Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes ve barış ihtimali
Milli İstihbarat Akademisinden Mehmet Çağatay Güler, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların beklentilerini ve barış ihtimalini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Her iki tarafın da yıprandığı ve geniş bir spektrumda negatif etkilerini hissettiği Rusya-Ukrayna savaşının ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğine dair ciddi tartışmalar söz konusudur. Bu tartışmalar büyük ölçüde Donald Trump’ın yeniden ABD Başkanı seçilmesi ve benimsediği diskur neticesinde şekillenmiş ve dünya kamuoyunda her geçen gün daha fazla yer bulmaya başlamıştır. Bu süreçte, Joe Biden döneminde kopan ABD-Rusya ilişkilerinin yeniden tesis edilmesi, başkanlar arası diyaloğun kurulması, heyetlerin hem Riyad’da hem de İstanbul’da bir araya gelmesi belirleyici olmuştur. Ancak üçüncü tarafların da katılımıyla süregelen müzakerelere rağmen şu ana kadar kayda değer bir çıktının elde edilemediği görülmektedir. Bunun temel nedeni muharebe sahasıyla tarafların siyasi beklentilerinin uyumlu olmaması ve tarafları barışa itecek veya çekecek elverişli bir denklemin bulunmamasıdır. Filhakika mevcut konjonktürde Moskova ve Kiev, savaşın uzun vadede neden olacağı riskleri, getirisi muğlak olan bir ateşkes veya barış antlaşmasına tercih etmektedir.
İlk olarak Rusya, savaşın nedeni olarak gösterdiği ve açıkça dile getirdiği siyasi hedeflerini aradan geçen 3 yıla rağmen muhafaza etmektedir. Bu doğrultuda Kiev’de bir yönetim değişikliği ve tercihen kendisine müzahir bir yönetimin başa geçmesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve tarafsızlığını anayasal olarak taahhüt etmesi istenmektedir. Bunlarla beraber Donetsk ve Luhansk’a ek olarak Herson ve Zaporijya’nın da Rus ana vatanına eklemlenmesi planlanmaktadır. Bu kapsamda, Rusya’ya müzahir bir yönetimin Ukrayna’da başa geçmesi tüm bu hedeflerin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak ve temin edecek bir kazanım olarak değerlendirilebilir. Ukrayna’nın silahsızlandırılması ise muğlak bir konudur; buradaki temel gayenin ordunun tasfiye edilmesine ek olarak ağır silahlardan arındırılması ve kısıtlanması olduğu tahmin edilmektedir.
Bu çerçevede Moskova’nın tahayyülü, Dinyeper Nehri’nin doğusunda kalan bölgelerin Rusya’ya tabii olması; batısında kalan bölgelerde ise herhangi bir hava savunma veya füze sisteminin konuşlandırılmaması, zırhlı araç ve tanklarla beraber topçu ve havan sistemlerinin kısıtlanarak minimuma indirilmesidir. Böylelikle Rusya, Ukrayna ordusunun savaşma kabiliyetlerini ortadan kaldırarak uzun vadede topraklarını özgürleştirme girişiminde bulunmasının önüne geçmek istemektedir. Ancak Kremlin yönetimi bugünkü şartlarda, bu tahayyülü sahada gerçekleştirebilecek ve Kiev’e bunu dikte edebilecek konumda değildir.
Rus ordusu seferberlik ve askeri personel, mühimmat ve ateş gücü ekseninde Ukrayna’ya mukayeseyle tartışmasız bir üstünlüğe sahiptir. Savaşın başlangıcında yaptığı stratejik........
