menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pax-Americana'dan Pax-Sinica'ya mı? Hegemonik geçişin anatomisi

12 0
03.06.2026

Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Necmettin Acar, ekonomik, siyasi ve askeri gücün Asya-Pasifik'e kaymasıyla yaşanan üçlü küresel güç dönüşümünü AA Analiz için kaleme aldı.

2008 küresel ekonomik krizi, sadece küresel piyasaları sarsmanın ötesinde Batılı ekonomilerin zayıflıklarını açığa çıkararak, küresel iktisadın ağırlık merkezinin Asya-Pasifik’e doğru geri dönüşsüz bir şekilde kaymasıyla sonuçlandı. Bu değişimin arkasındaki itici güç, Batı ekonomileri durgunluk yaşarken bile iki haneli büyüme hızını sürdürebilen Çin’di. Günümüzde küresel hasılanın satın alma gücü bazında en büyük payı Asya-Pasifik bölgesine ait bulunuyor ve bu eğilimin tersine çevrilmesini beklemek için somut bir gerekçe de bulunmuyor.

7 Ekim sonrası gelişmeler, siyasi gücün de Asya-Pasifik’e doğru kaydığının açık işaretlerini veriyor. Washington’un bu dönemde izlediği tutarsız politikalar, siyasi belirleyicilik gücünü ciddi biçimde aşındırdı. Ortaya çıkan bu boşluğu ise Çin, pragmatik de olsa tutarlı yaklaşımıyla hızla dolduruyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) dört daimi üyesi liderinin peş peşe Pekin’i ziyaret etmesi, bu kaymanın hem somut hem de sembolik tezahürü olarak değerlendirilmelidir.

Ancak dönüşümün belki de en kritik boyutu, askeri gücün de aynı istikamette hareket ediyor olmasıdır. Dolayısıyla bugün küresel hegemonyanın üç temel direği olan ekonomik, siyasi ve askeri gücün Asya-Pasifik’e kaymasına tanıklık ediyoruz. ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Mayıs’taki Pekin ziyareti, bu yapısal dönüşümü simgesel düzeyde de onaylayan tarihi bir an olarak kayda geçti.

Ekonomik kayma: 2008’den bugüne

2008 krizi patlak verdiğinde ABD ve Avrupa ekonomileri domino etkisiyle çökerken, Çin aldığı tedbirlerle hem kendi ekonomisini hem de küresel talebi ayakta tutmayı başardı. O dönemde Batılı analistler, Çin’in bu müdahalesini “geçici bir istisna” olarak değerlendirdiler. Ancak sonraki 15 yıl, bu değerlendirmenin ne denli yanıltıcı olduğunu kanıtladı. Çin, kriz sonrası dönemde toparlanmanın ötesinde küresel tedarik zincirlerinin merkezine yerleşti. Ayrıca, teknolojik atılımlar yaparak gelişmekte olan dünyanın vazgeçilmez ortağı haline geldi.

2012 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi, bu ekonomik yükselişin coğrafi ifadesi oldu. Pekin, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan bir yatırım ağıyla Batılı finans kurumlarının on yıllardır ihmal ettiği........

© Anadolu Ajansı Analiz