Medreseleri tartışacak en son kişiler
Nagehan Alçı, “Bence medreseler eğitim verebilir” minvalinde bir açıklama yapmış. Doğrusu, bir şey eğer sadece Nagehan Alçı’nın “bencesi” ise, bunun benim açımdan hiçbir anlamı yok. Kaldı ki, kendi “bencesinin” ne kadar kıymet taşıdığını kendisi de biliyor olmalı. Fakat asıl üzücü olan başka bir şey var: Bin yıllık bir geleneğin, köklü bir ilim ve eğitim kurumunun, bugün Nagehan Alçı’nın diline dolanacak kadar sıradanlaştırılması. Medrese dediğimiz kurum, bir kişinin “olabilir” ya da “olamaz” demesiyle değer kazanacak veya değer kaybedecek bir kurum değildir.
Üstelik mesele yalnızca Nagehan Alçı’nın sözleriyle sınırlı değil. Fatih Altaylı da bu tartışmaya kendi penceresinden dahil olmuş ve Alçı’nın çocuklarını Türk müfredatıyla dahi ilgisi olmayan, Fransız Konsolosluk Okulu gibi bir okulda okutmasını gündeme getirerek medreseler üzerinden bir karşılaştırma yapmış. Hatta “Bu çocuklar medresede okusa, onun çocuklarına rakip olmaz” anlamına gelecek bir yaklaşım ortaya koymuş. İşte tam burada mesele medreseler olmaktan çıkıyor; insanların birbirlerine, özellikle de toplumun belirli kesimlerine nasıl baktığı meselesine dönüşüyor. Çünkü bu sözlerin altında, açıkça bir üstten bakış, bir sınıfsal küçümseme ve “avama” yönelik bir bakış açısı seziliyor.
Oysa medrese, sizin bugün tartışmaya açtığınız kadar basit bir kurum değildir. İslam medeniyetinin ilim tarihine........
