırımı olacak mı diye. Bugün yapılan haberle öğrendim ki görüntüler yaklaşık 15 yıl önce Zonguldak’ta çekilmiş. Bu hafta paylaşılan görüntülerle yeniden gündeme gelince görüntüdeki Arzu S. gözaltına alınmış, ardından serbest bırakılmış..!
Henüz bunun ağırlığını üzerimden atamamışken yine bugün Ekşi Sözlük’te bu kez yavru bir kediye akıl almaz biçimde eziyet edilen başka görüntüler çıktı karşıma. Nerede ve ne zaman çekildiği henüz doğrulanmamış bu videoda da aynı şey vardı; savunmasız bir canlının acısı, katli ve o acıyı seyredilecek, kaydedilecek bir gösteriye dönüştüren birtakım yaratıklar. Açıkçası ayrıntılarını burada yeniden anlatmak da istemiyorum.
İki olayın failleri, ayrıntıları, zamanı farklı olabilir. Ancak her ikisinin de önümüze koyduğu rahatsız edici soru aynı: Bir insan, kendisinden bütünüyle güçsüz bir canlıya böylesine eziyet ederken nasıl hiçbir sınır duygusu hissetmez? Daha da vahimi, bunu neden kayda değer bir gösteri gibi kameraya alır?
Hayvana yönelik sistematik eziyetin başka şiddet davranışlarıyla ilişkisini ortaya koyan çok sayıda çalışma var. Bundan, her failin gelecekte mutlaka insana saldıracağı sonucu çıkarılamaz “belki”, fakat böyle bir davranışı “münferit sapkınlık” deyip geçmek de ciddi bir hata olur. Çünkü burada yalnızca öfke değil; acıdan haz alma,........
