Hangi geleceğin, hangi çocukları?
Sömestr tatili. 14 yaşında kaykayıyla bit pazarında gezen, belli ki daha bu yaşta rafine zevkleri ve temayülleri olan bir genç delikanlı. 15 yaşında hemcinsi bir akranı tarafından bıçaklanıp, üstüne de bir başka akranı tarafından yaralı yattığı yerde tekmeleniyor. Gündüz vakti, bir pazarda, öbek öbek kalabalıkların içinde…
Mattia Ahmet Minguzzi’den bahsediyorum. Görüntüyü izlediğimden beri kapıldığım o dehşetle aklımın ve kalbimin bir köşesinde çok istedim hayata tutunabilmesini. Ne yazık ki öyle olmadı.
Kaykay hobisiymiş, beraber takılıp yemek yerlermiş… Böyle sözlerle an(lat)ıyor dostu Minguzzi’yi cenazesinde, yasın alacakaranlık gölgesinin bile aydınlığına halel getiremediği o aydınlık, ince tebessümlü yüzüyle bir arkadaşı… Geçenlerde saygıdeğer Şengül Hablemitoğlu hocanın (bilen bilir) yas çalışmaları özelinde “yas gülümsemesi” diye adlandırılan bir durumdan bahsettiği paylaşımına rastlamıştım. Sevdiklerini kaybeden insanların, o kişilerden söz ederken yüzünde istemsizce oluşan o belli belirsiz, ince gülümsemenin yas duygusuyla nasıl iç içe bir tepki biçimi olduğundan bahsediyordu Hablemitoğlu paylaşımında. Onu hatırladım hemen.
Tabutunun başında ailesi…........
© Anayurt
