menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Baas rejiminin ardından İran ve Suriye

5 1
11.03.2025

Milli İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur, Baas rejiminin devrilmesinin ardından İran'ın Suriye politikasının nasıl şekillendiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

İran İslam Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1979'dan itibaren Suriye’ye yönelik politikalarının ideolojik ve jeopolitik temellere sahip olduğu söylenebilir. İki ülke arasındaki ilişkiler başlangıcından itibaren birbirine zıt ideolojilerinin de etkisiyle sorunsuz olmamış, özellikle 1980'li yılların başında bu tür gerilimler dikkat çekmiştir. Sosyalist ve seküler Arap milliyetçisi Baas rejimi ile İslam Devrimi ihracı iddiasındaki İran'ın ilişkilerini şekillendiren bu jeopolitik yaklaşım sonraki 40 yıla damga vurmuştur. Arap Baharı Suriye’ye ulaştığında İran devrimcilere karşı tavır almış ve iç savaş boyunca rejime her türlü desteği vermişti. Rusya ile birlikte halk tabanı bulunmayan rejime verilen destek nihai sonucu değiştirmemiş nitekim 50 yılı aşkındır ülkeyi yöneten hanedan 8 Aralık 2024'te muhaliflerin askeri operasyonu sonucunda devrilmiştir.

İran, devrik lider Beşşar Esed'in ülkeden kaçmasının ardından geçen yaklaşık üç aylık sürede İsrail ile birlikte Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki devrimci güçlere en sert tepki gösteren ülkelerden biri oldu. Başta lider Ayetullah Ali Hamaney olmak üzere çeşitli yetkililer devrimin ardında Batılı komplo bulunduğunu öne sürerek Baas rejiminin yeniden yönetimi ele geçireceğini ya da ülkenin tekrar kanlı bir savaş içine yuvarlanacağını iddia etti. Nitekim, ülkedeki farklı kesimler Tarsus ve Lazkiye etrafında gerçekleşen son silahlı saldırılardan duydukları memnuniyeti dile getirmekten çekinmedi, yönetime yakın isimler ve yarı resmi trol ordusu olayın duyulmasının ardından ciddi bir dezenformasyon ve propaganda faaliyetleri içine girdi. Güvenlik güçlerine karşı terör saldırılarının başlangıcında "geri geldik" söylemi kullanılırken ayaklanmacıların püskürtülmesiyle birlikte "sivil katliamı" iddiası yaygınlık kazandı.

Bununla birlikte, İranlı yetkililerin Suriye’ye yönelik açıklamalarına dikkatlice bakıldığında değişik alt mesajlar fark edilebiliyor. Özellikle, İsrail'in Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik provokasyonlarını ve işgal girişimlerini artırması İran'ın yeni Suriye liderliğine yönelik mesajlarının çeşitlenmesine yol açmış görünüyor. İran dış politikasının sembol isimlerinden Ali Ekber Velayeti'nin "Suriye'den talep gelmesi halinde yardıma hazırız" açıklamasını bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Gerçekten de Arap ve komşu ülkelerin yanı sıra Avrupa hatta Rusya’dan ihtiyatlı bir kabul gören yeni yönetime karşı en büyük tehdit İsrail ve kendisi için müttefik olarak tanımladığı Suriyeli........

© Anadolu Ajansı Analiz