menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO'nun geleceğinde Türkiye’nin rolü

3 0
03.07.2026

Emekli Büyükelçi Hüseyin Diriöz, Türkiye'nin NATO'daki stratejik rolü​​​​​​​nü AA Analiz için kaleme aldı.

Yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğindeki yapısal önemini daha da pekiştiriyor. Ne var ki Avrupa'daki bazı siyasi çevreler, Türkiye'nin üstlendiği rolü ve sahip olduğu stratejik derinliği her zaman tam anlamıyla idrak edemiyor. Temmuz ayında düzenlenen Ankara Zirvesi, müttefikler arasında kurulacak samimi, karşılıklı saygıya dayalı ve ufuk açıcı bir diyalogla söz konusu algı eksikliğini gidermek için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Türkiye, 1952'de katıldığı NATO'da askeri açıdan hiçbir zaman kenarda kalan bir üye olmadı. Aksine, İttifak'ın kolektif savunma, kriz yönetimi ve işbirliğine dayalı güvenlikten oluşan üç temel görevinin tam merkezinde yer alıyor. Jeostratejik konumu, müttefik operasyonlarının planlanmasında ve yürütülmesinde ülkeye eşsiz avantajlar sağlıyor. On yılı aşkın süre önce yapılan bu tespit, günümüzde şüphesiz çok daha büyük bir anlam ifade ediyor. Zira Türkiye’nin, NATO'nun güneydoğu kanadındaki sarsılmaz dayanağı olmakla kalmayıp aynı anda bir Karadeniz gücü, bir Akdeniz aktörü, Kafkasya'da kilit bir paydaş, Orta Doğu diplomasisinde aktif bir katılımcı ve hızla yükselen bir savunma sanayii devi olduğu reddedilemez bir gerçeklik.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri

Türkiye, bir yandan Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken diğer yandan Moskova ile işleyen bir diyalog kanalını açık tutan ender NATO üyelerinden biridir. Tıpkı diğer müttefikler gibi Ankara açısından da Rusya son derece ciddi bir stratejik sınamadır. Ne var ki Rusya, çok daha geniş bir güvenlik denkleminin yalnızca tek bir unsurunu oluşturuyor. Söz konusu denklem, terörizmi, düzensiz göçü, Türkiye'nin güney sınırındaki devletleri, enerji koridorlarını, deniz güvenliğini ve Suriye'den Güney Kafkasya'ya uzanan istikrarsızlığı içeriyor. Bu nedenle ortaya konan yaklaşım, Rusya'ya karşı daha ılımlı bir mercekten bakıldığı anlamına gelmiyor. Aksine, coğrafyanın, tarihin ve üstlenilen sorumlulukların şekillendirdiği bambaşka bir bakış açısını yansıtıyor.

Türkiye'nin arabuluculuğunda hayata geçen Karadeniz Tahıl Girişimi, diğer tüm kanallar tıkandığında her iki tarafla da diyalog kurabilme kabiliyetinin ne denli somut sonuçlar verebileceğini gözler önüne serdi. Kimi müttefiklerin zaman zaman aşırı temkinlilik gibi algılayabileceği bir tutum, uygulamaya bakıldığında, İttifak'ın ilgili coğrafyada elinde bulundurduğu nadir diplomatik araçlardan olabilir. Ortadaki tablo NATO açısından bir yük değil, aksine stratejik bir değerdir. Türkiye'nin denge kurma maharetine asla bir zafiyet gözüyle bakılmamalı, tam tersine, son derece kıymetli bir stratejik........

© Anadolu Ajansı Analiz