Küresel iklim kararsızlığı: Aşırı hava olaylarının tetikleyicileri, sektörel kırılganlıklar ve "yeni normal" yanılgısı
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İzzet Arı, artan aşırı hava olaylarının tetikleyicilerini ve alınması gereken önlemleri AA Analiz için kaleme aldı.
Atmosferdeki sera gazı birikiminin rekor seviyelere ulaşması, küresel iklim sisteminde geri döndürülemez bozulmaları tetiklemektedir. [1] Karbondioksit (CO2) yoğunluğunun 2025'te 425,6 (milyonda parçacık sayısı) ppm değerine ulaşarak sanayi öncesi döneme göre yüzde 53 oranında artması, yeryüzünün enerji dengesini bozmuştur. [2] Isınan atmosferin aşırı hava olaylarını şiddetlendirmesindeki temel termodinamik mekanizma "Clausius-Clapeyron" ilişkisiyle açıklanmaktadır. [1,3] Bu fiziksel yasaya göre, küresel yüzey sıcaklığındaki her 1 °C’lik artış, atmosferin nem tutma kapasitesini yaklaşık yüzde 7 oranında yükseltir. [3,4] Bu durum küresel su döngüsünü hızlandırarak nemli bölgelerde aşırı yağış ve sel felaketlerini artırırken, karasal alanlarda buharlaşma talebini yükselterek kuraklık eğilimlerini derinleştirmektedir. [3,4,5]
Avrupa'nın hızlı ısınma eğilimi ve ısı dalgaları
Avrupa, 1990'ların ortalarından bu yana her on yılda yaklaşık 0,56 °C’lik bir sıcaklık artışı kaydederek küresel ortalamanın (0,27 °C) iki katından daha hızlı ısınmaktadır. [6,7] Bu asimetrik ısınmanın arkasında jet akıntılarındaki sapmaların yol açtığı durağan ısı kubbeleri, sanayi emisyonlarının azalmasıyla yüzeye ulaşan güneş radyasyonunu artıran aerosol miktarındaki düşüş ve kar örtüsünün gerilemesiyle ortaya çıkan albedo kaybı bulunuyor. [6,7] Batı Avrupa’da 2026’nın Haziran ve Temmuz aylarında ortalama sıcaklık 21,62 °C’ye ulaşarak uzun dönem ortalamasının 2,79 °C üzerine çıktı ve bölge tarihindeki en sıcak dönem kaydedildi. [8] Bu ekstrem ısınma, Ren ve Tuna gibi nehir havzalarında akış hızını tarihi seviyelere indirerek su kıtlığını tırmandırdı. Küresel iklim değişikliği ve sıcaklık artışına bağlı olarak sağlık, su yönetimi, enerji ve tarım gibi sektörler doğrudan olumsuz bir şekilde etkilendi.
Okyanus-atmosfer etkileşimi
Sera gazları tarafından hapsedilen fazla enerjinin yüzde 90’ından fazlasını soğuran okyanuslar, küresel ısı birikiminin en kararlı göstergesidir. [9,10] 2025'te üst 2 bin metrelik katmanda Okyanus Isı İçeriği (OHC), bir önceki yıla göre 23 zetta joule (ZJ) artarak rekor kırdı. Bu miktar, yıllık küresel elektrik tüketiminin yaklaşık 215 katına denktir. Bu ısınma, Pasifik'teki serinletici La Nina koşullarına rağmen gerçekleşmiş ve okyanus yüzeyinin yüzde 87’sinde denizel sıcak hava dalgalarına yol açmıştır. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak "La Nina" ve "El Nino" gibi atmosfer-okyanus etkileşimli hareketlerin normal durumu da değişmekte olup iklim değişikliğinin olumsuz etkileri daha şiddetlenmektedir.
2026'da yayımlanan bulgular, Atlantik Meridyenel Tersinme Dolaşımı (AMOC) gibi hayati okyanus akıntı sistemlerinin ısınmanın hızına olan hassasiyetini göstermektedir. AMOC, yavaş ısınma senaryolarında 5 °C sıcaklıkta dahi stabil kalabilirken, günümüzdeki gibi on yılda 0,3 °C’ye yaklaşan hızlı ısınma senaryolarında 2 °C’lik bir eşikte çöküş sürecine girebilmektedir. AMOC'un zayıflaması veya çökmesi, Avrupa genelinde sıcaklıkların dramatik şekilde düşmesine ve yağış rejimlerinin tamamen altüst olmasına neden olacak bir devrilme noktasıdır. [11] Bu durum okyanus akıntılarıyla Avrupa kıta sıcaklığının dengelenmesinin, artan........
