menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kutsal illüzyon

15 0
25.06.2026

Bize çocukluğumuzdan beri öğretilen o masalsı ve fedakâr tabloların yerini, menfaatin söz konusu olduğu anlarda kan bağının bile hükmünü yitirdiği, önceliklerin tamamen "ben" eksenine kaydığı acımasız bir gerçeklik alıyor.

Öyle ki, aynı kandan geldiğiniz, aynı sofrada büyüdüğünüz öz kardeşiniz dahi, ortada pay edilecek bir menfaat, kurulmuş kârlı bir tezgah veya ele geçirilecek bir güç varsa, sizi o çemberin dışına itmekte bir an bile tereddüt etmeyebiliyor. Bu dışlama süreci çoğu zaman kaba bir reddedişle de yapılmaz. Kendi haksız hal ve hareketlerinin, bencilce kurguladıkları oyunların üzeri, "aile içi mesele", "kardeşlik hukuku" veya "biz senin iyiliğini düşünüyoruz" gibi sahte kılıflarla örtülerek meşrulaştırılır. Sistemin içine dahil edilmediğiniz gibi, bu adaletsizliğe itiraz ettiğinizde de düzeni bozan kişi ilan edilirsiniz.

Peki, insanın en temel güven alanı olan, koşulsuz sevgi ve koruma beklemesi gereken kendi ailesinde kurban seçildiği bir denklemde; dış dünyadaki, o vahşi iş ortamlarındaki akıbeti ne olur?

Aile, aslında hayatın bir mikrokozmosu, dışarıdaki gerçek yaşamın bir ön simülasyonudur. Eğer kendi ailenizde, size en yakın olması gerekenler tarafından tabiri caizse "kurban" olarak kodlanmış ve bu rolü kabullenmişseniz, hiç tanımadığınız insanların arasına veya yeni bir iş ortamına girdiğinizde ilk kurbanın siz olması şaşırtıcı mıdır?........

© Analiz