Denizlerimizin lüks mültecileri
Ekonomimiz öyle bir noktaya geldi ki, artık sadece nefes alan canlılar değil, cansız deniz araçları bile "Buralar çok bozdu, ben gidiyorum" moduna girdi.
Manzaraya bakar mısınız? Yıllardır Ege’nin iki yakası arasında dostluk köprüsü kurulsun diye uğraşılırken, bizim vergi sistemi ve marina işletmecileri bu köprüyü tek taraflı bir otobana çevirmeyi başardı. Hem de ne başarı!
Eskiden nasıldı? Bir manifaturacı, bir diş hekimi ya da plaza hayatından bunalmış bir beyaz yakalı yönetici, üç-beş arkadaş bir araya gelir, bankadan kredi çeker, mütevazı bir tekne alırdı. Hafta sonu iki kulaç atıp, rüzgârla dertleşirlerdi. Bu, erişilebilir bir lükstü, bir nefes alma alanıydı.
Şimdi o rüya, tam anlamıyla Titanic gibi battı.
Neden mi? Çünkü matematik artık denizde yüzmüyor. KDV’si yüzde 1’den 20’ye fırlamış, üzerine ÖTV binmiş, harçlar şaha kalkmış... 100 birimlik tekne olmuş size 130 birim. Banka kredisine hiç girmiyorum, orası zaten okyanusun en derin çukuru. Haliyle o "orta sınıf denizci" dediğimiz kitle, teknelerini satıp karaya vurdu. Yıllık........
