ABD-İsrail hamlesinin stratejik arka planı
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, İran hedeflerine yönelik askeri hamleleri; yalnızca askeri değil, diplomatik ve stratejik boyutlarıyla da ele alınmayı gerektiriyor.
Nükleer program ve caydırıcılık meselesi
Saldırıların temel gerekçesi olarak İran’ın nükleer programı gösteriliyor. Tahran yönetimi programın barışçıl amaçlı olduğunu savunsa da özellikle İsrail uzun yıllardır İran’ın nükleer kapasitesini “varoluşsal tehdit” olarak tanımlıyor. ABD tarafında ise nükleer silahların yayılmasını önleme politikası ön planda.
2015’te imzalanan ve Trump döneminde Washington’un çekildiği nükleer anlaşma, bugün fiilen askıda. Anlaşmanın çöküşü, diplomatik zeminin zayıflamasına ve askeri seçeneklerin daha görünür hale gelmesine yol açtı. Son saldırılar, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin arttığı yönündeki raporların ardından gelmiş olması nedeniyle “önleyici caydırıcılık” çerçevesinde değerlendiriliyor.
Bölgesel güç mücadelesi
İran yalnızca bir nükleer güç değil; aynı zamanda Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de etkin bir aktör. İsrail açısından İran’ın bölgedeki vekil güçler üzerinden kurduğu etki alanı, doğrudan güvenlik tehdidi olarak görülüyor. Özellikle Hizbullah’ın askeri kapasitesi ve Suriye’de İran destekli unsurların varlığı Tel Aviv’in kırmızı çizgileri arasında.
ABD açısından........
