menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ellerin Kaleme Gidemediği Acı

7 0
21.04.2026

Nasıl yazacağımızı, nereden başlayacağımızı bilemediğimiz bir acıydı Kahramanmaraş’ta okulda olanlar. 

Yitip gitmiş sadece 11 yaşındaki yavrularımızı; okullarında, dünyanın en güvenilir sandıkları yerinde her biri 5-6 kurşun yiyerek ölmüş o yavruları nasıl yazmalı! 4 çocuk yan yana gömüldü, 4 minnacık beden.

Hastanede şu an ölümle yaşam arasında can çekişen yavrularımız var. Bir yavrunun kafasından 2 kurşun çıkarıldı, babası hepimizden dua istiyor yavrusunun hayata tutunması için.

Ve bir Ayla Öğretmen vardı orada. Katil sınıfa girdiğinde öğrencilerinin üzerine kapanan, o çocukların yaşama haklarını kendininkinin üstünde tutan, siper olduğu kurşunlarla öleceğini bile bile gözünü kırpmadan çocuklarını korumaya çalışan o kadın bize insanlık ve iyiliğin ölmeyeceğini, 14 yaşında caniye dönüşmüş bir çocuk kurşunları 11 yaşındaki çocukların üzerine boşaltırken iyiliğin bir kadın öğretmen kılığında kötülüğün karşısına dikileceğini gösterdi. 6 kurşun çıkardılar iyiliğin vücut bulmuş hali olan o aziz kadının vücudundan.  

Ve 14 yaşında bir cani çocuk. Bir psikoloğun iyi bir şekilde dile getirdiği üzere “Aslında Kahramanmaraş’ta değil, dijital dünyanın karanlıklarında yaşayan bir çocuk.” Arjantin’de, gerçek hayatta yan yana bile gelmediği bir çocuğun erkek arkadaşıymış, Victor isimli bir başka çocuğun da “kız arkadaşıymış.” Arjantinli çocuk “Çok eşli bir ilişkimiz vardı” diyor. 14 yaşındaki bu çocukların ağzından bu cümleler nasıl dökülebiliyor?

Katil çocukta birden fazla sıkıntı olduğu belli. Yüksek zekanın ve sosyalleşme sıkıntısının yanı sıra çocukta cinsel kimlik bunalımı var. Ölmeden önce babasının ondan nefret ettiğini ve öldürmeye kalktığını yazıyor, doğru mu bilemiyoruz. 

Anne ve baba alenen gelen şeyi görmemekle, kabullenmemekle suçlanıyorlar. Ucundan da olsa biraz anlayabildiğimiz şeylerin nerelere gidebileceğini kestirebiliriz. Mesela bir arkadaşımız aşk acısı mı çekiyor, iyi kötü aşk acısının ne olduğunu bildiğimiz için anlarız acısını ve tahmin edebiliriz neler yapabileceğini. Peki daha 15 yıl evvel ortada bile olmayan, hiçbir dehlizini bilmediğimiz bir dijital dünyayı nasıl anlayıp tehlikelerini, o dünyanın yavrumuzu ne hale getirebileceğini kestirebileceğiz. Biz dijital dünyada hiç yaşamadık, çoğu anne baba nasıl kullanıldığını bile bilmiyor.

Bir psikolog “Çocuğun telefonundaki o dünyayı yasaklayarak mücadele etmeye kalkmayın, çünkü oradaki dünya gerçek dünyadan daha güzel” demişti. “Yasaklayarak mücadeleyi kazanamazsınız” demişti. Çocuklarımızı meşgul tutmalıyız o halde. Şu an çoğu yerde yazılıp çizildiği üzere özellikle ekip sporlarının her zaman bir parçası olmuş çocuklar büyüteceğiz. 

Uğraşmayı da hiç bırakmayacağız çünkü iyilik her yerde kendi yolunu bulabilir. Kötülük koskoca bir kaya olsa da iyilik bulduğu bir çatlaktan sızarak taşı patlatabilir. Tıpkı Ayser Çalık Ortaokulu'nda pencereden kaçmaya çalışan çocukların önce daha küçük çocukları, ardından kız arkadaşlarını indirmeye çalıştıkları gibi… O can pazarında bile iyi olmayı hiç bırakmamış çocuklarımız gibi…

Katil çocuk önce intihar etti diye yazıldı ama kendini öldürmemiş. Pasifize edilme çabası sırasında bacağına aldığı bıçak yarası nedeniyle ve kan kaybından ölmüş. Sağlık görevlileri tarafından müdahale edilmemiş. Sağlık görevlileri daha acil durumda çocuklar olduğunu söyleyerek diğer yavrulara koşmuşlar. Şimdi bilinerek mi müdahale edilmedi şeklinde ne cevap versek elimizde kalacak bir soru soruluyor. Bir şahit “Böğüre böğüre öldü” dedi aslında sadece 14 yaşındaki olan bir çocuk için. Sessizce gömülürken imamın cenaze namazı kıldırmayı kabul etmediği de yazıldı. 


© Anayurt