Kolonoskop ve İdris Naim Şahin
Maraş Caddesi’nde kaldırım taşlarıyla zikzaklı biçimde ilerliyordum.
Çocukken Andımız’da “Büyüklerimi saymak, küçüklerimi korumak” derdik.
Ama biz Küçükleri saymayı öğrendik
Yalçın Küçük, Veli Küçük, Cem Küçük…
Büyükleri saymayı ise hiç öğrenemedik.
Ben ilkokuldayken “büyüklerimizi saymak” denilince aklıma doğrudan Kenan Evren gelirdi.
Ben bunları düşünürken tanıdık bir sima önüme dikildi:
“Sence nasıl olacak memleketin hâli?”
Vertigonun getirdiği bulantıyı masum bir sarhoşluk sanarak yapıştırdım cevabı:
“Hep iyi olacağını umduk ama olmadı abi. Biz mi başaramadık, bilemem. Çocukluğumu Demirel, gençliğimi Erdoğan yedi. Bundan sonra kalan ömrümüzü kim yiyecek, onu belirlemek için çalışıyoruz. Enseyi karartmayalım ama işimiz zor.”
Altmışını çoktan devirmiş ağabeyimiz, kaldırımda derin bir iç çekip yere tükürür gibi konuştu:
“Benim çocukluğumu da gençliğimi de Demirel yedi bitirdi. Yaşlılığımı da Erdoğan yedi. Şimdi bu hâlde tahtalıköye bilet kesmeyi bekliyoruz.”
Devletin başı dönüyor.
Milletin başı dönüyor.
Çocukken bize ne öğretiyorlardı?
“Ali topu tut” diye...
Şimdi de alarm zilleri çalıyor.
Bir türlü teneffüse çıkamıyoruz.
Başımız dönüyor ama neden döndüğünü sormaya fırsat bulamadan başka bir gündem geliyor.
Tam yukarı çıkıyordum ki bizim memleketin Nezihe Muhiddin’i sayılabilecek “beyaz” kadınlardan biri sarı saçlarıyla önüme........
